ÖZEL HABER

39 yıllık fıstık üreticisinden Diyarbakır çiftçisine çağrı; Fıstığa yönelin

3 dönem Diyarbakır Sur Ziraat Odası Başkanlığı yapan ve 39 yıldır fıstık üreticiliği yapan Misbah Birel, Diyarbakır’ın fıstık üretiminde büyük bir potansiyele sahip olduğunu söyledi. Çiftçilerin yıllarca bu alana yönelmediğini belirten Birel, “Bu topraklar fıstık için çok uygun. Urfa ve Antep’ten bile daha verimliyiz. Çiftçilerimiz arpa ve buğdayın yanında fıstığa da yönelmeli” dedi.

Abone Ol

DİYARBAKIR HABER- Diyarbakır’da yıllarca tarım sektörünün içinde yer alan, 3 dönem Sur Ziraat Odası Başkanlığı görevini yürüten ve yaklaşık 39 yıldır fıstık üreticiliği yapan Misbah Birel, kentin tarımsal geleceğine ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Diyarbakır’ın iklimi ve toprak yapısının fıstık üretimi için son derece elverişli olduğunu belirten Birel, çiftçilerin bu potansiyeli geç fark ettiğini söyledi.

Yaklaşık 40 yıl önce fıstık üretimine başladığını anlatan Birel, görev yaptığı dönemde de çiftçileri bu alana yönlendirmeye çalıştığını ancak beklenen ilgiyi göremediğini ifade etti.

“Defalarca söyledim ama yönlendiremedik”

Diyarbakır çiftçisinin yıllarca geleneksel ürünlerden vazgeçmek istemediğini belirten Birel, şöyle konuştu: “Yaklaşık 40 yıl önce fıstık diktim. Ziraat Odası Başkanlığı yaptığım dönemde de birçok çiftçimizi bu konuda yönlendirmeye çalıştım. Ama maalesef çiftçilerimiz görmedikleri ve bilmedikleri için fıstığa yönelmedi. Defalarca söyledim; bu memleketin toprakları verimli, kaliteli topraklar. Özellikle kıraç alanlarda fıstık yetiştirilebilir dedim ama bir türlü bu dönüşümü sağlayamadık.”

“Diyarbakır’ın toprağı fıstık için çok uygun”

Diyarbakır’ın fıstık üretiminde bölgedeki birçok ilden daha avantajlı olduğunu savunan Birel, özellikle kıraç arazilerin değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Birel; “Bugün birçok kişi Urfa ve Gaziantep’i fıstıkla özdeşleştiriyor ama bizim arazilerimiz verim açısından onların üzerinde. Özellikle kıraç denilen alanlarda çok kaliteli ürün elde etmek mümkün. İklimimiz de son derece uygun. Diyarbakır’da olmaz diye bir şey yok” dedi.

“Türkiye’de verim rekoru kıracağım”

Kendi üretim rakamlarını da paylaşan Birel, oldukça iddialı konuştu; “Ben Türkiye’de verim rekoru kıracağıma inanıyorum. Şu anda 39 yıllık ağaçlarımdan ağaç başına yaş olarak 100 ila 150 kilo arasında ürün alıyorum. Kuru kavlak olarak ise yaklaşık 20 kilo verim elde ediyorum. Bu rakamlar tesadüf değil; doğru bakım ve doğru yöntemle elde edilen sonuçlar.”

Yeni diktiği ağaçlardan da umutlu olduğunu ifade eden Birel, üretimin giderek büyüdüğünü söyledi.

Birel; “1400 yeni ağacım var. Bunların yaşı 6-7 civarında. Şu anda onların üzerinde bile yüzlerce kilo ürün var. Bu da Diyarbakır’ın potansiyelini açıkça gösteriyor” ifadelerini kullandı.

Fıstık fabrikaları kurulursa binlerce kişiye istihdam sağlanır”

Fıstık üretiminin yalnızca çiftçiye değil, Diyarbakır ekonomisine de ciddi katkı sunacağını belirten Birel, işleme tesislerinin önemine dikkat çekti. Birel; “Bakın, fıstık üretimi arttığında bunun fabrikası kurulur, kurutma tesisi kurulur, iç işleme fabrikaları açılır. Bu da binlerce kişiye iş kapısı demektir. Urfa’dan Gaziantep’e kadar neredeyse her ilçede fıstıkla ilgili tesisler var. Bizde neden olmasın?” dedi.

“Çiftçiler hazırcı anlayışı bırakmalı”

Diyarbakır çiftçisine yönelik eleştirilerde de bulunan Birel, üretim anlayışının değişmesi gerektiğini savundu. Birel; “Bizim çiftçimiz biraz hazırcı. Hızlı sonuç almak istiyor. Bir ürün ekeyim, kısa sürede gelir elde edeyim anlayışı var. Ama tarım sabır işidir. Fıstık uzun vadeli ama çok kazançlı bir yatırımdır” ifadelerini kullandı.

“Binlerce fıstık ağacı dikin”

Çiftçilere net bir çağrıda bulunan deneyimli üretici, özellikle geniş kıraç arazisi olanların fıstık üretimine yönelmesi gerektiğini vurguladı. Birel, şu çağrıda bulundu; “Benim çağrım açık. Fazla arazisi olan çiftçilerimiz hiç olmazsa kıraç alanlarda binlerce fıstık ağacı diksin. Bu hem kendi kazançları hem Diyarbakır’ın ekonomisi için çok önemli. Ne kadar çok üretici olursa o kadar güçlü oluruz. Rakip çoğalır diye düşünmüyorum; tam tersine hepimiz kazanırız.”