Fırsatçılık Genimizde mi Var?

Abone Ol

Sıcakların artmasıyla klima ve serinletici fiyatlarının fırlaması, benzine cüzi bir zam geldiğinde akaryakıttan gıdaya kadar her şeye zam yapılması, elektriğe zam geldiğinde belediyelerin suya fahiş zamlar uygulaması, emekli maaşlarına yapılan küçük artışların ev kiralarına devasa zamlar olarak yansıması... Bu manzaralar, birçoğumuzda fırsatçılığın artık adeta genetik kodlarımıza işlenmiş bir özellik olduğu hissiyatını uyandırıyor. Peki, gerçekten de fırsatçılık bu kadar köklü bir sorun mu, yoksa bu sadece bir algıdan mı ibaret?

Türkiye'de dönem, dönem yaşanan ekonomik dalgalanmalar ve piyasa belirsizlikleri, bazı kesimler için "kriz fırsatçılığı" olarak adlandırılabilecek bir zemini hazırlıyor. Temel ihtiyaç maddelerinden lüks tüketim ürünlerine kadar geniş bir yelpazede, arz-talep dengesindeki en ufak bir değişim bile, anında fiyatlara yansıyabiliyor. Bu durum, özellikle dar gelirli vatandaşlar için yaşamı daha da zorlaştırırken, genel olarak toplumda bir güvensizlik ortamı yaratıyor.

Bu tür davranışların "genimizde var" gibi bir ifadeyle açıklanması, aslında konuyu basite indirgemek ve sorunların derinliğini göz ardı etmek anlamına gelir. Zira fırsatçılık, bir genetik özellikten ziyade, ekonomik, sosyal ve kültürel faktörlerin birleşiminden beslenen karmaşık bir olgudur.

Fırsatçılığı Besleyen Faktörler:

  • Denetim Eksikliği: Piyasada yeterli denetimin olmaması veya mevcut denetimlerin etkili bir şekilde uygulanmaması, fırsatçı davranışların önünü açıyor. Fahiş fiyat artışlarına karşı caydırıcı cezaların olmaması, bazı aktörleri bu tür eylemlere yöneltiyor.
  • Bilgi Asimetrisi: Tüketicilerin piyasa koşulları ve maliyetler hakkında yeterli bilgiye sahip olmaması, bazı satıcıların haksız kazanç elde etmesine olanak tanıyor.
  • Kültürel ve Ahlaki Değerler: Toplumda dayanışma ve hakkaniyet gibi değerlerin zayıflaması, bireysel çıkarların ön plana çıkmasına neden olabiliyor. Kısa vadeli kazanç hırsı, uzun vadeli toplumsal faydaların önüne geçebiliyor.
  • Ekonomik Belirsizlik: Enflasyon, kur dalgalanmaları gibi ekonomik belirsizlikler, geleceğe yönelik kaygıları artırarak, bazı aktörlerin "elden geldiğince kar etme" eğilimine girmesine neden olabiliyor. Bu durum, zincirleme bir reaksiyonla fiyat artışlarını tetikleyebiliyor.

Çözüm Yolları Neler Olabilir?

Fırsatçılıkla mücadele etmek, yalnızca bireysel ahlaka vurgu yapmakla sınırlı kalmamalıdır. Bu sorun, çok boyutlu bir yaklaşımla ele alınmalıdır:

  • Etkili Denetim Mekanizmaları: Fiyat denetimlerinin sıklaştırılması, fahiş fiyat artışlarına karşı caydırıcı cezaların uygulanması ve bu cezaların kamuoyuna duyurulması büyük önem taşımaktadır.
  • Tüketici Bilinçlendirmesi: Tüketicilerin hakları, piyasa koşulları ve fiyatlandırma politikaları hakkında bilinçlendirilmesi, haksız fiyat artışlarına karşı daha dirençli olmalarını sağlayacaktır.
  • Rekabetin Teşvik Edilmesi: Piyasada rekabetin artırılması, tekelleşmenin önüne geçilmesi ve yeni aktörlerin piyasaya girmesinin kolaylaştırılması, fiyatların makul seviyelerde kalmasına yardımcı olabilir.
  • Toplumsal Farkındalık ve Dayanışma: Toplumda fırsatçılığın zararları konusunda farkındalık yaratılması ve dayanışma kültürünün güçlendirilmesi, bu tür davranışlara karşı toplumsal bir duruş sergilenmesini sağlayabilir.

Fırsatçılık, ne yazık ki toplumun farklı kesimlerinde gözlemlediğimiz bir olgu. Ancak bunu genlerimize işlemiş bir kader olarak görmek yerine, ekonomik ve sosyal yapıdaki aksaklıkların bir sonucu olarak değerlendirmek ve bu sorunlara karşı topyekûn bir mücadele vermek, daha sağlıklı bir gelecek inşa etmemizin anahtarı olacaktır. Aksi takdirde, her kriz döneminde veya doğal bir olayda, aynı kısır döngüleri yaşamaya devam etmemiz kaçınılmaz hale gelecektir.

Nazende’nin dediği gibi: “Hırsız pek yoktur aramızda ama ne yazık ki 'fırsatçılık' kol gezer çarşı pazarda.