Dolar 9,6155
Euro 11,2367
Altın 554,31
BİST 1.480
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 27°C
Az Bulutlu
Diyarbakır
27°C
Az Bulutlu
Pts 24°C
Sal 19°C
Çar 20°C
Per 22°C

BARODAN TACİZ, TECAVÜZ HABERİNİN “MAGAZİNLEŞTİRİLMESİNE” TEPKİ

BARODAN TACİZ, TECAVÜZ HABERİNİN “MAGAZİNLEŞTİRİLMESİNE” TEPKİ
A+
A-
04.03.2018
169

Diyarbakır Barosu Kadın Merkezi ve İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi Kadın Hakları Komisyonu Cuma günü bir Ajansı’n bir çocuğun yaşadığı tecavüzlerle ilgili yayınlanan haber ile ilgili orta bir basın açıklaması yaptı.

Açıklama basın özgürlüğünün teminat altına alınması gerektiğini ancak toplumun bilgiye erişim hakkının, temel yaşam hakkının önüne geçemeyeceğinin altı çizilmiş.

“Kamuoyunun bir ajansın Diyarbakır muhabiri F.B.’nin 02.03.2018 tarihi itibariyle çeşitli gazetelerde yayınladığı haberler ve muhabirin konuya ilişkin sosyal medya paylaşımlarıyla öğrendiği üzere; 2015 yılı Mart ayında 92 kişi hakkında Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde yaşayan F.B adlı kız çocuğuna cinsel istismar suçlamasıyla Kulp Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatılmış olup, soruşturması tamamlanan 21 kişi hakkında ise Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. Yargılamasına devam edilen bu istismar vakasında, tutuklu tüm sanıklar tahliye edilmiştir. Diğer 71 kişi hakkındaki soruşturma ise henüz tamamlanmamıştır.

Baro açıklamasında soruşturmanın gizliliği ve mahkemenin çocuğun yüksek yararı gereği davaya yayın yasağı konduğu ancak ilk günden itibaren mağdur çocuğa yaşadığı travmanın etkilerini minimalize etme gayretinde oldukları belirtilmiş.

Olayın adli mercilere intikal etmesiyle mağdur çocuk ve annesinin, şüpheli ve sanıkların yakınları tarafından ciddi baskı ve tehditlerine maruz kaldığı, mağdur çocuğun Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının koruması altına alındığı kaydedilmiş.

Yargılamanın başından beri önceliklerinin çocuğun yüksek yararını gözetmek olduğu,  yaşadıklarının onun suçu olmadığını hissettirmek için yanında olduklarını, daha fazla örselenmemesi için çaba sarfettiklerinin vurgulandığı açıklama şöyle devam ediyor.

“Bu tür vakalarda kamuoyu desteğinin önemini düşünerek mahkemeden yayın yasağını kaldırmasını talep ettik. Mahkeme son celsede yayın yasağını kaldırsa da, çocuğun bundan sonraki yaşamında güvenli bir yere yerleştirilmesi hususunda çocuk hakları alanında çalışan kurumlarla yaptığımız görüşmeler sonucu hem çocuğun can güvenliğini sağlayabilecek hem de çocuğa psikolojik destek sunabilecek ve bu alanda uzman olduğuna inandığımız kişilerin kabulü ile kısa süre içinde mağdur çocuğu güvenceye aldıktan sonra bu tür davaların en önemli ayağı olan basın kanadını aktif olarak kullanmayı hedefledik. Hatta bu davayı başından beri takip eden  Voice of Amerika, BBC Türkçe ve JinNews gibi ajanslar davanın haberini hazırlamalarına rağmen mağdur çocuğun vekilleri olarak tarafımızdan aldıkları görüş ve mağdur çocuğun menfaati gereği haberi yayınlamayı ertelemişlerdir.”

Baro, ajans muhabirinin davayı doğrudan takip etmediği halde, mağdur çocuğun can güvenliğine dair tüm tehlikelerin farkında olup dava avukatları olarak bu aşamada haber yapmaması yönündeki uyarılara rağmen istismar vakasını sosyal paylaşım sitelerinde yayınladığı, haberin hızla yayıldığı ifade edildi.

Açıklamada dava dosyasında herhangi bir yayın yasağı olmadığı için bu olaya ilişkin haber yapılmasının kanunen bir sakıncasının bulunmadığı ama gazetecilik meslek etiği ve cinsel istismar mağdurunun hayati tehlikesinin devam etmesi nedeniyle bu vakanın haber olarak işlenmesini zamansal olarak yanlış olduğu vurgulandı.

“Davaya ilişkin can güvenliği tehlikesini bilmesine rağmen bu hassasiyetin gözetilmemesi, bu davayı başından beri takip eden kadın avukatlardan görüş alınmaması, bu davanın takipçisi olan örgütlü kadın mücadelesinin görünmez kılınması, Diyarbakır’da ilk defa bir istismar davasında müdahillik talebinde bulunan tüm kurumların davaya müdahilliklerine mahkemece karar verilmesi gibi hususlara yer verilmemesi gazetecilik etik değerleri ve sorumluluğu ile bağdaşmamaktadır.

“Haberin veriliş tarzına ve diline bakıldığında davanın eril bir dille, sadece “sansasyonel” kısmı alıntılanarak yayınlandığı ve böylece bahsi geçen ajans ve muhabiri nezdinde bu davanın yalnızca magazinselleşmiş halinin haber değeri taşıdığı anlaşılmaktadır.”

Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi ve İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi Kadın Hakları Komisyonu olarak, ajans  ve muhabirinin cinsel istismar mağduru bir kız çocuğunun hayatını riske atma pahasına zamansız bir şekilde ve muhataplarından bilgi almadan sırf reyting uğruna haber yapmalarını gazetecilik sorumluluğu ile bağdaşmadığından kınıyor ve çocuğun bu haberden kaynaklı başına gelebilecek her türlü tehlikenin vicdani sorumluğunun kendilerinde olduğunu kamuoyunun bilgisine sunuyoruz.”

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.