Dolar 8,5492
Euro 10,0853
Altın 495,44
BİST 1.352
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 40°C
Sıcak
Diyarbakır
40°C
Sıcak
Paz 39°C
Pts 40°C
Sal 39°C
Çar 38°C

BİR ŞAİR VE AYASOFYA!..

BİR ŞAİR VE AYASOFYA!..
A+
A-
22.06.2020
3.118

Denebilir ki İstanbul camiler şehridir, minareler şehirlerin “şahadet” parmaklarıdır ki göğe doğru yükselirler, Müslümanlar ibadetlerini belli bir mekanda değil, yer yüzünün tamamında, hatta uzayda bile yapabilirler, buna rağmen ecdadımız ihtiyaç hasıl oldukça yaşadıkları yerleri camilerle donatmış, minarelerden günde beş vakit “Allahüekber” sedalarını yükseltmişlerdir.

Camiler İslam’ın sembolleridir, bazı camiler  de vardır ki bulundukları şehrin fethinin sembolü  olmuşlardır, tıpkı Ayasofya İstanbul’un fethinin sembolü olduğu gibi,  Cami-i Kebir Diyarbekir’in fethinin sembolü olduğu gibi bu mabetler böylesi özellikleriyle de önemlidirler, dünyada üç şehir vardır ki bunların fetihleri özellikle kutlanır, 1) Mekke-i Mükerreme, 2) İstanbul, 3) Diyarbekir.

Her sene miladi takvime göre 1 Ocak Mekke’nin fetih günüdür, 27 Mayıs Diyarbekir’in,29 Mayıs İstanbul’un, İstanbul’un fethi ile Diyarbekir’in fetihleri 2 gün ara ile kutlanır, bugünlerde İstanbul’un fethinin sembolü olan “Ayasofya” camii gündemi oluşturuyor, yeniden ibadete açılacak mı, açılmayacak mı?

1934 yılında Bakanlar kurulu kararı ile “müzeye” çevrilmiş  ve bugünlere böylece gelinmiştir, bu koca mabet Fethin sembolü olmasına rağmen ibadete aççık olmaması sebebiyle ma’şeri vicdan hep kanamıştır.

1954’te tek başına iktidara gelen Demokrat Parti arkasında halk desteği olduğu halde, Ayasofya’nın  “esaret” zincirini kırmamış, 2002’de yine tek başına iktidara gelen AK Parti de bu zincire dokunmamıştır, bugün deyim yerinde ise “top” Danıştay’a atılmıştır ki 2 temmuzda açıklanacak olan bu mahkemenin kararı ilgi ve merakla bekleniyor.

“Ali Ulvi Kurucu” bir İslam şairidir, Ayasofya’nın müze olarak kabul edildiği 1934 yılından 28 yıl sonra yani 1962 yılında yazdığı “Gümüş Tül” isimli kitabının 56. Sayfasında 76 mısralı “Ayasofya şiiri ile yüreğindeki acıyı dile getirmiştir,

 

İlk iki mısrasında şöyle diyor:

Ürperdi hayalim, bu nasıl korkulu rüya?..

Şaştım neyi temsil ediyorsun Ayasofya?..

 

Ve devam ediyor:

Çöller gibi ıssız, ne hazin ülke muhitin,

Yad el gibi, yurdunda garib olmalı mıydın?

 

Şairin feryadı devam ediyor

Bayram, Ramazan; Cuma, mübarek gecelerde,

Avize değil, mum bile yanmaz mı içerde?

 

Ve şu soru ne kadar manidar değil mi?

Hangi eller, sana akşamları zincir vuruyor,

Yüce feryadını, kimler boğuyor, susturuyor?..

 

Bu soruya da şöyle cevap veriyor:

Çağıdır ağlamanın, Ey Ulu Mabed ağla,

İhtikaam aldı Frenkler, seni ağlatmakla!..

Ayasofya nasıl bir anıt mabet ise Ali Ulvi Kurucu’nun bu şiiri de öyle bir anıt, gönül arzu ederdi tamamını sizlere okutmayı, lakin her arzu edilen olmuyor ki, tıpkı bu koca mabedin ibadete açılmasını arzu ettiğimiz gibi..

Selam ve dua ile.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.