Dolar 8,5492
Euro 10,0853
Altın 495,44
BİST 1.352
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 40°C
Sıcak
Diyarbakır
40°C
Sıcak
Paz 39°C
Pts 40°C
Sal 39°C
Çar 38°C

İSRAF ÖNLENEBİLİR Mİ?..

İSRAF ÖNLENEBİLİR Mİ?..
A+
A-
25.06.2020
2.467

BİR MİSKAL

G E M İ

Yeni eskiyi bilmez, eskiler de yeniyi,

Batırdık cevher yüklü tarih denen gemiyi.

MM

GÖZLÜYORUM

İSRAF ÖNLENEBİLİR Mİ?..

MEVLÜT MERGEN AMİDİ

Gıda Tarım Bakanlığı ülkemizde israfın önlenmesi için bir takım çalışmalar yapıyor, umarız başarılı olunur, bizim kanaatimize göre ise israfın önüne geçilemeyeceği yönündedir, çünkü sistem tüketimi teşvik üzerine kurulmuştur.

Bu gün toplum olarak geçmişten kopmuş olmanın sıkıntısını yaşıyoruz, bir kere evlerimizdeki sofra düzenini gözden geçirdiğimizde, herkese bir “tabak” konulduğunu görüyor ve “herkes önünden yesin” uyarısının tarihe karıştığına şahit oluyoruz.

Herkes önünden yerken inanılırdı ki “bereket” ortadadır, şimdi herkese bir tabakta yemek konulunca o tabağın içindeki yemek bitirilmiyor, arta kalan “çöpe” gidiyor, oysa “müminin artığı mümine şifadır” diyen dinimiz böylece israfın önüne geçmiş oluyor, bir de çarşı pazardan geçenler dükkanların önüne bırakılmış tepsinin içinde yenmemiş bazı yiyecekleri görüyorlar.

Günümüzde kebapçılar kebabın yanına bir miktar “pilav” bırakıyorlar, çünkü müşteri kebapla doymazsa açlığını pilavla gidersini düşüncesini taşıyorlar, ama ne hikmetse o pilavı müşteriler yemiyor ve tepsinin  içinde dışarıya bırakıyorlar ki geçen bazı kişiler onu yesinler diye, bu durum şahit olduğumuz bir durumdur.

Lokantanın içinde de aynı durum söz konusu,  yenmeyen, pilavlar, salatalar ve daha başka şeyler çöpe gitsin diye mutfağa götürülüyor, bir de AVM’lerde benzer durumu görebiliyoruz, toplanan tepsiler içindekiler çöpe boşaltılarak kaldırılıyor.

İsraf yani savurganlık için bazı misaller verdik, topluca yemek yenilen yerlerde de daha çok oluyor çöpe yemek dökmeler, acıkınca yemek yenilmesi gerekirken belli saatlerde kuruluyor sofralar, hastanelerde, otellerde, fabrikalarda yemek saatleri önceden belirtildiği için o saatte yemeğe gitmeyen aç kalabileceği için belirlenen saatte sofraya oturuluyor  ve fakat tam acıkma olmadığı için yenmeyen yemekler çöpe gidebiliyor.

Biz “herkes önünden yesin” denildiği zamanları yaşadığımız için bu gün gördüklerimize bakıyor ve “israf önlenemez” diyoruz, bize “herkes önünden yesin” diyen büyüklerimiz “kıtlık” görmüş insanlardı, nimetin kadr-ü kıymetini bilen insanlardı evlerde ekmek asla çöpe atılmazdı, hatta lokantalarda bile ekmekler toplanır, kele paça ile birlikte ıslatılarak yenirdi ki bayat ekmekle paçanın tadı bir başka olurdu.

Günümüzde “israf” daha ziyade asgari ücretli kesimde az görülüyor, insanların gelir seviyesi yükseldikçe daha çok savurgan oldukları yapılan tespitlerde görülüyor.

Tatil beldelerindeki insanların gelir seviyeleri çok yüksek ve buralarda israf doruk noktada, yaşam şeklimiz günden güne değişiyor ve geçmişi daha da gerilerde bırakıyoruz.

İsrafın önlenmesi için atılan ve atılacak adımların  başarı ihtimali çok düşüktür, çünkü değiştirilemez alışkanlıklar ediniyoruz, yeni nesil ayakta karnını doyurmayı seviyor, yere dökülenler, yenilmeyip sağa sola bırakılan ekmek ve içindekiler zenginliğimizin değil, giderek nimete muhtaç hale geldiğimizin ve geleceğimizin belirtileridir.

Yaşanmış ir kıssayı anlatmadan konuyu noktalamak istemiyorum, adamın çok çocuğu vardı, çok da zengindi, bir bilge kişiye gitti ve günden güne artan zenginliğinden yakındı, ne yapayım dedi.

Bilge kişi dedi ki: “Hanımına söyle çocukların eline ekmek versin ve evin içinde dolaşmalarını söylesin” adam bilge kişinin söylediğini hanımına söyledi, hanımı ise nimetin kadrini bilen bir kadındı, çocukların eline etmek verdi ve bir de önlük dikti önlerine ki ekmek kırıntıları yerle dökülmeye.

Adam bir zaman bekledi ve fakat işleri daha iyiye gidiyor, kazancı daha da artıyordu, bilge kişiye tekrar geldi ve durum anlattı, bilge kişi: “nasıl olur ekmek kırıntılarının yerlere dökülmesi fakirlik sebebidir, bu işte bir durum var acaba nedir?” deyince adam:

“Efendim bizim hanım çocukların önüne önlük dikmiş ki ekmek kırıntıları yerlere dökülmesin”

Bilge kişi:”anlaşıldı,oğlum sen asla fakir olmazsın, çünkü senin hanımın nimetin kıymetini bilen bir hanımdır” dedi..

Kıssadan hisse dedik..

Selam ve dua ile.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.