2025’ten Devralınan Güncel Sorunlar

Abone Ol

2026’da 2025’ten devraldığımız önemli sorunlar bulunuyor. Bunların başında, Terörsüz Türkiye ve siyasi davalar geliyor.

2025 yılı, Dünyada çalkantılarla, zıtlaşmalarla, savaşlarla dolu bir yıl oldu. Bu iniş çıkışların, adaletsizlikler, çatışmalar ve ekonomik istikrarsızlıkların 2026’da da devam edeceği endişesi hâkimdir.

Geriye dönüp baktığımızda 2025’ten devraldığımız belli başlı sorunları şöyle sıralamak mümkün:

2026’da Terörsüz Türkiye

1- Terörsüz Türkiye: PKK’nın silahları bırakması yoluyla, TBMM çatısı altında, Kürt sorununa siyasi çözüm bulma projesi.

2024’te MHP lideri Devlet Bahçeli’nin açılımıyla, 2025’e devrolmuştu. PKK lideri Abdullah Öcalan’ın bunu desteklemesiyle sembolik silah bırakması, TBMM’de bir Komisyon kurulması, Komisyonun AK Parti, DEM ve MHP’li üyelerinin, Öcalan’a gitmesi gibi, belli başlı adımlar atıldı da. Ancak bu adımlar, Özellikle, İsrail’in, Suriye üzerine kurduğu baskı ve SDG’yi desteklenmiş gibi görünmesiyle; tıkanma noktasına geldi.

ABD’nin Suriye’den çekilme vaatleri, yıl sonuna doğru tırmanan IŞİD (DEAŞ) eylemleriyle, rafa kaldırıldı. Ankara’nın SDG sabrının taşıp taşmayacağı ve sürecin akıbeti, 2026’da belli olacak.

2- Siyasi Davalar ve İmamoğlu: 2024’ten 2025’e devrolan bu konu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere ; CHP’li belediyelere yönelik yolsuzluk suçlamaları davalarıyla, 2025’in siyasi iklimine de damgasını vurdu.

CHP lideri Özgür Özel, siyasilerin, tutuksuz yargılanması talebiyle, İstanbul ve Türkiye sathında mitinglere başladı. Diğer yandan, CHP’de Özel yönetimini, yargı kararları yoluyla, devirmek için açılan davalar da devam ediyor.

Bu davaların çoğu, 2026’da sonuçlanıp siyasi ortamın daha da gerilip gerilmeyeceğini gösterebilir. İmamoğlu davası ise, İmamoğlu’nun gelecek seçimde aday olamayacağının kesinleşmesine dek sürüklenecek gibi….

3- Kara Para ve uyuşturucu Soruşturmaları: İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek, siyasi nitelikli davalarda olduğu gibi, 2025’in ikinci yarısında başlattığı; kara para aklama, vergi kaçakçılığı davalarında da ön plandaydı.

AK Parti ekosisteminde sayılan Can Holding, ardından Ciner Holding gibi iş gruplarına el konması, bu grupların, alışveriş konularından olan, Habertürk Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Akif Ersoy’un uyuşturucu nedeniyle tutuklanmasıyla ortaya çıkan ilişkiler ağı, 2026’da yeni davalara konu olacak.

Başka açıdan, Gürlek’in siyasi davaları, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden aday olup seçilmesi önündeki engelleri kaldırma, ikinci grup davaları ise AK Partiyi artık yük haline gelen safralardan temizleme olarak da görülebilir.

4- Geçim ve Seçim: Hem Cumhurbaşkanı Erdoğan, hem de Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in “Enflasyonu kontrol altına aldık, düşüyor” demeçlerine rağmen, geçim sıkıntısı, devam ediyor.

Türkiye, 2026’nın ilk gününe yani zamlarla uyandı. Enflasyonun, tahmin edilenden, daha yavaş olsa da gerilemesi; artan hayat pahalılığı karşısında sabit gelirleri aynı oranda artmayan, emekçileri ve emeklileri koruyamıyor.

TÜİK’in “İşsizlik azalıyor” beyanlarına rağmen, 2026’da özellikle tekstil gibi emek-yoğun sektörlerdeki gerileme, bu sektör temsilcilerinin yatırım ve üretim için özellikle işgücünün ucuz olduğu; Mısır ve Hindistanı tercihleri, sorun kaynağı olacağa benziyor.

Sayın Özgür Özel’in bütün ısrarına rağmen; Sayın Erdoğan’ın 2026’da seçime gitmeyeceğinin bir işareti de asgari ücretin işçilerle değil, işverenlerle belirlenmesi oldu.

5- Rusya-Ukrayna ve Karadeniz: Rusya-Ukrayna savaşının Avrupa ve Karadeniz’e yayılma eğilimi, şu anda, dünyadaki en büyük çatışma riski sayılıyor. Karadeniz’de vurulan gemiler, topraklarımıza gönderilen, düşen İHA’lar, 2026’da kuzey bölgemizdeki, tehlikenin de güneyimizdeki gibi tırmanacağını gösteriyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın, Rusya-Ukrayna savaşını bitirme misyonunu, Erdoğan’dan alma gayretinde oluşu; Siyasi, mali ve askeri olarak bunu yapma gücü var ama Türkiye’nin de örneğin 1936 Montrö gibi jeopolitik manivelaları varolduğuna ilişkin kaygı ve şüphelerin mevcudiyeti…

2026’da kuzey coğrafyamız da güneyimiz gibi ısınacağa benziyor…

6- İsrail, Gazze, Suriye, İran: İsrail karışmasa, 10 Mart Şam-SDG anlaşması, 2025’te uygulanmaya başlamış, Türkiye muhtemelen Terörsüz Türkiye sürecinde, SDG yi desteklemiş olsaydı; Bölgedeki Kürtler nezdinde, daha güçlü bir güven oluşturur ve hamilik sıfatını kazanırdı. Buna ilaveten, Türkiyedeki Kürt Halkı açısından daha çok birleştirici daha güçlü bir devlet imajını kazanırdı. Bu nedenle, fazla yol katetmiş olurdu.

İsrail, birincisi,

Suriye’de Ahmed Şara yönetimin, ülkede kontrolü ele almasını istemiyor,

ikincisi, İran ile hesabını kapatmış değil,

üçüncüsü, Türkiye’nin etki alanını artırmasını istemiyor.

Bu üçünün kesişme noktasında, Türkiden umudunu kesen SDG’nin,kendi çıkarları için İsrail çıkarları doğrultusunda güçlendirilmesi yatıyor.

Halen Ortadoğu’daki görünmeyen en ciddi çekişme,Türkiye-İsrail arasında. Buradaki asli mücadele sahası ise Gazze. !

Türkiye, yeni yıla, Cumhurbaşkanının oğlu Bilal Erdoğan’ın örgütlediği Gazze yürüyüşüyle başladı; Meclis’teki bütün partileri birleştiren tek konu, İsrail’in Filistinlilere zulmü…

Bu çekişme, 2026’da yılında da devam edecek…!

Askeri Sanayideki Gelişmelere gelince;

1- Askeri Sanayi: 2025 askeri sanayide yani ‘savunma sanayiinde, önemli atılımların yılı oldu.

Sadece Baykar ve TUSAŞ’ın insansız hava araçları konusundaki atılımları değil, ama örneğin ilk kez NATO üyesi ülkelere, Romanya ve Potekiz’e savaş gemisi, İspanya’ya uçak satışı; ASELSAN ve ROKETSAN’ın sadece, Türkiye’nin ihtiyacına göre silah tasarlayıp üretmeye başlaması ciddi eşiklerdir.

2026’da devam edeceği görülen, askeri sanayideki gelişmelerin, tıp başta olmak üzere , sivil alandaki, teknolojik gelişmelere de katkıda bulunması, keza sivil alanda, bilim ve teknoloji çalışmalarını desteklemesi beklenebilir.

2- Kürt Sorunu ve Demokratikleşme: Terörsüz Türkiye süreci, yani PKK’nın silah bırakıp kendini feshetmesi, Kürt sorununa, siyasi çözümün önemli bir parçası. Bunu, Türkiye’nin genel olarak demokratikleşmesinden, hukuk devleti ilkelerine, saygıdan ayrı düşünmek mümkün değil. 2026’da Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarının uygulanması, CHP’li belediye başkanlarının yargılanmasına, tutuksuz devam edilmesi gibi kararlar, siyasi havayı yumuşatıp Terörsüz Türkiye sürecini iç cephede kolaylaştırabilir.

Daha demokratik bir Türkiye, artık MHP lideri Bahçeli’nin dahi şikayetçi olduğu, yargı-siyaset ilişkilerindeki sorunlar gibi, Kürt sorununu da çözüm yönünden, geride bırakmış bir Türkiye olarak, önemli sorunların çözümünde, başarılı olmasını temenni ediyoruz.