Dolar 9,3218
Euro 10,8357
Altın 529,53
BİST 1.418
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 26°C
Çok Bulutlu
Diyarbakır
26°C
Çok Bulutlu
Sal 24°C
Çar 23°C
Per 24°C
Cum 25°C

“BENİM VATANDAŞIM İŞİNİ BİLİR…”

“BENİM VATANDAŞIM İŞİNİ BİLİR…”
A+
A-
14.01.2018
228

İnsanların hile ve sahtekarlığa, haksız kazanca ne kadar meyilli olduğuna örnek olsun diye bugün size birebir şahit olduğum birkaç olayı anlatmak istiyorum.

Anlatacaklarım hile ve sahtekarlıkların ne kadar çok olağanlaştığını göstermek açısından önemli.

Anlatacaklarım merhum cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın “Benim memurum işini bilir” sözü anımsatıyor.

Ben de şahit olduğum bu olaylar için “Benim vatandaşım işini daha iyi bilir” yorumunu yaptım.

Söz konusu kurum, işyeri ve kişilerin adını vermek doğru olmayacak ama anlatınca emeninim Eminim birçoğunu buna benzer olaylara şahitlik etmişsinizdir.

İlk olay Diclekent’teki bir rehabilitasyon merkezinden. Durum biraz hem emeğin sömürülmesi hem de aslında kurumsal dolandırıcılık da denebilir.

Rehabilitasyon merkezinde işten ayrılan bir öğretmen, işsizlik ödeneği için İŞ KUR’a başvurur.

Başvuru sırasında sigortasının eksik yatırıldığını öğrenir. Üç ayda bir giriş çıkış yapılmış gibi gösterilmiş. Böylece alacağı bir işsizlik maaşı hakkından da yoksun kaldığını öğrenir.

Merkezin muhasebecisini arayan öğretmen, idarecilerin ona üç ayda bir çıkış vereceksin talimatı  verdiğini öğrenir. Ayrıca her giriş çıkışta imzasının taklit edildiğini de bu şekilde ortaya çıkarır.

Olay dava sürecinde ama buna  “Benim rehabiltasyon merkezi yöneticilerim işini bilir..” diyebiliriz değil mi?

Anlatacağım ikinci olay da Kayapınar’da bir sitenin aylık aidatlarında ortaya çıkan bir hile. Hem de insanların dini duygularını sömüren ve karşı çıktığınızda sizi din karşıtı olmakla bile yaftala tehlikesini içinde barındıran kirli bir şark kurnazlığı mı desem bilemedim.

Malumunuz sitelerin gider kalemi çok. Kış aylarında doğal gaz  giderlerinden dolayı faturalar biraz kabarık gelir. Dikkatli bir site sakini gider kalemlerinin birinde site yakınlarında inşa edilen camiye bağış adı altında her bir daireye 15 lira eklendiğini farkeder.

İşgüzar site yöneticileri, cami ve hayır meselesine insanların itiraz edemeyeceğini düşünmüş olmalılar. 180 daireden 2700 lira gibi bir paradan söz ediyoruz.

Bizim dikkatli sakin, insanların dini duygularını suistimal eden bu yaklaşımdan rahatsız olur ve il müftülüğünü arar. Bağış olayının gönüllü olması gerektiğini, bunun aidat kalemlerine eklenerek mecburi kılınmasının dini açıdan ne kadar dürüst olduğunu sorar.

Müftülük, böyle bir şeyin doğru olmadığını, bilgileri dahilinde olmadığını söyleyerek durumu inceleyeceğini söyler.

Müftülük, camide görevlendirdikleri çalışanı arar, o kişi bunun site yönetimi tarafından alınan bir karar olduğunu ve gönüllü katılım olduğunu söyler. Müftülük tabi cami görevini ciddi bir şekilde uyarır.

Müftülükteki görevli, bina sakinini arayıp bu haksız durumu bildirildiği için teşekkür eder ve bu tür sahtekarlık durumlarında vatandaşların uyanık olması gerektiğini söyler, cami bağışlarının gönüllü olduğunu, vatandaşları mecbur kılmanın dinen yanlış olduğunu söyler.

İnsanların dikkatli olması ve buna benzer içinde hile sezilen durumların müftülüğe bildirilmesi gerektiğini söyler.

Bu olaya da “Benim site yöneticilerim işini bilir…”  diyebiliriz.

Önümüzdeki hafta anlatmaya devam edeceğim….

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.