DİYARBAKIR HABER - Diyarbakır'da Uzman Klinik Psikolog Sadık Sun, kış mevsiminin yalnızca doğayı değil, insan ruhunu da derinden etkilediğini belirterek önemli uyarılarda bulundu. Kışın, doğanın beyaz bir örtüyle sessizliğe büründüğü bir dönem olduğunu ifade eden Sun, bu sessizliğin insanı dış dünyadan çok iç dünyasına yönlendirdiğini vurguladı.
Kış aylarında sosyal temasın azalması ve evde geçirilen sürenin artmasının, bastırılmış duyguların daha görünür hale gelmesine neden olabildiğini belirten Sun, “Geçmiş kırgınlıklar, yalnızlık hissi ve kayıplar bu dönemde daha sık hatırlanır. Bu içe dönüş bir yandan dinginlik ve huzur getirebilirken, diğer yandan melankoli ve depresyon riskini artırır” dedi.
Gün ışığının azalmasının biyolojik etkilerine de değinen Sun, epifiz bezinin daha fazla melatonin salgıladığını, buna karşılık mutlulukla ilişkilendirilen serotonin seviyelerinde düşüş yaşandığını belirtti.
Bunun sonucunda ise sürekli yorgunluk, aşırı uyku isteği, karbonhidrat ve şekerli gıdalara yönelme, sosyal ortamlardan kaçınma, konsantrasyon kaybı, umutsuzluk ve sinirlilik gibi belirtilerin ortaya çıktığını ifade etti.
Bu belirtilerin her yıl benzer dönemlerde tekrarlandığını söyleyen Sun, “Genellikle Ekim-Kasım aylarında başlayıp ilkbahara kadar süren bu tablo, mevsimsel duygudurum bozukluğuna işaret edebilir” uyarısında bulundu.
Kış mevsiminin psikolojik açıdan bir mesaj taşıdığına dikkat çeken Sun, “Doğa bize ‘biraz dur, biraz dinle, biraz kendinle kal’ diyor. Kış, içimize dönmemiz için eşsiz bir fırsat sunar. Yazın gürültüsünde duyamadığımız kendi sesimizi, kışın sessizliğinde duyabiliriz” ifadelerini kullandı.
“Peki ne yapabiliriz?” sorusuna da yanıt veren Uzman Klinik Psikolog Sadık Sun, şu önerilerde bulundu;
"Hava kapalı olsa bile günde en az 20-30 dakika dışarı çıkıp yürüyüş yapmak serotonin üretimini artırır.
Düzenli egzersiz ve D vitamini takviyesi hem beden hem ruh sağlığı için önemlidir.
Küçük ama anlamlı ritüeller oluşturmak; sıcak içecekler, mum ışığında dinlenme ve hobilerle meşgul olmak ruh halini destekler.
Sosyal bağları koparmamak gerekir. Küçük buluşmalar bile bu olumsuz döngüyü kırabilir"