SON DAKİKA

SEZAİ KARAKOÇ-4

Bu haber 06 Nisan 2018 - 0:02 'de eklendi ve 857 kez görüntülendi.

Sanatçıya yaklaşımı farklıdır. Sanatçının gözlem yapması değişiktir: “O, bir yorum dehası, bir açıklama furyasıdır. Anlatacak, anlatacak, bin ayrıntıyla görüşe aldanmamalarını dünya yurttaşlarına söyleyecektir.”(sh 21) Bu yorum, Şairi” Sanat, kaçsa da inkâr etse de ‘Tanrıya doğru’dur hep” fikrine götürür.(sh 23)

Sezai Karakoç, sanatçıda ilahî duyumlar olduğunu kabul eder. Çünkü sanatçı, “Peygamberler de gelmişlerdir; ama onlar ‘dosdoğru’ gelmişlerdir. ‘Gönderilmişler’dir. Gelmenin, gönderilmenin bilincindedirler. Oysa, sanatçı, çoğu kez geldiğini bile bilmez. Ya da çok sonraları onun farkına varır. Bazen da ta gidinceye kadar bu ‘geliş’ten haberli olmaz.”(sh 21) Şair’i inancından dolayı metafizikle fazla ilgilenir bulanlara adeta verilen cevap:”Şairler, hiçbir çağda, metafiziğe yabancı, fizikötesinden vareste olmadılar. Onda müstağni kalamazlar, ne yapsalar…”(sh 26) Karakoç’un İslamın Dirilişi adlı eserinde şehirlere seslenişi vardır:” Ey Dicle, Ey Bağdat, Ey Şam, Ey Fırat, Ey İstanbul, Ey Diyarbakır, Ey Nil, Ey Mısır, Ey aydınlık şehir Medine nerde senin kelimeleriyle, ürpertili sesleriyle, insanlığı, bal rengi bir insanüstüler bölgesine, ilhamın yüce dünyasına çeken şairlerin?”(sh 52)

Karakoç’un düzyazılarındaki gezintide şiir ve şair hakkındaki düşünceleri netleşmiştir, sanırım. Şair, daima inanç, kültür ve medeniyet üçgeninde şiiri ve şairi aramanın gerekliliğini ifade eder. Kendi köklerine yabancı olmanın, şairine ve şiirine bir şey kazandırmayacağı ortadadır.

Bu sebeple sanatçının misyonunun önemli olduğunu vurgular ve sanatçıyı görevlendirilmiş insan olarak tahayyül eder, kişi farkında olmaksızın. Karakoç’un düzyazılarında alıntıları çoğaltmanın ne gereği vardır? Zaten, şaire ve şiire yüklediği anlam, yeterince açık değil midir?

Sezai Karakoç’un Şiirlerinde Şiir-Şair İkilemi

 “İki dünya

Cin ve Melek beyi

Şairlerin örtüsüne özendiği

Gölgesiz peygamber” (1)

İlk şiir kitabı, Hızırla Kırk Saat’te geçer, bu dizeler. Sezai Karakoç’un tüm şiir kitaplarında mutlaka şiir’e ve şair’e ilişkin mana dolu ifadeler vardır. Şiirin tarifi, amacı, şairin görevi, şiirde duygu ve fikir… Şairin ikinci şiir kitabı Taha’nın Kitabı-Gül Muştusu’ndan:

“Evet yine de şiirdir beni ara sıra dinlendiren

Acıma aralıklar veren” (2)

Şiir, acıya aralıklar veren bir iç dökmedir, insanın yalnızlığını giderme aracıdır. Sadece şiir bu mudur?

“Şiir içimizdeki zindanların mahkûmudur”(3)

Evet, şiir içimizdeki zindanların mahkûmudur.

Söylenemeyenlerin sembolleştirildiği kelimelerden oluşan şiir, içimizdeki zindanların mahkûmudur.

Taha’yı Asım’casına günümüz insanına sunar:

“Bir şiir halinde gelen

Bir bilgi halinde gelen

O ses olmasa

Kapıdan ne umar ne bekler Taha

Kapı ki dostun yüzünde açılır” (4)

Taha kapıdan bir şey ummaz.

Kapı, ancak dost yüze açılır. Lakin Taha bir şiir, bir bilgi halinde gelen o sese aşinadır.

Fuzulî’nin dediği gibi:

“Ne yanar kimse bana âteş-i dilden özge

Ne açar kimse kapım bâd-ı sabadan gayrı”

Sezai Karakoç’un bu konu hakkında bir başka açılımı:

“Sen ey şair ki ellerini kollarını çarmıha gerdin

Ölüm ki tabiat üstü hayatların meneceri

En yeni buluşu intihardır.”(5)

Sezai Karakoç’un “Kapalı Çarşı” adlı şiiri, şairanelikten öte son yetmiş yıla ayna tutar:

 

Kar Şiiri

Karın yağdığını görünce

Kar tutan toprağı anlayacaksın

Toprakta bir karış kan görünce

Kar içinde yanan karı anlayacaksın

Allah kar gibi gökten yağınca

Karlar sıcak sıcak saçlarına değince

Başını önüne eğince

Benim bu şiirimi anlayacaksın

 

Bu adam o adam gelip gider

Senin ellerinde rüyam gelip gider

Her affın içinde bir intikam gelip gider

Bu şiirimi anlayınca beni anlayacaksın

 

Ben bu şiiri yazdım aşıkçeşiti

Öyle kar yağdı ki elim üşüdü

Ruhum seni düşününce ışıdı

Her şeyi beni anlayınca anlayacaksın. (6)

 

“Kar içinde yanan kar”, “Allahın kar gibi gökten yağması”, “Her affın içinde gelip giden bir intikam”, “Kar yağarken elin üşümesi”, “ve hele hele “Her şeyi beni anlayınca anlayacaksın” ifadesi şiirin karla ilgili olmadığını, şiirin fikir işçiliğini ortaya koyar.

 

Dördüncü şiir kitabında şairin inançsız olması halinde etkisizliğini şöyle belirtir, Sezai Karakoç:

“Beşinci oğul bir şairdi

Babanın git demesine gerek kalmadan

Geldi ve Batı’nın ruhunu sezdi

Büyük şiirle tasarladı trajik ve ağır

Batı’nın uçarılığına ve Doğu’nun kaderine dair

Topladı tomarlarını geri dönmek istedi

Çöllerde tekrar ede ede şiirlerini

Kum gibi eridi gitti yollarda(7)

Mehmet Ali ABAKAY
Mehmet Ali ABAKAYozdiyarbakirgazetesi@mynet.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
----------------------------------------------------------------------------------------------------