DİYARBAKIR HABER - Eğitim ve Bilim Gücü Dayanışma Sendikası (Eğitim Gücü Sen) Genel Başkanı Oğuz Özat, Diyarbakır ziyaretinde Öz Diyarbakır Gazetesi’ne eğitim sisteminden öğretmenlerin ekonomik sorunlarına, sendikal anlayıştan yeni Maarif Modeli’ne kadar birçok konuda dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
Siyasi kutuplaşmanın sendikacılığı işlevsiz hale getirdiğini savunan Özat, öğretmenlerin ekonomik zorluklar nedeniyle mesleklerini icra etmekte zorlandığını belirterek, “Öğretmen mutlu değilse eğitimden verim alınamaz” dedi. Eğitim Gücü Sen’in hiçbir siyasi yapının arka bahçesi olmadığını vurgulayan Özat, öğretmenlerin ve eğitim çalışanlarının sorunlarının çözümü için hem iktidarla hem de muhalefetle diyalog kurduklarını söyledi.
Sizi tanıyabilir miyiz? Eğitim Gücü Sen’in kuruluş hikâyesi nasıl başladı?
“Sivas’ın Gürün ilçesinde doğdum. Yaklaşık 26 yıldır eğitim camiasının içindeyim. Asıl branşım psikolojik danışmanlık. Yüksek lisansımı aile ve evlilik terapisi alanında yaptım. Bir dönem Türk Psikolojik Danışmanlar ve Rehberlik Derneği Genel Başkanlığı görevinde bulundum. O süreçte sendikalarla sürekli temas halindeydik. Meslektaşlarımızın taleplerini iletiyor, eylem çağrıları yapıyor, ortak çalışmalar yürütmek istiyorduk. Ancak ciddi bir tıkanmışlık vardı. Talepler karşılık bulmuyordu. Bir de o dönem öğretmenlerin sömestr tatilinin eğitim amaçlı kullanılması yönünde bir yasa değişikliği yapıldı. Buna tepki gösterdik. Fakat gördük ki eğitim çalışanlarının sorunları gerçek anlamda sahiplenilmiyor. Bunun üzerine yeni bir sendikal anlayış oluşturma fikri doğdu.”
Eğitim Gücü Sen’i kurarken temel hedefiniz neydi?
“Biz hiçbir sendikadan bölünerek çıkmadık, hiçbir sendikaya tepki olarak da kurulmadık. Özellikle bizden istenen şey; herhangi bir siyasi partiye, cemaate veya gruba bağlı olmamamızdı. Hatta siyasi bir yönelimimizin dahi olmaması yönünde talepler vardı. Bu benim de hayalimdi. Yaklaşık dört yıldır bu çizgimizi koruyoruz. Tüm siyasi partilerle görüşebiliyoruz. Mecliste bulunan veya bulunmayan siyasi partilere taleplerimizi iletebiliyoruz. Hükümet partisiyle de muhalefet partileriyle de rahatça görüşüyoruz. Çalıştaylara katılıyor, eğitimle ilgili hazırladığımız raporları, akademik çalışmalarımızı paylaşarak katkı sunuyoruz”
Neden yeni bir sendikaya ihtiyaç duyuldu?
“Başkanlık sistemiyle birlikte siyasi partiler ittifaklara ayrıldı. Bir tarafta iktidara yakın sendikalar, diğer tarafta muhalif sendikalar oluştu. Muhalif sendikalar bakanlıkta ve mecliste karşılık bulamıyor, iktidara yakın olanlar ise hükümet neyi gündem yapıyorsa onu konuşuyordu. Bir başka ifadeyle biri konuşamıyor, diğeri konuşmak istemiyor. Bu da öğretmenleri yalnız bıraktı”
Genç öğretmenlerin size yönelmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
“Üyelerimizin yaş ortalaması 29. Bu çok önemli. Gençler siyasete bulaşmamış, siyasetin emrinde olmayan bir sendika arıyor. Bunu araştırmalarımızda gördük. Bir önceki Diyarbakır ziyaretimde üyelerimizle buluştuğumda özellikle Din Kültürü öğretmenlerinin yoğun olduğunu gördük. Kendilerine nedenini sorduğumuzda, “Bizi hükümete yakın görüyorlar, bundan rahatsız oluyoruz” dediler. İnsanlar artık etiketlenmek istemiyor”
Eğitim Gücü Sen’in en önemli farkı nedir?
“Bugün iktidara yakın sendikalar muhalefete rahat gidemiyor. Muhalif sendikalar da hükümetle sağlıklı ilişki kuramıyor. Biz ise her kesimle görüşebiliyoruz. Bize kimse “neden oraya gittiniz?” diyemiyor. Muhalefet partilerine de gidip “Şu konuları gündeme taşıyın” diyebiliyoruz. Çünkü demokratik bir ülkede muhalefetin gündemi de önemlidir. Ankara’da bunun karşılığını görüyoruz. İyi ki bu sendikayı kurmuşuz diyorum. Gerçekten büyük bir boşluğu doldurduk”
Memur zamları konusunda sendikaları neden eleştiriyorsunuz?
“Hakem heyetine gidilmemesi gerektiğini söyledik. Çünkü gidilmese memur maaşları bütçe görüşmelerinde Meclis’te ele alınacaktı ve üç ay boyunca gündemde tutulabilecekti.
Ancak yetkili sendika ve ikinci büyük konfederasyon önce gitmeyeceklerini açıkladılar, ardından siyasi baskılarla gidip hükümetin teklifini kabul ettiler. Bu sendikacılık değildir. Ben şu ceketimi üyemin ödediği aidatla alıyorum. Bunu hiçbir zaman unutmamamız gerekiyor.”
Maaş politikanız nasıl?
Ben göreve gelirken söz verdim. Maaşım başöğretmen maaşı kadar olacak dedim. Altı ayda bir de bunu açıklıyoruz. İl başkanlarımız maaş almıyor. Gönüllülük esasıyla çalışıyorlar. Bugün Diyarbakır’da da yaklaşık on bölge başkanımız var. Hepsi tamamen gönüllü emek veriyor.”
Türkiye’de eğitim sistemini nasıl değerlendiriyorsunuz?
“Geçen yıl Maarif Modeli açıklandı. Çok ilginç bir tablo oluştu. Muhalif sendika 20 dakika içinde “mürid yetiştirme modeli” dedi. İktidara yakın sendika ise yine 20 dakika içinde “değerlerimizi koruyan mükemmel bir model” açıklaması yaptı. 7000 sayfalık bir metin 20 dakikada okunabilir mi? Biz 20 gün boyunca akademisyenlerimizle, üyelerimizle, branş bazında çalışarak modeli değerlendirdik. Eksiklerini ve olumlu yönlerini raporlaştırıp Milli Eğitim Bakanlığı’na ve siyasi partilere sunduk”
Maarif Modeli uygulanabiliyor mu?
“Aslında çağdaş eğitim anlayışına uygun bir model. Yaparak yaşayarak öğrenme temelli bir sistem. Ancak okullarımız hâlâ klasik sistemle yönetiliyor. Bir fen bilgisi öğretmeni bana “Mikroskop yok, ben bu uygulamaları nasıl yaptırayım?” diyor. Fiziki şartlar düzeltilmeden bu modelin tam uygulanması mümkün görünmüyor”
Okullardaki en büyük sorun nedir?
“Güvenlik. Yaklaşık 70 bin okulun hiçbirinde devletin sağladığı güvenlik personeli yok. Avrupa Birliği, PİKTES kapsamında Suriyeli öğrencilerin bulunduğu okullara güvenlik görevlisi koydu. Yani bize Avrupa düşünmüş. Ama kendi çocuklarımız için devlet bunu sağlamıyor. Bir olay olduğunda okul müdürü açığa alınıyor ama güvenlik görevlisini koymayanlar hesap vermiyor”
Okulların ekonomik sorunları neler?
“Okulların bütçeleri yetersiz. Temizlik malzemesi için, deterjan için okul müdürleri sürekli çözüm arıyor. Eskiden velilerden destek isteniyordu, şimdi o sistem de kapatıldı. Biz de doğru buluyoruz. Eğitim devletin görevidir. Eğitim, sağlık ve güvenlik kamusal hizmettir”
Öğretmenlerin ekonomik durumu ne seviyede?
“Öğretmen aç derse giriyor. 65-70 bin lira maaş alan öğretmenler, maaşlarının 30-40 bin lirasını kiraya veriyor. Ulaşım masraflarıyla birlikte geriye çok az para kalıyor. Bir dışarıdan yemek siparişi verdiğinde kendisini ödüllendirmiş hisseden öğretmenler var. Mutlu olmayan öğretmenden verim bekleyemeyiz.”
Liselerde zorunlu eğitim devam etmeli mi?
“Biz liselerde zorunlu eğitimin yeniden tartışılması gerektiğini düşünüyoruz. Meslek liselerine gerçek anlamda önem verilmesi gerekiyor. Ben torna tesviye mezunuyum. Okulumu ziyaret ettim, hâlâ aynı makineler duruyor. Teknoloji değişmiş ama eğitim sistemi değişmemiş.
Sürekli değişen eğitim sistemine bakışınız nedir?
Bakana göre eğitim politikası olmaz. Milli Eğitim Bakanlığı’nın isminde “milli” var. Eğitim sistemi kişilere göre değişmemeli. Bir bakan geliyor, anaokulu açıyor. Sonraki bakan onları kapatıyor. Bir proje başlatılıyor, sonra başka bir yönetim geliyor ve sona erdiriyor. Bu kadar değişim eğitime zarar veriyor”
Sendikacılık anlayışınız nedir?
“Biz bağıran, kapı kıran, kavga eden bir sendika değiliz. Bir öğretmenimizin Diyarbakır’da sorunu mu var? Önce il müdürünü arıyoruz. Olmazsa ilçe müdürünü arıyoruz. Olmazsa genel müdürlüğü arıyoruz. Diyalogla çözülmezse hukuk yoluna gidiyoruz. Geçen yıl 1400 dava açtık. Üyelerimizden dosya masrafı dahi almadık.”
Üyelerinize ne gibi hizmetler sunuyorsunuz?
“Sadece geçen yıl 15 bin kişiye ücretsiz sertifikalı eğitim verdik. EMDR eğitimi piyasada 90 bin lira. Şema terapi, BDT ve birçok eğitimi üyelerimize ücretsiz veriyoruz. Diksiyon eğitimi alan üyelerimiz Halk Eğitim Merkezlerinde görev alarak ek gelir elde edebiliyor.”
Son olarak Diyarbakır’a ne söylemek istersiniz?
“Diyarbakır bizim için sembol şehirlerden biridir. Ankara, İstanbul, İzmir neyse Diyarbakır da odur. Buraya üçüncü gelişim. Her zaman gelmeye devam edeceğim. Diyarbakır doğunun gülüdür. Buradan tüm öğretmenlerimize selam gönderiyorum. Öğretmen mutlu olursa eğitim güçlenir. Eğitim güçlenirse Türkiye güçlenir. Bizim mücadelemiz de tam olarak bunun içindir”