SON DAKİKA

MATERYALİST BİR TOPLUM MU OLDUK?..

Bu haber 13 Ekim 2020 - 13:39 'de eklendi ve 1.768 kez görüntülendi.

İLK SÖZ

P A R A

Kiminin kutsalıdır, kiminde can yongası,

Kimi bu hengamede yapar ekmek kavgası!..

MM

GÖZLÜYORUM

MATERYALİST BİR TOPLUM MU OLDUK?..

MEVLÜT MERGEN AMİDİ

Ne kadar çok “para” konuşur olduk, onu sevmeyenler tarafından “el kiri” dense de o kir ceplerden kalplere sindi, çünkü “madde” gündeme gelince “mana” yani “maneviyat” unutulur gibi oldu, para  “ölçü” aleti olarak da kullanılmaya başlandı, kişilerin sosyal hayat içindeki konumları mal varlıklarına, zenginliklerine göre belirlenmeye başlandı.

Merhum hocamızın “ye kürküm ye” fıkrasını hatırlarsak bu durumun geçmişten günümüze daha güçlenerek geldiğini söyleyebiliriz, paranın dünden bugüne yol hikayesine bakacak olursak;  eskilerin her sözü güzeldir, tıpkı “herkes iki dirhem gümüşün üstünde oturamaz” sözü gibi, daha önceleri parası olanlar ya altın alır yastık altında saklardı, ya da “taşınmaz” alırdı, günümüze gelindiğinde “paraya para” getirecek yollar ve imkanlar çoğaldı.

Önce “borsa” kuruldu, hisse senetleri giderek el değiştirmeye başladı, yabancı paralar durmadan “değer” kazandığı için “yatırım” aracı oldu, “emlak” daha çok zengin olmak isteyenler için de  “cazibe” kazandı, “altın” ayarı ile oynansa da “değer” kazanmaya devam etti, daha önceleri “kilo” ile alınan bu sarı maden şimdi “gramla” alınıp satılmaya başlandı.

Geçen haftaya kadar yatırımcıların iştahını kabartan “emlak” Merkez Bankasının faizleri yükseltmesiyle sanki “ucuzlamaya” başladı,  af edersiniz “alkollü” maddeler için şöyle derler: “şişede durduğu gibi durmuyor” bu sözü bundan böyle “kasada durduğu gibi durmuyor” şeklinde söylemek gerekiyor, çünkü para bir kararda durmuyor, elinde bulunduran her gün onun “yönünü” değiştirebiliyor.

Faizler düştüğünde otomobil ve emlak fiyatları yükseldi, hem de taliplisi artarak, ikinci el otomobiller bile değer kazanarak  “sıfır” arabaları geçtiler, inşaat sektörü canlandı “toprakta” iken konutlar alıcı bulur oldu, faizler yükseltilmeden “kredi” musluklarını sonuna kadar açan bankalar şimdi “faiz” yoluyla para kazanmaya başladılar.

Para sahipleri için televizyonların tamamı her gün “ekonomi” başlığı altında rapor ve haberler yayınlıyorlar, borsanın düşüşünü ya da yükselişini rakamlarla anlatıyorlar, önceleri “anlamsız” bulurdum bu “ekonomi” haberlerini, sonradan anladım ki ilgileneni, izleyicisi var ki ekranlarda dakikalarca yer buluyor bu haberler, raporlar.

Tek kelime ile söylemek gerekirse “yatırımın” amacı, kazanmak, daha çok kazanmaktır, günümüzde kazanmak, moda deyimle “köşeyi dönmek”  için fiziki bir güç harcanmıyor, sadece parayı bir kanaldan başka bir kanala aktarmak gerekiyor, bunun gerekçesi ise “durgun su kokar” denmesidir.

Yüce dinimiz İslam “durgun su” kokmasın için “zekat” müessesesini kurmuş, çünkü zekat en çok kazandıran yoldur, bire on, bire yedi, hatta bire yedi yüz arttırır, insanımızın bir kısmı bu gerçeği göz ardı ettiği için parasını borsaya, taşınmazlara, yabancı paralara ve altına bağlıyor.

Bilinen yatırım araçları içinde en güvenli liman” altın gösteriliyor, bu geçmiş zamanlarda da böyle idi, bugün de öyle, yalnız bugün “yastık altı” uygulaması yok, sarı maden kısa vadede kazandırmıyorsa da uzun “vade” için yatırım aracı oluyor, geçen gün Cumhuriyet altını 3200 lirayı gördü, inişli çıkışlı durumuyla kalbini ona bağlamış olanların sanırım “ruh” sağlıkları pekiyi değil.

Dolar düşerse altın da düşüyor, böylece bir zamanların “kara gözlü” insanı şimdi “paragözlü” olmuş oluyor, gerçi geçmişte dolar yoktu da “dinar” vardı ve dinarı çok sevenler için “diniküm dinariküm” söylenirdi bu sözü bu gün bazıları için “diniküm dolariküm” olarak değiştirmek gerekiyor.

Çünkü toplum olarak çok sever olduk, parayı, altını, bir gün topladıklarımızı bırakıp gideceğimiz aklımıza gelmiyor, düşünmüyoruz “helalden” kazandığımızın “hesabı” varken haramdan topladığımızın “azabı” vardır, dense ki “parsız da olmuyor” doğrudur deriz, yalnız şunu hatırlatmak gerekir ki “paranın yeri” kalbimiz değil, kasamızdır.

Diyarbekir’de adı bir hamama verilmiş olan “Vali Cemşid Paşa” bir gün tebdil-i kıyafet ederek halkı teftişe çıkmış, önce bir berbere uğramış, berber gelen kişinin kılık kıyafetini beğenmemiş olacak ki onu tıraş etmekten kaçınmış, her geleni oturtmuş koltuğuna, fakat bir türlü Cemşid paşa’ya “buyur gel” dememiş.

Paşa bu durumda dayanamamış ve: “Parasız Cemşid olanın kimse bakmaz yüzüne/menfaat mangıra dönmüş sim-ü zer zamanıdır” sözlerini yüksek sesle söyleyince berber anlamış bu gelenin Cemşid paşa olduğunu.

Öylesine “materyalist” olduk ki türkülerimizde bile bunu dile getirmekten çekinmedik: “Şimdi rağbet güzel ile zengine” derken, toprağın üstündeki görüntü böyle ya toprağın altında durum nasıl?

Elhamdulillah emekli maaşımızdan başka bir gelirimiz yok ki yatırımımız olsun, o maaşta zaten elimize geçmeden eriyor, para, günün en aktüel konusu olduğu için dokunalım istedik..

UNUTMA – MASKE – MESAFE VE DUA

Selam ve dua ile.

Mevlüt MERGEN
Mevlüt MERGEN[email protected]

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
----------------------------------------------------------------------------------------------------