ÖZEL HABER

Diyarbakır’da eğitim sendikacılığına yeni yaklaşım: Hiçbir partinin arka bahçesi değiliz

Eğitim ve Bilim Gücü Dayanışma Sendikası (Eğitim Gücü-Sen) Diyarbakır Şube Başkanı Faysal Yentürk, sendikanın kuruluş felsefesini, apolitik duruşunu ve eğitim çalışanlarına sunduğu imkanları anlattı. Daha önce farklı sendikalarda görev aldığını belirten Yentürk, siyasi yapılardan bağımsız bir sendikal anlayış aradığını ve bu nedenle Eğitim Gücü-Sen’i tercih ettiğini söyledi.

Abone Ol

DİYARBAKIR HABER - Türkiye’de eğitim sendikacılığı uzun yıllardır siyasi kimlikler üzerinden tartışılırken, son yıllarda kendisini “apolitik” ve “siyaset üstü” olarak tanımlayan yeni sendikal yapılar da dikkat çekmeye başladı. Bu yapılardan biri olan Eğitim ve Bilim Gücü Dayanışma Sendikası (Eğitim Gücü-Sen), eğitim çalışanlarının hak mücadelesini herhangi bir siyasi parti, grup ya da ideolojik oluşumun etkisinden uzak yürüttüğünü savunuyor.

Yaklaşık 25 yıllık eğitimcilik deneyimine sahip olan Eğitim Gücü-Sen Diyarbakır Şube Başkanı Faysal Yentürk, sendikanın kuruluş felsefesini, eğitim çalışanlarına sunduğu hukuki ve sosyal destekleri, Diyarbakır’daki çalışmalarını ve eğitim sendikacılığına bakış açısını anlattı. Yentürk, öğretmenlerin ve eğitim çalışanlarının sorunlarının ancak bağımsız bir sendikal anlayışla çözülebileceğini belirterek, “Gücümüzü siyasi yapılardan değil, üyelerimizden alıyoruz” dedi.

Sayın Yentürk, uzun yıllardır eğitim camiasının içerisindesiniz. Daha önce aktif sendikacılık yapmadınız. Buna rağmen Eğitim Gücü-Sen’de şube başkanlığı görevini üstlendiniz. Neden bu sendikayı tercih ettiniz?

“Yaklaşık 25 yıllık eğitimcilik geçmişim var. Daha önce farklı sendikalarda üyeliklerim oldu ancak hiçbir zaman aktif yöneticilik yapmadım. Çünkü zamanla şunu gördüm; birçok sendika eğitim çalışanlarının sorunlarından çok belirli siyasi yapıların politikalarına yakın duruyor. Bir öğretmen olarak benim önceliğim eğitim çalışanlarının haklarıdır. Eğer bir siyasi yapıya yakın olursanız, o yapının yanlışlarını rahatça eleştiremezsiniz. Bu da öğretmenin sorunlarının çözümünü zorlaştırır.

2021 yılında kurulan Eğitim Gücü-Sen’in tüzüğünü, çalışma prensiplerini ve yöneticilerini inceledim. Üye profiline baktım. Bana hitap eden, gerçekten eğitim çalışanlarının sorunlarını merkeze alan bir yapı gördüm. 2024 yılında da sendikamıza katıldım. Genel merkezimizin uygun görmesiyle Diyarbakır’da temsilcilik görevini üstlendim ve bugün de aynı anlayışla çalışmalarımızı sürdürüyoruz”

Eğitim Gücü-Sen’in en çok öne çıkan özelliği “apolitik” olması. Bu yaklaşımı biraz açabilir misiniz?

“Biz hiçbir siyasi partinin, grubun ya da oluşumun arka bahçesi değiliz. Eğitim çalışanlarının haklarını savunurken siyasi kimlikler üzerinden hareket etmiyoruz. Çünkü öğretmenlerin önemli bir bölümü mevcut sendikal yapılarda kendini temsil edilmiş hissetmiyor. Türkiye’de çok sayıda öğretmen ve eğitim çalışanı sendikasız durumda. Bunun temel nedenlerinden biri de mevcut yapıların belirli siyasi görüşlerle özdeşleşmiş olmasıdır.

Biz ise öğretmenlerin siyasi tercihleriyle ilgilenmiyoruz. Kim hangi görüşten olursa olsun, eğitim çalışanıysa ve hak mücadelesi vermek istiyorsa bizim çatımız altında yer bulabilir. Türkiye genelinde yaklaşık 21 bin üyeye ulaşmış olmamız da bunun bir göstergesidir”

Bir öğretmen ya da eğitim yöneticisi neden Eğitim Gücü-Sen’i tercih etmeli?

“Çünkü bizde makam vaadiyle üye toplama anlayışı yok. Bazı çevrelerde sendika üyeliğinin yöneticilik ya da idarecilik için bir araç olarak görüldüğünü biliyoruz. Bizim böyle bir anlayışımız asla olmadı.

Sendikamızdaki yöneticilerin büyük bölümü kendi emekleriyle, girdikleri sınavlarla görevlerine gelmiş insanlardır. Ben de aynı şekilde eğitim yöneticisiyim. Hiçbir siyasi destek ya da referansla bu görevlere gelmedik. Bu nedenle üyelerimize de sadece hak mücadelesi sunuyoruz”

Diyarbakır ve bölge genelinde siyasi kimliklerin güçlü olduğu biliniyor. Apolitik bir duruş burada dezavantaj mı yoksa avantaj mı sağlıyor?

“Bizim de kişisel görüşlerimiz elbette var. Ancak bunları sendikal faaliyetlerin önüne koymuyoruz. Eğitim çalışanlarına herhangi bir siyasi düşünceyi empoze etmiyoruz. Eğitim Gücü-Sen’in temel çizgisi öğretmenin hak ve hukukunu korumaktır.

Bir öğretmen mobbinge maruz kalıyorsa onun yanında oluruz. Özlük haklarında sorun yaşıyorsa çözüm üretmeye çalışırız. Bizim mücadelemiz tamamen eğitim çalışanlarının mesleki ve sosyal hakları üzerinedir”

Hukuki destek konusunda üyelerinize ne gibi imkanlar sunuyorsunuz?

“Bu konuda oldukça hassasız. Üyelerimizin açtığı davalarda sendikamızın hukuk birimi devreye giriyor. Üyelerimizden ayrıca avukatlık ücreti ya da dava masrafı talep edilmiyor. Açılan davalarda tüm hukuki süreçleri sendika olarak takip ediyoruz.

Üyemizin haklı olduğu her konuda sonuna kadar yanında oluyoruz. Kazanılan ya da kaybedilen davalarda üyelerimize ek bir mali yük çıkarmıyoruz. Çünkü biz sendika aidatlarının yeniden üyelere hizmet olarak dönmesi gerektiğine inanıyoruz”

Milli Eğitim Müdürlüğü ve ilçe müdürlükleriyle ilişkileriniz nasıl?

“Şu ana kadar ziyaret ettiğimiz kurumlarda herhangi bir ayrımcılıkla karşılaşmadık. Diyarbakır’da da farklı illerde de eğitim yöneticileri bizi gayet olumlu karşılıyor. Çünkü biz sorunları çözmek için gidiyoruz. Yapıcı bir dil kullanıyoruz.

İl ve ilçe milli eğitim müdürlükleriyle görüşmelerimizde eğitim çalışanlarının taleplerini iletiyoruz. Çoğu zaman da bu taleplerin çözümü noktasında olumlu yaklaşımlar görüyoruz.

Son olarak eğitim çalışanlarına vermek istediğiniz mesaj nedir?

“Eğitim Gücü-Sen, Türkiye’nin gerçek anlamda apolitik ve bağımsız sendikalarından biridir. Hiçbir siyasi partinin, grubun ya da cemaatin etkisi altında değildir. Gücünü yalnızca üyelerinden alır. Bizim sendikamızda insanlar siyasi kimlikleriyle değil, eğitim çalışanı kimlikleriyle yer alır. Üyelerimizin sorunları karşısında onları yalnız bırakmayız. Genel Başkanımızdan il ve ilçe yöneticilerimize kadar herkes ulaşılabilir durumdadır. Ayrıca kadın temsiliyetine büyük önem veriyoruz. Türkiye genelindeki şube başkanlarımızın önemli bir bölümü kadınlardan oluşuyor. Diyarbakır’da da kadın yöneticilerimizin aktif şekilde görev almasını önemsiyoruz. Bizim için temel ölçü eğitim çalışanlarının hakkı, hukuku ve mesleki itibarıdır. Attığımız her adımda öğretmenlerin ve eğitim çalışanlarının yararını gözetmeye devam edeceğiz.