SON DAKİKA

SEZAİ KARAKOÇ-5

Bu haber 07 Nisan 2018 - 0:02 'de eklendi ve 1.405 kez görüntülendi.

Şairin kum gibi eriyip yollarda gitmesi, hissettiğini yaşamamasındandır. Hissettiğini yaşayan şairler, söylediklerini yaşamadıkları için olsa gerek unutulup gitmeye mahkûmdur. Doğu-Batı çekişmesini içine alan bu şiirin bütünü, insanımızın dramını tüm çıplaklığı ile içerir.

Yapı ustasının titiz işçiliği vardır, dizelerinde Sezai Karakoç’un. O, kelimelerle şiiri binasını kurarken kesinlikle kendini geçmişten soyutlamaz. Geçmişi bu güne taşıyarak geleceğe yönelik önemli ifşaatlarda bulunur:

Gülle başla şiire atalara uyarak

Ey şair kelimeler ülkesine gir gülle

Sezai Karakoç, un şiirinin dikkat çeken bir yanı da hemen hemen bütün şiirlerinde imla kurallarına ve noktalama işaretlerine yer vermemesidir. Bunu şu şekilde dile getirir:

“Ne noktayla ilgin var ne ünlem ne virgülle

Ey şair kelimeler ülkesine gir gülle”(8)

Şairin asırlarca beklenen ve asrın gebe olduğu hasreti, onu şiirlerinde soyuttan somuta doğru yönlendirir:

“Ayın çekimine uğradım Dicle’nin kuruyan dudağında

Çalkalandım durdum senin albeninle şiirin sıcağında”

Beşinci şiir kitabında şiir ve şairle ilgili Çeşmeler şiirinden:

Şimdi anlıyorum niçin

Eski şairler onların

Yapımına

Tarih düşerlerdi

..

Bilirlerdi çeşmelerin de

Kendileri gibi

Toplumun ortasında

Çağıldayıp durduğunu şairler

O insanlara susuzluğunu giderir

Arıtır ellerini ayaklarını

Şair de giderir ruh susayışını

Yıkar çirkefe batmış insan ruhunu

Ama ikisinin de alınyazısı en son

Unutulmak terk edilmek

Sırr olmak

Ait sayılmak eski uygarlıklara”

Çeşmeler II’de şair-çeşme, şiir-su arasında alaka kuran şair, Çeşmeler III’te şairlerin ve çeşmelerin toplumdan soyutlanmalarının getireceği tehlikeyi haber vermek ister:

“Taşını kırarsınız çeşmelerin

Başını kırdığınız gibi şairlerin

Ama onlar

Yağmurla alır abadırlar

Yer konuğudurlar göklerin

Çeşmeler VII’de kara mizahı belagatleştirmek vardır:

Kimi zaman çeşmeler

Karagözü bile şairleştirirler

Ve Karagöz söz arasına sıkıştırır

“Acemi sakaların elinden neler çeker Horhor Çeşmeleri”

Şiiri toplumda en büyük güçlerden biri olarak gören şair, şiire toplumdaki yanlışları ayıklayıp doğruları belletme görevi yükler:

“Ölümden baldan ayaklarıyla yürüyen şiirimle

Şehrin kılıcı sanki suda bir ay gibi kırılıyor şiirimle”(9)

Altıncı şiir kitabında şairle ilgili başlı başına bir şaheser… Adeta şiirle ilgili bugüne dek söylenmiş tüm sözler, yazılmış yazılar, yayınlanan kitaplar bir kenara itilmeli ve her şiir kitabının ilk sayfasına bu iki dize yazılmalı:

“Şairler yaşamadıklarını yazarlar

Ama o yazılacak olanı yaşarlarsa susarlar”(10)

Şairin toplum içinde saygın yerinin olduğunu belirtmek isteyen Sezai Karakoç, şaire Hızır’ı arkadaş seçer:

“Ve şair Hızıra arkadaş

Ab-ı hayat yolculuğuna çıkan” (11)

Yedinci şiir kitabında “ve sen şairsin kelimeler ülkesinde bilge” diyen Sezai Karakoç, hayatını şiirle bütünleştirir:

“Açtım bir fal gibi dün gece kitabımı

Kader meşaleli şiirlerle donandım” (12)

Şiirlerin kader meşaleli olanlarıyla donanan şairin, okuduklarının etkisinde kalmadığını ve yazdıklarını da bir daha okumadığını belirtirken, sürekli yenilme kaygısı içinde olduğu görülür:

“Ben her şiir okudum

Kendi şiirim hariç

Okuduğum şiiri yazmam

Yazdığım şiiri okuyamam” (13)

Şairin geride bıraktığı eserin şiirleri olduğunu belirten Sezai Karakoç, Mehmet Akif’i çağrıştırır.Mehmet Akif’in “Safahat Üstüne” adlı dörtlüğü:

“Arkamda kalırsın, beni rahmetle anarsın”

Derdim, sana baktıkça, a biçârekitâbım!.

Kim derdi ki : Sen çök de senin arkana kalsın,

Uğrunda harâb eylediğim ömr-i harâbım?” (14)

Sezai Karakoç’un ifadesiyle şair ve eseri:

“Önüne çıkar hayat yol kesen gibi

Soyulur çırçıplak gider şair

Bir deri bir kemik öteye geçtiğinde

Arkasında kalır şiir tomarı defteri”(15)

“Alın Yazısı Saati” adını taşıyan sekizinci kitabında Cenab-ı Hakk’a niyazda bulunur, dua eder:

“Onu koru Tanrım

Ona acı, Ona yardım elini uzat

Senin halkındır onun halkı

Onu uyandır onu şuurlandır

Ona bilgi ve güç ver

İleriyi görüş gücü ver

O, yeşilin şiiridir

Yeşil şiirdir onun ruhu

Hızırdır öncüsü artçısı halkın.”

Yeşil, İslâmî Medeniyet’in renkteki yansımasıdır. “Yeşilin Şiiri” derken “İslâmî Şiiri” ön plâna çıkartmak ister, Şair. Sezai Karakoç, “Ve Şair Hızıra arkadaş/Ab-ı hayat yolculuğuna çıkan” derken Hızır’a arkadaş olarak şairi seçiyordu. Burada da Yeşil Şiiri ruhunda özümsemiş bulunan şairin(:kendisinin) öncüsünün Hızır, destekçisinin halk olduğunu belirtir.

Tabii ki bu da Diriliş’tir. Gönül ister ki Sezai Karakoç, bir bu kadar şiir kitabı kazandırsın okurlarına. Şiir ve Şair arasında alakanın kesik olduğu bu dönemde gerçekten şiir alanında Diriliş Erleri’ne ihtiyaç vardır. Diriliş Şairleri’ninUstası’ndan şiir meydanında bir daha gür sesli şiirler bekleme de okurun hakkıdır.

Mehmet Ali ABAKAY
Mehmet Ali ABAKAYozdiyarbakirgazetesi@mynet.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
----------------------------------------------------------------------------------------------------