23 Nisan, ulusal egemenliğin tarihsel ve kurucu momenti…

Abone Ol

Tarihsel Arka Plan incelendiğinde;ilk etapta,Meclisin Açılışı ve Egemenliğin Yeniden Tanımı ile karşılaşmaktayız.

I. Dünya Savaşı sonrasında Osmanlı Devleti’nin fiilen çözülmesi ve Mondros Mütarekesi ile başlayan işgal süreci, yeni bir siyasal merkez arayışını zorunlu kılmıştır. Mustafa Kemal Atatürk öncülüğünde yürütülen millî mücadele, meşruiyetini halk iradesine dayandırmıştır.

23 Nisan 1920’de Ankara’da açılan TBMM, klasik parlamentolardan farklı olarak yalnızca yasama organı değil; yürütme ve kurucu iktidarı da bünyesinde toplamıştır. Bu durum, “meclis hükümeti sistemi”nin en saf örneklerinden biridir.

Bu açılışla birlikte egemenliğin yeni sahibi, fiilen millettir. Nitekim 1921 Teşkilât-ı Esasiye Kanunu’nun 1. maddesinde yer alan “Hâkimiyet bila kayd ü şart milletindir” hükmü, bu tarihsel dönüşümün normatif ifadesidir.

II. Anayasal Boyut: Ulusal Egemenliğin Normatif İnşası,

23 Nisan’ın Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramının Anayasal boyut itibariyle, normatif inşası ve anayasal anlamı, yalnızca bir meclisin açılmasıyla sınırlı değildir; egemenliğin kaynağının normatif olarak yeniden tanımlanmasıdır.

Egemenlik kavramı, Jean-Jacques Rousseau’nun “genel irade” teorisiyle, John Locke’un halk rızası teorisiyle ve Fransız Devrimi sonrası, anayasal devlet anlayışıyla, benzer bir çizgide yeniden yorumlanmıştır.

Türkiye’de 1921, 1924, 1961 ve 1982 anayasalarının tümünde egemenliğin millete ait olduğu ilkesi korunmuştur. Ancak bu ilkenin uygulanış biçimi, dönemsel olarak değişmiştir. Bu yönüyle 23 Nisan, anayasal sürekliliğin kurucu referansıdır.

Çocuk Bayramı Boyutu ise, Siyasal Sembolizm ve Pedagojik İnşa sürecine tekabül etmektedir.

23 Nisan’ın çocuklara armağan edilmesi, siyasal iktidarın geleceği çocuklar üzerinden kurma stratejisidir. Çocuk, ulusun devamlılığının sembolüdür.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara yönelik yaklaşımı, modernleşme ideolojisinin eğitim merkezli karakteriyle bağlantılıdır. Eğitimli nesiller, cumhuriyetin taşıyıcısı olarak görülmüştür; bu tespit, evrensel düzeyde doğru bir yaklaşımdır.

Bu bağlamda, 23 Nisan törenleri; okul ritüelleri, şiirler, halk oyunları ve temsili makam devri gibi uygulamalarla “vatandaşlık pedagojisi” üretmektedir.

Sosyolojik ve Siyasal İşlev

23 Nisan kutlamaları toplumsal bütünleşmeyi sağlayan kolektif ritüellerdir. Émile Durkheim’ın ifade ettiği “kolektif bilinç” bu törenlerde yeniden üretilmektedir.

Aynı zamanda bu bayram, devletin kendi meşruiyet anlatısını yeniden ürettiği sembolik alanlardan biridir. Bayrak, marş, çocuk ve meclis imgeleri; ulusal kimliğin kurucu unsurlarıdır.

Sonuç olarak; 23 Nisan, Türk siyasal hayatında üç temel anlam taşımaktadır:

1. Ulusal egemenliğin tarihsel ilanı,

2. Anayasal devletin kurucu momenti,

3. Geleceğin yurttaşlarına yönelik pedagojik bir sembol.

Dolayısıyla 23 Nisan yalnızca bir millî bayram değil; Türkiye’de hukuk, siyaset ve toplum ilişkisini aynı anda görünür kılan kurucu bir tarihtir.

Bugün 23 Nisan’ı kutlamak; yalnızca geçmişi anmak değil, egemenliğin gerçekten millete ait olduğu demokratik bir düzen idealini canlı tutmaktır.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Milletimize Kutlu Olsun..!