Hukuk Olmadan Yaşam Zorlaşır

Abone Ol

Toplumsal yaşamda, sıkça yapılan hatalardan biri de şudur: Bir şey, hukuka aykırıysa, mutlaka suçtur ve savcılığa gidip suç duyusunda bulunulmalıdır.

Oysa hukukun bakış açısı böyle değildir.

Her hukuka aykırı davranış, ceza hukuku anlamında suç teşkil etmez. Bu ayrım bilinmediğinde, hem vatandaş, hem de yargı, sistemi gereksiz yere meşgul edilmiş olur ve zorlanır.

Önce, temel kavramı netleştirelim.

Hukuka aykırılık, bir davranışın hukukun koyduğu düzenine aykırı icra edilmiş olmasıdır.

Bu aykırılık; anayasa, kanun, yönetmelik, sözleşme veya idari kurallara dayanak teşkil etmelidir.. Ancak bu hukuka aykırılığın, ceza hukukunu ilgilendirmesi için, tek başına, hukuka aykırı haksız bir eylemin olması yeterli olmayabilir.

Ceza hukuku, “her yanlışı” değil, yalnızca kanunda açıkça suç sayılan fiilleri cezalandırır.

Bu ilkenin adı:

Kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesidir.

Yani bir fiil, ceza kanununda, açıkça suç olarak. tanımlanmamışsa: Savcıya şikayet konusu olmaz, Ceza davası açılamaz, Ceza mahkemesine dava açılmak üzere, iddianame gönderilmez; mahkemede devreye girmez.

Günlük hayattan örnek vermek gerekirse;

Bir işveren, işçiye fazla mesai ücretini ödemezse, bu hukuka aykırıdır.

Ama bu durum genellikle suç değil, iş hukukuna aykırı bir eylemdir; yani bir iş kanunu ihlalidir.

Bir apartman yöneticisi, usule aykırı aidat toplarsa, bu hukuka aykırıdır. Ama ortada dolandırıcılık eylemi yoksa, ceza suçu oluşmaz.

Bir memur, görevini eksik yaparsa, bu hukuka aykırıdır. Ama her eksiklik suç değildir. Çoğu zaman bu bir disiplin suçu meselesi olur; ceza soruşturmasına neden değildir.

Bir ticari ilişkiden kaynaklanan, ya da istek üzerine verilen borç para verilerek oluşan alacak-borç ilişkisi, çoğu zaman halk arasında DOLANDIRICILIK olarak tanımlanabilir; ama HUKUKİ MANADA DOLANDIRICILIK SUÇUNU OLUŞTURMAZ.

Ceza hukukuna giren fiiller ise farklıdır.

Yaralama,

Hırsızlık,

Hile ve aldatma ile menfaat temini olan dolandırıcılık,

Tehdit,

Rüşvet,

Sahtecilik gibi, toplum düzenini doğrudan ve ağır biçimde bozan fiillerdir.

Bu eylemlerde:

Kast veya ağır ihmal vardır, Toplumsal zarar yüksektir,

Ceza ile caydırıcılık zorunludur.

Hukuk bilgisi zayıf toplumlarda, her anlaşmazlık, “suç duyurusu” ile çözülmeye çalışılıyor.

Bu durumun sonuçları ağırdır: Savcılıklar, gereksiz dosyalarla dolup taşıyor, gerçek suçlara ilişkin hukuki süreçler yavaşlıyor, Ceza hukuku, bir tehdit aracı gibi kullanılmaya başlanıp, Vatandaş, “hak aramak” ile “intikam almak” arasındaki farkı kaybediyor.

Oysa hukuk devleti, her meseleyi, ceza ile çözen devlet değildir.

Hukuk devleti, doğru uyuşmazlığı, doğru yargı yoluna yönlendirebilen devlettir.

Bu nedenle, şunu bilmek herkes için hayati önemdedir: Bir eylem, hukuka aykırı olabilir, ama suç olmayabilir.

Mağdur olabilirsiniz; ama sorununuzun çözümü, savcılığa gitmeniz gerekmez.

Haklı olabilirsiniz ama ceza davası açılmaz.

Doğru çözüm: Hukuk davası mı?

İdari başvuru mu? Disiplin süreci mi? Yoksa, gerçekten ceza soruşturması mı?

Bu ayrımı bilmek, hem vatandaşın hakkını korur; hem de adalet sistemini ayakta tutar.

Bu nedenle, haksızlığa uğradığınızı düşündüğünüzde; doğru zamanda, doğru hukuki başvuruyu yapmak için bir avukata başvurmanız, önem kazanmaktadır.