Dolar 9,5111
Euro 11,0840
Altın 545,88
BİST 1.455
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 25°C
Az Bulutlu
Diyarbakır
25°C
Az Bulutlu
Cum 26°C
Cts 27°C
Paz 26°C
Pts 23°C

‘HER KONUDA, HEP UYARDIK’

‘HER KONUDA, HEP UYARDIK’
A+
A-
05.02.2018
170

AK Parti 24. Dönem milletvekillerinden Cuma İçten Ankara’da bürokrasi ve üst düzey yöneticileriyle ilgili bir değerlendirmede bulundu. İçten, üst düzey görev aldığı için bir daha aşağı görev almayan 60 Bin kişin olduğuna dikkat çekerek bu kimliklerin hiçbir getirisinin olmadığı halde üst pozisyonlarda görev almalarını eleştirdi. Cuma İçten aynı zamanda FETÖ yapılanması ile ilgili de anlam veremediği gelişmelerin olduğunu belirterek:Eleştiri yaptığımda bana tepki koyan siyasi insanlarla yüzleştim, farklı siyasi parti ve AK Partiden. Şimdi bakıyorum benden çok FETÖ düşmanı oldular. Ben de şaşırıyorum. O gün ben onları eleştiriyorum diye bana tepki gösterenlerin bazılarının en üst makamlarda yer almalarını da gerçekten tanımlayamıyorum.” dedi.

AK Parti 24. Dönem Diyarbakır Milletvekili Cuma İçten yine gazetemize dolu, dolu bir demeç verdi. Şu an itibari ile Ankara’da yüksek pozisyonlarda, işlevsel olmayan çok fazla üst düzeyin olduğunun altını çizerek devletin bu kişilerden yararlanamadığını söyledi. FETÖ yapılanmasından bölgesel analize kadar birçok konuda açıklama yapan İçten’in konuşmasından bazı başlıklar:  

‘YAKLAŞIK 60 BİN MEMUR, BÜROKRAT, MÜSTEŞAR VESAİRE VAR’

“Tabi AK Parti iktidarından öncede bu başlıkları ele aldığımızda gerçekten ülke berbat bir haldeydi. Mevzu AK Parti veya Sayın Cumhurbaşkanımız ülkenin gelişmesi, büyümesi ve refahı ile ilgili ortaya atmış olduğu bir misyon var, hedefleri var. Maalesef hala istediğimiz noktaya gelmediğimiz ile ilgili bizimkisi bir eleştiri.  Şu anda Ankara üst bir pozisyonda görev aldığı için daha aşağıda görev alması mümkün olmayan yaklaşık 60 bin memur, bürokrat, müsteşar vesaire var. Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, İçişleri bakanlığı gibi birçok bakanlıkta üst bir pozisyonda çalışmış ama atıl durumda olan ciddi bir kesim var. Devlet bunlardan faydalanamıyor.  Burada isimlerin çok büyük bir önemi yok, belki onlarda şundan rahatsızdır,  yani kendileri de atıl durumda durmaktan rahatsızlık duyuyorlardır. Bunu tamamen art niyetli ya da kötü niyetli bir şekilde söylemiyorum. Devletin yönetmelikler ve memuru koruyan yasalarından dolayı aktif görev almak istiyor ama veremiyorsunuz, üst mertebede görev almış bir kenarda tutuyorsunuz.  O da mecburen her ay sonu gidip maaşını alıyor. Dolayısıyla kadrosu yüksek mertebede görev almış ama şu an kendine uygun bir kadro bulunmadığı atıl durumda bulunan ciddi bir kitleye dikkat çekmek istiyorum. Peki, neden bu tespit edilemiyor?  Niye bir mekanizma yok? Bunu söylerken şu algıda maalesef yanlış oluşuyor, bu devletin bir eksiği. Bu eleştiri sadece hükümete yönelik değil. Eğer bunu hükümet bazında ele alırsak 20 yıl önceki hükümet bundan çok daha berbattı. Çok daha iyileşme sürecine tabi tutmuştur doğrudur. Ama bu sorunun temel sorunu yasalar ve yönetmeliklerle alakalı. Demek ki devlet içinde böyle bir boşluk var. Siyasi iktidar kim olursa olsun bu alanı kullanabilir demek ki. Bu alanı yok etmek gerekiyor.”

‘İYİ TANIDIĞIM BİRİ, SEN HOCA EFENDİDEN NE İSTİYORSUN DEMİŞTİ’

“15 Temmuz, 17-25 Aralık öncesinde dile getirdiğim ve birçok programlarda bunların kötülüklerini dile getiriyordum. O dönemlerde bu paralel yapının, F tipi örgütün, bu haşhaşı yapının, o dönemde hep bu tanımları yaptığım için yine bu tanımları ifadeleri kullanıyorum, bu ülkeye ne kadar zarar verdiğini dile getirdim ve 17-25 Aralık süreci henüz yaşanmamıştı. O dönemde biz bu mücadelenin içerisinde olduğumuzda, siyasi parti ayrımı yapmaksızın onlarla kol kola giren, her platformda birlikte olan hem bürokrat, hem siyasiler, iş adamları, STK üyeleri, yönetimleri ya da üyeleri vardı, biz hep uyardık, çünkü görünüyorduk, görünen ve aşikar bir dereceydi. Bu yapının, bu ülkeye ne kadar zararlı olduğunu ben Milli Gençlik Vakfında siyasete başlamış ve Erbakan hocamdan da bu yönde birçok telkinler almış olan birisi olarak bunu ifade ediyorum. Biz hep böyle yetiştik, böyle gördük. FETÖ denen terör örgütünün de burada olduğunu, bir terör örgütü, paralel yapı olduklarını kendileri de bas, bas bağırıyordu da bir türlü birileri görmek istemiyordu. Her anlayış için bunu söylüyorum. O dönemlerde parti içerisinde veya siyasi arenada biz bunu dile getirdiğimizde bize tepki koyanlar vardı. Ben isim vermeyen bir siyasi duruşum var ama benim çok iyi tanıdığım birisi gelip bana dedi ki “ya kardeşim sen hoca efendiden ne istiyorsun? Ne istiyorsun kardeşim yani? Problem yok. Mesela Milli Savunma ve İçişleri Komisyon üyesi olduğum milletvekili arkadaşım gelip bana dedi ki; “Sen bu jale hanımdan ne istiyorsun kardeşim? Hiç senin dediğin gibi değil. Çok da iyi anıyorum öyle değil.” Şimdi ben bunları yaşadım. Eleştiri yaptığımda bana tepki koyan siyasi insanlarla yüzleştim, farklı siyasi parti ve AK Partiden. Şimdi bakıyorum benden çok FETÖ düşmanı oldular. Ben de şaşırıyorum. O gün ben onları eleştiriyorum diye bana tepki gösterenlerin bazılarının en üst makamlarda yer almalarını da gerçekten tanımlayamıyorum. Biz çıkış yapıyoruz, kendisi kapalı toplantılarda gelip bana tepki koyuyor. O gün bana o tepkiyi koyanların bu gün etkili ve yetkili makamlarda olmalarını ben tanımlayamıyorum.”

‘ÜLKE İÇİNDE İYİ BİR MUHALEFET YOK’

“AK Parti ülke içinde iyi bir muhalefet olmadığından dolayı, kendi muhalefetini oluşturmuş siyasi tek partidir. Bir örnek vereyim; mesela Sayın Cumhurbaşkanımız aynı zamanda AK Parti genel başkanı olduğu için söylüyorum, çıkıp diyor ki bizim bu imar ve çevre düzenlemeleri ile ilgili hakikaten eksikliğimiz var. Bu özeleştiriyi yapan bir cumhurbaşkanından bahsediyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız gerçekten çok büyük bir lider. Bunu şunun için ifade ediyorum, az önce bahsettiğim gibi kendi etrafında, kendi çevresinde veya siyasi tarihte geçmişi ele aldığımızda şunu göreceksiniz, farklı din, renk ve kültürleri aynı potada kendi çevresinde tutabilmiş. Şimdi Cumhurbaşkanının danışmanları içerisinde farklı dine mensup danışmanlar var mı? Var. Kendi çevresi Cumhurbaşkanlığı danışmanları içerisinde, farklı kültürlere, dinle, yaşam şekillerine sahip olan danışmanlar var mı? Var. Dikkat ederseniz tek bir pencereden bakan ve kendisi gibi düşünen danışmanlardan oluşmuyor veya siyasi parti içerisinde başbakan, başbakan yardımcısı, milletvekili vesaire, farklılıkları aynı potada tutan birisidir. Kendisi bunu yapıyor, özeleştiri de koyuyor, kimse benim adıma şunu yapamaz, edemez diye. Çok da başarılı ve ona ciddi doğru bilgiler veren ve gerçekten ciddi projeler veren danışmanlar olduğunu düşünürken, etrafında farklı bilgiler veren danışmanlar olduğunu düşünüyorum.”

‘SORUNUN TEMELİNDE CHP VAR’

“Şu an bitmiş olan ama yıllar öncesinde var olan Kürt sorunun temelinde hangi siyasi anlayış, hangi siyasi parti vardır? Şimdi bölgeye gidelim, Bingöl’e, Hakkari’ye, Van’a. Oradaki vatandaşa soralım. Diyelim ki Kürt Sorunun temelinde hangi siyasi parti vardır? Çoğunluğu CHP diyecektir. MHP’nin evet ırkçı veya farklı milliyetçi söylemleri olmuştur ama fiili olarak uygulama açısından CHP kadar hiçbir zaman güçlü ve etkin olamamıştır. Ben bir Diyarbakırlı olarak, benim Diyarbakır, Bingöl’deki köyümü MHP değil, CHP yakmıştır.  Benim insanlarımı batıya göç ettiren MHP değil, CHP’dir. Yıllarca ret ve inkâr politikaları ile şu anki bana verilmiş hakların CHP zamanında hep bana verilmedi ve zulüm edildi. Bu şekilde anlattığımız zaman, bizim insanlarımız reel olarak bunun sorumlusunun MHP’lilerin değil, CHP’lilerin olduğunu çok iyi biliyor. MHP AK Parti ile bir ittifak kurmaya çalışıyor. Peki, bu ittifak ile AK Parti iktidarından önce Kürt sorunun temelini oluşturan hak ve özgürlükler ve demokratikleşme noktasında verilmiş olan bu haklardan MHP hangi hakkın AK Parti tarafından geri alınmasını talep ediyor. Benim bildiğim yok. Şimdi bir Kürt olarak bana verilmiş bir bu hak talebi ile alakalı MHP’nin geri alma talebi yoksa nedir Bu haklar? TRT Kurdi’nin kapatılmasını ya da okullarda Kürtçe ve Zazaca dillerinin yasaklanmasını istemiyorsa, böyle bir talebi yoksa AK Parti veya MHP bırakın siyasi kimliği bir kenara, bir Kürt olarak benim hak ve özgürlükler noktasında hak ve özgürlüklerime dokunmuyorsa ne önemi var ki. Kaldı ki, MHP hatta Türkler ile Kürtler arasındaki ortak payda milli duygulardır. Sonuçta, devlet, bayrak, vatan, millet konusunda hem fikiriz. Bu milli bir duygu. PKK’ya karşı da aynı saftayız. Diyarbakırlı gençler askerlik şubesine gidip başvurup biz de YPG’ye karşı Türkiye Cumhuriyeti ordusu tarafından silah altına alınmak istiyoruz diye başvuruyorsa bundan daha güzel nasıl izah edebiliriz.”

‘BAHÇELİ’NİN DERDİ DEVLET BEKASI’

“Özellikle 15 Temmuz’dan sonra çok net anladım. Bahçeli’nin derdi devlet bekası. Neden mi? 15 Temmuz’da şu net olarak görüldü. Dış mihraklar, adına ne koyarsanız koyun üst akıl veya başka bir şey hiç önemli değil. Ülkenin şu an kuşatma altına alındığı çok net gördü. Bunun var olmak ya da yok olmak mücadelesi olduğunu net bir şekilde gördü. Meselenin AK Parti ve Tayyip Erdoğan ile alakalı olmadığını da gördü. Bu bir bağımsızlık mücadelesidir. Şu olacaktır, Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminden sonra Bahçeli kendi fikir ve ideolojilerini çok net bir şekilde ortaya koyup muhalefet edecektir ve etmelidir de.” AHMET BEŞENK

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.