Mahir Yüksel yazdı: Mavi NATO, Sarı Nota

Abone Ol

Uluslararası siyasette bazen bir zirve ile binlerce kilometre ötede yapılan bir askeri tatbikat aynı cümlenin öznesi olur. Son NATO Zirvesi'nde verilen mesajlarla, Çin ve Rusya'nın Sarı Deniz'de gerçekleştirdiği ortak askeri tatbikat tam da böyle bir denklem oluşturuyor. Bir tarafta Atlantik'in güvenlik mimarisini yeniden tahkim etmeye çalışan NATO, diğer tarafta Asya-Pasifik'te güç gösterisini artıran Pekin ve Moskova...

"Mavi NATO" ifadesi, yalnızca Kuzey Atlantik'in mavisini değil, deniz hâkimiyeti, deniz ulaştırma hatlarının güvenliği ve küresel deniz jeopolitiğini de simgeliyor. "Sarı Nota" ise Sarı Deniz'den yükselen, yalnızca bölgesel değil, küresel ölçekte okunması gereken stratejik bir mesaj niteliğinde.

Ankara'da düzenlenen son NATO Zirvesi, ittifakın yalnızca Avrupa'nın güvenliğine odaklanan klasik anlayışını geride bıraktığını bir kez daha gösterdi. Savunma harcamalarının artırılması, caydırıcılık kapasitesinin güçlendirilmesi, hibrit tehditlerle mücadele, siber güvenlik ve savunma sanayi iş birliği gibi başlıklar öne çıkarken, Çin'in yükselen askeri ve teknolojik kapasitesi de artık NATO'nun güvenlik değerlendirmelerinde kalıcı bir yer edinmiş durumda. Rusya ise Ukrayna savaşı nedeniyle hâlâ ittifakın en yakın ve en somut güvenlik tehdidi olarak görülmeye devam ediyor.

Tam bu atmosferde Çin ile Rusya'nın Sarı Deniz'de gerçekleştirdiği ortak deniz tatbikatı, tesadüfi bir askeri faaliyet olarak değerlendirilemez. Tatbikatın zamanlaması, kapsamı ve verilen görüntüler, iki ülkenin Batı'ya yönelik stratejik dayanışmasını görünür kılmayı amaçlıyor. Bu aynı zamanda Washington'a, NATO'ya ve Hint-Pasifik'teki müttefiklere gönderilmiş çok katmanlı bir mesajdır.

Soğuk Savaş döneminde güvenlik denklemi büyük ölçüde Atlantik ekseninde şekilleniyordu. Günümüzde ise güvenlik coğrafyası tek merkezli olmaktan çıkmış durumda. Karadeniz'de yaşanan gelişmeler Güney Çin Denizi'ni etkiliyor; Baltık'taki güvenlik hesapları Tayvan Boğazı'ndaki gerilimden bağımsız düşünülemiyor. Artık krizler bölgesel başlıyor ancak küresel sonuçlar üretiyor.

Çin ile Rusya arasındaki askeri yakınlaşmanın temelinde yalnızca ortak tatbikatlar bulunmuyor. Enerji iş birlikleri, teknoloji paylaşımı, savunma sanayi koordinasyonu ve uluslararası platformlardaki diplomatik eşgüdüm, bu ortaklığın çok boyutlu bir karakter kazandığını gösteriyor. Her iki ülke de ABD liderliğindeki uluslararası düzenin tek kutuplu yapısına alternatif oluşturabilecek daha dengeli ve çok kutuplu bir sistem arayışını dillendiriyor.

Bunun karşısında NATO da kendi dönüşümünü hızlandırıyor. İttifak artık sadece Avrupa kıtasını savunan bir askeri organizasyon olmanın ötesine geçerek uzaydan siber alana, yapay zekâdan kritik altyapıların korunmasına kadar uzanan geniş bir güvenlik perspektifi benimsiyor. Bu durum, NATO ile Çin arasında doğrudan bir askeri rekabet yaşanmasa bile stratejik rekabetin giderek belirginleşeceğine işaret ediyor.

Türkiye ise bu büyük jeopolitik satranç tahtasında özgün bir konuma sahip. NATO'nun önemli bir üyesi olarak ittifakın caydırıcılığına katkı sunarken, aynı zamanda Karadeniz, Orta Doğu, Kafkasya ve Asya arasında kurduğu çok yönlü diplomatik ilişkiler sayesinde denge politikası yürütmeye çalışıyor. Bu nedenle Ankara'nın önündeki en büyük sınavlardan biri, değişen küresel güvenlik mimarisinde hem ittifak yükümlülüklerini yerine getirmek hem de bölgesel diplomatik hareket alanını koruyabilmektir.

"Mavi NATO'ya Sarı Nota" aslında iki farklı denizin hikâyesidir. Biri Atlantik'in güvenlik mimarisini temsil ederken ki NATO’nun bayrağının rengi de mavi, diğeri Asya'nın yükselen güç dengesini simgeliyor. Ancak bu iki deniz artık birbirinden bağımsız değildir. Ankara'da yapılan zirvede alınan kararlar Sarı Deniz'de dikkatle izlenirken, Sarı Deniz'de yapılan her askeri manevra da Brüksel ve NATO başkentlerinde yeni güvenlik hesaplarının yapılmasına neden oluyor.

Yeni dönemin en belirgin özelliği, coğrafi mesafelerin stratejik mesafeleri ortadan kaldırmış olmasıdır. Mavi ile sarı artık sadece renk değildir; küresel güç mücadelesinin yeni koordinatlarıdır. Bu nedenle NATO'nun attığı her adım ile Çin-Rusya ekseninin verdiği her karşılık, yalnızca iki blok arasındaki rekabeti değil, önümüzdeki yılların uluslararası düzeninin nasıl şekilleneceğini de belirleyecektir.

Türkiye açısından bu yeni jeopolitik denklem yalnızca dış politika ve savunma kapasitesiyle sınırlı değildir. Küresel güç rekabetinin sertleştiği bir dönemde, iç siyasi istikrar ve toplumsal bütünleşme de stratejik gücün ayrılmaz unsurları hâline gelmektedir. Bu çerçevede, Türkiye'de uzun yıllardır güvenlik, siyaset ve toplumsal hayat üzerinde etkileri hissedilen Kürt meselesine kalıcı ve demokratik zeminde bir çözüm üretilmesi, ülkenin stratejik kapasitesini güçlendirebilecek önemli başlıklardan biri olarak değerlendirilebilir.

Böyle bir gelişme, öncelikle Türkiye'nin güvenlik kaynaklarını daha verimli kullanmasına ve enerjisini bölgesel rekabet alanlarına daha fazla yönlendirebilmesine katkı sağlayabilir. Bunun yanında, demokratik standartların güçlenmesi, ekonomik istikrarın desteklenmesi ve toplumsal uyumun artması, Türkiye'nin hem NATO içerisindeki konumunu hem de Orta Doğu, Kafkasya ve Orta Asya'ya uzanan diplomatik etkinliğini pekiştirebilir.

Uluslararası ilişkiler literatürü, büyük güç olmanın yalnızca askeri kapasiteyle ölçülmediğini; siyasi istikrar, ekonomik dayanıklılık, toplumsal bütünlük ve diplomatik hareket kabiliyetiyle de yakından ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle Türkiye'nin iç meselelerinde kalıcı çözümler üretebilmesi, dış politikadaki manevra alanını genişletebilir ve değişen küresel güç dengelerinde Ankara'nın elini güçlendirebilir.

"Mavi NATO" ile "Sarı Nota" arasında şekillenen yeni güvenlik denkleminde Türkiye'nin en önemli stratejik avantajı, yalnızca jeopolitik konumu değil, aynı zamanda kendi iç dayanıklılığını artırabilme kapasitesidir. İç barışını güçlendiren, demokratik meşruiyetini tahkim eden ve toplumsal uzlaşmasını geliştiren bir Türkiye, Atlantik ile Asya arasındaki rekabetin pasif bir gözlemcisi değil; bölgesel ve küresel dengeleri etkileyebilen daha etkin bir aktör olma potansiyeline sahip olacaktır. Unutulmamalıdır ki Türkiye’nin Kürt Meselesinden kaynaklı yarasını kaşıyabilecek, provake edebilecek, istismar edebilecek mavi ve sarının birçok tonu mevcut.