İngiltere Riyasetindeki Osmanlı Elçiliğinin Yanında Ravzahânlık

Abone Ol

İranlı meşhur âlimlerden Âyetullah Muntazırî’nin Farsça hâtırâtında şöyle bir rivayet anlatılır:

Bir başka hikâye de benim çok duyduğum ve anlaşılan doğru olan şu rivayettir: Osmanlı devleti güçlü ve önemli bir devletti ve İngilizler onu parçalamak istiyorlardı, sonunda 1. Dünya Savaşı sonunda onu parçaladılar. İşte bu Osmanlı hükümeti zamanında, Tahran’daki Osmanlı elçiliğinin kenarında bir mescid vardı ve Sünnî olan elçilik çalışanları sabah namazını bu mescidde kılıyorlardı.

Bu mescidde bir molla her sabah Ravza-i Hazret-i Fâtıma mersiyesini okuyormuş ki bu mersiyede ikinci halife (Ömer) Fâtıma’nın karnına vurdu… diye bir rivayet de geçer. Akıllı bir kişi diyor ki: Bu molla her gün bu ravzayı okuduğuna göre, bir sebebi olmalı, dedim, gittim ve:

Hocam!” dedim, “siz okuyacak başka mersiye bilmiyor musunuz da her sabah bunu okuyorsunuz?” Dedi ki: “Benim bir sponsorum var, bana günlük beş riyal veriyor ve bu mescidde bu ravzayı oku, diyor. Ben de okuyorum”. “Bana o sponsorunuzu gösterir misiniz?” dedim. “Evet” dedi, “bu caddedeki bir dükkan sahibidir”.

O adam gidiyor, bu dükkan sahibi ile tanışıyor, sonra: “Siz niçin her gün bu mescidde Ravza-i Hazret-i Fâtıma’yı okutuyorsunuz?” diye soruyor. Adam şöyle cevap veriyor: ”Bir kişi bana günlük iki tümen (20 riyal) para verip bu mescidde bu mersiyeyi okutmamı istiyor, ben de 15 riyali kendime ayırıp 5 riyali o mollaya veriyorum ve mersiyeyi okutuyorum”.

Adam bu mersiyenin sponsorunun kim olduğunu bulmak için meseleyi araştırıyor, peşine düşüyor ve anlıyor ki, Osmanlı elçiliğinin yanındaki bu mescidde bu mersiyeyi okusun diye para İngiltere elçiliğinden geliyor.

Böylece, Sünnî, Şiî kavgasının her gün ısınarak devam etmesini istiyorlar.

Dikkat etmeliyiz ki İngiltere ve Amerika’nın sömürge zihniyeti henüz yok olmamıştır. Her gün başka bir yolla, başka bir yöntemle, yazı veya söz ile başımıza külah geçirmeleri (oyun yapıp aldatmaları) mümkündür. Bizler dikkatli olmalıyız; bir kişi gelip bir söz söyleyince hemen provoke olmamız gerekir. Sabırla ve dikkatle araştırmaları, tespitleri yapıp ona göre hareket tarzımızı ortaya koymalıyız. Esasen dikkate şayan olan, o günden bu güne, hiç bir şeyin değişmemiş olmasıdır.