DİYARBAKIR HABER- Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin önemli hayvancılık merkezlerinden biri olan Diyarbakır'ın Bağlar ilçesine bağlı Karacadağ Mahallesi'nde asırlardır sürdürülen koyun kırkma geleneği bu yıl da imece usulüyle devam ediyor. Havaların ısınmasıyla birlikte başlayan kırkım sezonunda köylüler, akrabalar ve komşular bir araya gelerek her gün farklı bir sürünün kırkımını gerçekleştiriyor.
Karacadağ'ın geniş meralarında yetiştirilen koyunlar, yaz sıcakları başlamadan önce kırkılıyor. Bölge halkı tarafından sadece bir hayvancılık faaliyeti olarak görülmeyen kırkım işlemi, aynı zamanda dayanışma kültürünün en önemli örneklerinden biri olarak yaşatılıyor.
Kırkım sırasında onlarca kişi bir araya geliyor. Bir grup koyunları hazırlarken, diğerleri kırkım işlemini gerçekleştiriyor. Aynı zamanda hayvanların sağlık kontrolleri yapılıyor, gerekli aşıları uygulanıyor ve sürü içerisinde kaybolmalarını önlemek amacıyla boya ile işaretleme yapılıyor.
Yıllardır bu geleneğin içinde yer aldığını belirten Mehmet Yaray, Karacadağ'da kırkımın nesilden nesile aktarıldığını söyledi.
Yaray, "Hayvancılık yapıldığından beri burada bu gelenek devam ediyor. Akrabalarımızla, köylülerimizle el birliği yaparak her gün bir kişinin koyunlarını kırpıyoruz. Bugün benim sürüm, yarın komşumun sürüsü oluyor. Bu bölgede artık gelenek haline gelmiş durumda" dedi.
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte birçok bölgede elektrikli makinelerin kullanılmaya başlandığını ancak Karacadağ'da hâlâ makas tercih edildiğini ifade eden Yaray, bunun nedenini şöyle anlattı: "Makineyle kırkım daha hızlı yapılıyor ama hayvanlar daha fazla ürküyor. Makine yünü daha kısa kestiği için güneşten daha fazla etkilenebiliyorlar. Makasla yapılan kırkımda hayvanın üzerinde koruyucu bir tabaka kalıyor. Bu nedenle biz eski usulü tercih ediyoruz."
Kırkım sırasında hayvanların ürkebildiğini belirten Yaray, "Hayvanlar ister istemez korkuyor. Bu yüzden kontrollü şekilde yere yatırıp ayaklarını bağlıyoruz. Dikkat edilmezse hem hayvana hem de kırkımı yapan kişiye zarar verebilecek bir iş" diye konuştu.
Bölgede kırkım sezonunun normal şartlarda Nisan sonu ve Mayıs başında başladığını söyleyen Yaray, bu yıl havaların serin gitmesi nedeniyle çalışmaların geciktiğini belirterek, "Normalde Mayıs ayında başlıyoruz. Bu yıl hava biraz soğuktu. O nedenle Mayıs sonuna kaldı. Yaklaşık bir hafta on gün boyunca bölgedeki sürülerin tamamını kırkıyoruz" ifadelerini kullandı.
Kırkımın ardından hayvanlara boya vurulduğunu da anlatan Yaray, "Koyunlar kırkıldıktan sonra birbirlerine daha çok benziyorlar. Her ne kadar kulak küpeleri olsa da boya sayesinde sürü içerisinde ya da kaybolduğunda daha kolay tespit edilebiliyor" dedi.
Yaklaşık 20 yıldır kırkım yaptığını belirten Mehmet Karacadağ ise imece kültürünün bölgedeki en güçlü geleneklerden biri olduğunu söyledi. Karacadağ, "Yaklaşık 20 yıldır bu işi yapıyorum. Her yıl aynı şekilde devam ediyoruz. Bir ailenin koyunları bitince diğer aileye geçiyoruz. Hep birlikte birbirimize yardım ediyoruz" dedi.
Hayvancılık maliyetlerinin her geçen yıl arttığını dile getiren Karacadağ, özellikle aşı ve veteriner giderlerinin üreticiyi zorladığını ifade etti.
Karacadağ, "Eskiden birkaç bin liraya alınan bazı aşılar bugün 18 bin liraya kadar çıktı. Bunun yanında vitaminler, ilaçlar, bakım giderleri var. Her mevsimde ayrı bakım yapmak gerekiyor. Arpası, samanı, çoban gideri derken maliyetler oldukça yükseliyor" diye konuştu.
Karacadağ, buna rağmen geleneksel yöntemlerden vazgeçmediklerini belirterek, "Şehirlerde artık makineler kullanılıyor. Ama biz Karacadağ'da hâlâ makasla kırkıyoruz. Hem daha sağlıklı olduğuna inanıyoruz hem de atalarımızdan kalan bu geleneği yaşatmaya çalışıyoruz" dedi.
Karacadağ'da koyun kırkımı yalnızca hayvanların yaz sıcaklarından korunmasını sağlamıyor. Elde edilen yünler aynı zamanda bölgenin önemli kültürel mirasları arasında yer alan kilim, heybe, çeyizlik dokuma ve çeşitli el sanatlarında kullanılmaya devam ediyor.
Genellikle Nisan sonu ile Haziran ayları arasında gerçekleştirilen kırkım dönemi, Karacadağ'da adeta bir şenlik havasında geçiyor. Sabahın erken saatlerinde başlayan çalışmalar gün boyu sürerken, köylüler hem işlerini görüyor hem de dayanışma kültürünü gelecek nesillere aktarıyor.
Asırlardır süregelen bu gelenek, modernleşen dünyaya rağmen Karacadağ'ın meralarında yaşamaya devam ediyor.