DİYARBAKIR HABER- Diyarbakır’da düzenlenen bir anma programında ortaya çıkan çarpıcı detay, kamuoyunda tartışma yarattı. Diyarbakır Tanıtma Kültür ve Yardımlaşma Vakfı tarafından gerçekleştirilen, Ermeni yazar Mıgırdiç Margosyan için düzenlenen anma töreninde okunan anma mesajı, Sur’un geçmişine dair dikkat çeken bir gerçeği yeniden gündeme taşıdı.
2004-2014 yılları arasında iki dönem üst üste Sur Belediye Başkanlığı yapan Abdullah Demirbaş tarafından gönderilen ve Yazar Şehmus Diken tarafından okunan mektupta; Sur ilçesinin adının “Dikranamed” olarak değiştirilmesinin bir dönem resmi olarak gündeme alındığı ifade edildi. Demirbaş, belediye meclisinin bu yönde karar aldığını ancak dönemin devlet yetkilileri tarafından bu kararın kabul edilmediğini açıkladı.
Demirbaş mesajında, Margosyan’ın sadece bir yazar değil, aynı coğrafyada yaşayan farklı halkların birlikte yaşam kültürüne ışık tutan önemli bir değer olduğunu vurguladı. “Mücadelemizde ışık olacak” sözleriyle başlayan mesajda, Margosyan’ın özellikle Ermeni halkının dili ve kültürü üzerine yaptığı çalışmaların yanı sıra, toplumsal yüzleşme ve birlikte yaşam konusunda önemli katkılar sunduğu ifade edildi.
“Üç Dil, Üç Kitap Üç sokak”
Görev yaptığı dönemde hayata geçirilen projelere de değinen mektupta Demirbaş, “üç dil, üç kitap, üç sokak” çalışmasıyla kültürel hafızaya katkı sunmayı hedeflediklerini belirtti. Mektupta, Margosyan’ın doğduğu sokağa isminin verildiğini, bir eserinin üç dile çevrildiğini ve bu çalışmaların geçmişle yüzleşme açısından önemli olduğunu dile getirdi.
Ayrıca “vicdan anıtı” projesine de değinen Demirbaş, bu çalışmaların halkların yaşadığı acılarla yüzleşmek adına sembolik bir anlam taşıdığını söyledi. Ancak en dikkat çekici bölüm ise Sur’un isminin değiştirilmesine yönelik girişim oldu.
“Eksik ve İçimizde Burukluk olarak kaldı!”
Demirbaş, “Eksik kalan ve içimizde burukluk olarak kalan, Sur Belediyesi’nin adını Dikranamed olarak değiştirme kararını onun önerisiyle düşünmüştük. Belediye meclisimiz bu kararı aldı ancak ne yazık ki o dönemdeki devlet yetkilileri bunu kabul etmedi” ifadelerini kullandı.
Ortaya çıkan bu açıklama, yerel yönetim kararlarının merkezi idare tarafından nasıl şekillendirildiği tartışmasını yeniden gündeme taşırken, Sur’un tarihi ve çok kültürlü kimliği üzerinden yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.