DİYARBAKIR

Diyarbakır Ulu Cami’deki 2 boşluğun sırrı ne?

Diyarbakır Ulu Cami duvarındaki iki boşluğun, geçmişte yer alan kitabelerin izleri olduğu öne sürüldü.

Abone Ol

DİYARBAKIR HABER - Diyarbakır'da, Şehir Araştırmaları Merkezi kurucusu Mehmet Ali Abakay, Sur ilçesindeki İslam aleminin 5’inci Harem-i Şerif’i olarak kabul edilen Ulucami’nin duvarındaki 2 boşluğun, kayıp kitabelere ait olduğunu söyledi. Abakay, “İlk kitabe, geometrik desenli değil ve yeri boş. Diğeri de az ilerisinde mevcut olan kitabenin izi. Kitabe olmamış olsaydı böyle bir yerde bir iz, bir alamet olmazdı” dedi.

Eğitimci-yazar Mehmet Ali Abakay, kentin Kayapınar ilçesi Fırat Mahallesi’nde bulunan ve 3 oda 1 salondan oluşan dairede, 35 yılda biriktirdiği 200 bini aşkın kitapla açtığı ‘Şehir Araştırmaları Merkezi’ndeki kaynaklardan, Sur ilçesindeki İslam aleminin 5’inci Harem-i Şerif’i olarak kabul edilen Ulucami ile ilgili araştırmalar yaptı. Abakay, kaynaklardan elde ettiği verilerle, cami duvarının sağ ve sol tarafındaki 2 boşluğun, taş formunda kaybolmuş 2 kitabeyi işaret ettiğini söyledi. Kitabelerin akıbetiyle ilgili bir verinin de olmadığını belirten Abakay, “Diyarbakır ile ilgili, Türkiye'nin 81 şehri ile ilgili araştırmalar yapan bir yazarım. Bugün burada 2 kitabenin eksikliğini gün ışığına çıkardık. Öncelikle tarihi kaynakları araştırdık. Gezginlerin yani 'seyahatname yazan gezginlerin seyahatnamelerinde var mı' diye baktık ancak bulamadık. Daha sonra batılı yazarlar, şarkiyatçılar gelmiş. Maalesef bu 2 kitabenin akıbeti hakkında bilgi sahibi olmadık. Diyarbakır, 1515'te el değiştiriyor ve Osmanlı hakimiyetine giriyor. Bazen olabiliyor; kitabeler, gezgin adı altında şarkiyatçılar ya da misyonerler tarafından alınıp götürülebiliyor” dedi.

‘Yerlerinde izler mevcut’

Konunun Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından da araştırılması gerektiğini ifade eden Abakay, “İlk kitabe, geometrik desenli değil ve yeri boş. Diğeri de az ilerisinde mevcut olan kitabenin izi. Kitabe olmamış olsaydı böyle bir yerde bir iz, bir alamet olmazdı. Gerek Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan gerekse Vakıflar Genel Müdürlüğü'nden bu konunun araştırılmasını istiyoruz. Kitabeler belki Diyarbakır'daki Etnografya Müzesi deposunda da olabilir. Bu ortaya çıkarsa en azından bu çirkin görüntü de ortadan kaldırılır. Eğer çalışmalar sonuç vermezse de aynı şekilde bazalt taşından kesimler yapılır ve bu açıklık ortadan kaldırılmış olur diye düşünüyorum. Bir sultanın, bir padişahın kitabesi, bazen 3-4 cümle bile tarihteki bazı olayları değiştirebiliyor. O açıdan önemli görüyoruz” diye konuştu.