DİYARBAKIR HABER- Diyarbakır’da yerel, ulusal ve zincir marketlerde sebze ve meyve fiyatlarının fahiş seviyelere ulaşması hem vatandaşların hem de hal esnafının tepkisini çekti. Kentte yapılan denetimlerde, üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkının bazı ürünlerde katlanarak arttığı ortaya çıkarken, sektör temsilcileri yaşanan tabloyu “vicdansızlık” olarak nitelendirdi.
Özellikle temel tüketim ürünlerinde yaşanan fiyat uçurumu, dar gelirli vatandaşların alım gücünü ciddi şekilde düşürürken, Diyarbakır Sebze ve Meyve Komisyoncuları Odası Başkanı Murat Taş ile 40 yıllık hal esnafı ve eski oda başkanı Fırat Taş, denetimlerin artırılması çağrısında bulundu.
Denetimlerde dikkat çeken uçurum
Ticaret Bakanlığı ekiplerinin Diyarbakır’da gerçekleştirdiği denetimlerde, tedarik zinciri boyunca oluşan yüksek fiyat artışları dikkat çekti. Yapılan incelemelerde, Adana’dan yaklaşık 7 TL’ye alınan kapya biberin, aracı firmalar ve zincir marketler üzerinden tüketiciye neredeyse 200 TL’ye kadar ulaştığı tespit edildi.
Bu durum, hem esnaf hem de vatandaş cephesinde büyük tepkiye yol açtı. Hal esnafı, oluşan fiyat farklarının kendilerinden kaynaklanmadığını, aksine sistemdeki denetimsizlik ve aracılar nedeniyle fiyatların katlandığını savundu.
“Günah keçisi hal esnafı değil”
Yaklaşık 50 yıldır hal esnaflığı yapan Diyarbakır Sebze ve Meyve Komisyoncuları Odası Başkanı Murat Taş, fiyat farklılıklarının sorumlusunun hal esnafı olarak gösterilmesine tepki gösterdi.
Taş, hal ile market fiyatları arasında ciddi farklar olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi:“Sebze halinde ya da semt pazarlarında satılan fiyatlarla market fiyatları arasında uçurum var. Bunun en büyük nedeni denetim eksikliğidir. Biz bunu defalarca dile getirdik. Ama buna rağmen hal esnafı sürekli günah keçisi ilan ediliyor.”
Hal esnafının belirli bir kâr marjı ile satış yapmak zorunda olduğunu vurgulayan Taş, “Bizim satışlarımızda yaklaşık yüzde 30 kâr marjı vardır. Bunun üzerine çıkılması ne vicdanidir ne de insani. 30 liraya alınan bir ürünün 50 liraya satılması bile tartışılırken, çok daha yüksek fiyatlara satılması kabul edilemez” dedi.
“Bu paralar helal değil”
Fiyat artışlarının toplumun alım gücünü doğrudan etkilediğini ifade eden Taş, yüksek fiyatlarla satış yapanları sert sözlerle eleştirdi:“Bunun dışında kazanılan para helal değildir. İnsanların yeme gücünü düşüren bir sistem oluşmuş durumda. Vatandaş pazarda bile aldığı ürünün faturasını hal esnafına kesiyor. Oysa gerçek böyle değil.”
Vatandaşların tepkisinin yanlış adrese yöneldiğini belirten Taş, denetimlerin artırılması gerektiğini vurgulayarak, “Bakanlığın bu konuda daha sıkı denetimler yapmasını istiyoruz. Çünkü halkın korunması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
“50 yılda böyle dönem görmedim”
Sektörde yarım asrı geride bıraktığını belirten Murat Taş, mevcut durumu geçmişle kıyaslayarak şu değerlendirmede bulundu: “57 yaşındayım ve 50 yıldır halin içindeyim. Katiplikten hamallığa kadar her işi yaptım. Ama böyle bir fırsatçılık dönemini hayatımda görmedim. Esnafımız şu anda gerçekten kan ağlıyor.”
Fırat Taş; “Yüzde 300-400 kâr kabul edilemez”
Diyarbakır Meyve ve Sebze Komisyoncuları Odası eski Başkanı ve 40 yıllık hal esnafı Fırat Taş da piyasadaki dengesizliğe dikkat çekti. Türkiye genelinde sebze-meyve fiyatlarının belirli merkezler üzerinden şekillendiğini belirten Taş, maliyet ile satış fiyatı arasındaki uçurumun kabul edilemez olduğunu söyledi.
Taş, “Örneğin domatesin maliyeti 80 liraysa biz bunu o civarda piyasaya sunarız. Ama bu ürünün markette 170-180 liraya satılması normal değil. Makul olan, üzerine 15-20 lira koymaktır. Ama bugün yüzde 300-400 kârlarla satış yapılıyor” dedi.
“Denetimler artmalı”
Fahiş fiyat artışlarının önüne geçilmesi için denetimlerin şart olduğunu belirten Fırat Taş, Ticaret Bakanlığı’nın başlattığı denetimleri olumlu bulduklarını ifade etti. Taş, şöyle dedi; “Denetimler çok yerinde ve gerekli. Ama bunun sürekliliği sağlanmalı. Herkes denetlenmeli. Bu işin başka yolu yok. Yazıktır, günahtır. Vatandaş zaten geçinemiyor.”
Vatandaşın alım gücü düşüyor
Artan fiyatların doğrudan vatandaşı etkilediğini belirten Taş, özellikle dar gelirli ailelerin temel gıdaya ulaşmakta zorlandığını vurguladı. Taş, “Bugün bir vatandaş pazara ya da markete gittiğinde bir poşet ürüne 4-5 bin lira ödüyor. Ayda birkaç kez alışveriş yaptığında maaşı tamamen bitiyor. Peki geriye ne kalıyor? Ekmek, yağ, çay, çocukların ihtiyaçları nasıl karşılanacak?” dedi.
Çözüm: Şeffaflık ve sıkı denetim
Hem mevcut oda yönetimi hem de eski başkan, çözümün şeffaf fiyat politikası ve sıkı denetimden geçtiği konusunda hemfikir. Hal esnafı, fiyatların üretimden tüketiciye kadar her aşamada kontrol edilmesini ve fırsatçılığa izin verilmemesini istiyor.
Diyarbakır’da yaşanan bu tablo, yalnızca yerel bir sorun olmaktan çıkıp Türkiye genelinde tartışılan gıda enflasyonu ve denetim eksikliği konusunu bir kez daha gündeme taşırken, gözler yetkililerin atacağı yeni adımlara çevrildi.