Bugün karne günü. 2025–2026 Eğitim-Öğretim sezonunun ilk yarısı sona erdi ve öğrenciler iki haftalık yarıyıl tatiline girdi.
Veliler dört gözle çocuklarının karnelerini bekliyor. Aslında artık bu çağda notlar önceden biliniyor; e-Okul’dan, öğretmenden, karne sürpriz olmaktan çıktı. Ama yine de karneyi eline almak bambaşka bir duygu. Hele ki karne iyi notlarla doluysa, hem çocuk hem aile için mutluluğun tarifi yok.
Ancak her karne sevindirmeyebilir. Kötü notlar, düşük başarılar da bu sürecin bir parçası. İşte tam da bu noktada velilere büyük sorumluluk düşüyor. Karne, çocuğun kişiliğini değil, sadece bir dönemdeki akademik performansını gösterir. Bağırmak, cezalandırmak, kıyaslamak ya da kırıcı sözler söylemek çözüm değildir. Aksine, yapılan her olumsuz davranış çocuğun özgüvenini zedeleyebilir ve ileride telafisi zor sorunlara yol açabilir.
Unutmamak gerekir ki her şeyin bir telafisi vardır. Düşük notlar bir son değil, doğru analiz edilirse yeni bir başlangıç olabilir. Önemli olan “Neden böyle oldu?” sorusunu sakin bir şekilde sormak ve çözüm yollarını birlikte aramaktır. Çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şey anlayış ve destektir.
Tatil, adından da anlaşılacağı gibi dinlenmek içindir. Çocuklar bu süreçte zihinsel ve fiziksel olarak rahatlamalı, sevdikleriyle vakit geçirmeli, oyun oynamalı ve nefes almalıdır. Ancak LGS ve üniversite sınavı gibi kritik sınavlara hazırlanan öğrenciler için tatilin anlamı biraz farklıdır. Bu öğrenciler için tatil, tamamen derslerden kopmak değil, eksikleri tamamlamak ve temposunu kaybetmeden çalışmayı sürdürmektir. Elbette bu da dengeli olmalı, tatil kısa ama verimli değerlendirilmelidir.