Yaz mevsimi, güneşin en cömert yüzünü gösterdiği dönemdir. Ancak Diyarbakır'da yaz ayları, sadece sıcak değil, zaman zaman hayatı tehdit eden hava koşullarını da beraberinde getiriyor. Termometrelerin 45 derecenin üzerine çıktığı günlerde, özellikle öğle saatlerinde dışarıda bulunmak ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.
Her yıl benzer uyarılar yapılıyor. Uzmanlar, özellikle 11.00 ile 16.00 saatleri arasında zorunlu olmadıkça dışarı çıkılmaması gerektiğini söylüyor. Fakat ne yazık ki birçok kişi bu uyarıları günlük hayatın yoğunluğu içinde göz ardı edebiliyor. Oysa güneş çarpması, sıvı kaybı ve sıcak kaynaklı rahatsızlıklar, sadece yaşlıları değil çocukları, kronik hastaları ve hatta sağlıklı bireyleri bile etkileyebiliyor.
Diyarbakır'ın kavurucu sıcağı, açık alanda çalışan emekçiler için ise çok daha ağır bir sınav anlamına geliyor. İnşaat işçileri, belediye çalışanları, çiftçiler, kuryeler ve gün boyunca güneş altında çalışmak zorunda kalan binlerce kişi, ekmek mücadelesi verirken sağlıklarını da riske atıyor. Bu nedenle işverenlerin çalışma saatlerini sıcak hava koşullarına göre düzenlemesi, çalışanların sık sık dinlenmesine ve su tüketmesine imkan sağlaması büyük önem taşıyor.
Vatandaşlar olarak bizlere de önemli görevler düşüyor. Gün içinde bol su tüketmek, açık renkli ve hafif kıyafetler tercih etmek, şapka ve güneş gözlüğü kullanmak, mümkün olduğunca gölge alanlarda bulunmak basit ama etkili önlemler arasında yer alıyor. Susamayı beklemeden su içmek, sıcak havalarda sağlığımızı korumanın en temel kurallarından biridir.