Dolar 15,9297
Euro 16,8493
Altın 941,01
BİST 2.393,61
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 25°C
Açık
Diyarbakır
25°C
Açık
Cts 29°C
Paz 24°C
Pts 23°C
Sal 24°C

ÖNCE İŞİNİZ VE SEVGİYİ YOĞURACAKSINIZ, SONRA…

ÖNCE İŞİNİZ VE SEVGİYİ YOĞURACAKSINIZ, SONRA…
A+
A-
16.03.2018
234

Özellikle Doğu toplumunda evliliklerin merkezine yerleştirilen çocuk isteği karşılığını bulmadığı zaman insanlar zaman, zaman çocuk sahibi olabilmek için ya eşlerinin üzerine kuma getirirler ya da eşlerini boşarlar. 01.10.2007 yılında bir gazetenin kupüründe ‘Şanlıurfa’da bir kadın 20 yıldır bebek hasreti çekiyor. Bu yılda çocuğu olmazsa kocası üzerine kuma getirecek.’ yazıyordu. Çocuğu olmadığı için boşanan çiftler ve daha birçok haberi sürekli duyduğunu dile getiren Hakan Çoksüer kadın hastalıkları ve tüp bebek uzmanı olarak en çok evlilikleri kurtarmanın mutluluğunu yaşadığını belirtiyor. ‘Bir daha dünyaya gelsem yine aynı mesleği seçerim’ diyen Çoksüer, bir annenin yüzündeki o mutluluğu dünyaya değişmeyeceğini belirterek: “Önce işinizi seveceksiniz, sonra da sevginiz ile harmanlayacaksınız. Ortaya çıkan tablo o kadar muhteşem ki” diyerek her şeyin maddiyat olmadığının mesajını verdi.

Kırsal alanlarda yaşayan Doğu toplumunda yaşayan kadınların endişeleri arasında çocuk sahibi olamamak ve bundan dolayı da kuma getirilme korkusudur.

Bu gerçek toplumun tüm katmanları tarafından bilinir ve yüzyıllardan beridir de bu korku hep diri kalmıştır. Kuma getirme olgusu ise 21. Yüzyılda dahi hala yaşanan bir gerçektir.

Tüm bu talihsizlikler karşısında çaresiz kalan çiftlerin tedavi yolu ile çocuk sahibi olabilecekleri gerçeği çoğu zaman ise maliyet yüksekliğine takılıyor.

Çocuk sevgisinin dünyada hiçbir şeyle kıyaslanamayacağı gerçeğini çok iyi bilen Kadın hastalıkları ve tüp bebek uzmanı Hakan Çoksüer, bu anlamda yüksek maliyetli olarak görülen tüp bebek yöntemiyle çocuk sahibi olma çabasına kısmen de olsa katkı sunarak çiftlerin mutluluğuna mutluluk katıyor.

Çocukları olmayan ailelerin son çare olarak kendisine başvurduğunu belirten Hakan Çoksüer, meselenin maddi boyutunu elinden geldikçe kısarak asıl önemli olan insani boyutu ile yaklaşmaya dikkatleri çekiyor.

‘O TEBESSÜM DÜNYAYA BEDEL’

Şimdiye kadar onlarca çocuğun dünyaya gelmesine vesile olan kadın hastalıkları ve tüp bebek uzmanı Hakan Çoksüer ailelerin gözlerindeki o tebessümü görmenin güzelliğini görmenin dünyanın en huzur verici olayı olduğunu belirterek şunları söylüyor: “Çocuk bizim bölgemizde çok önemli. Bölgemizde çocuk sahibi olmayan kadınlar kendilerinde çok büyük eksiklik hissediyorlar. Hem aile baskısı hem de çevre baskısı çocuğu olmayan kadınlarda ciddi bir psikolojik baskı olarak kendini gösteriyor. Zaten bize gelen hastalarımız tamamen tükenmiş olarak geliyorlar. Düşünsenize bu psikolojiyle size gelen insanlarda tedavi noktasında başarılı oluyorsunuz. O insanlarda gerçek anlamda kendilerini buluyorlar. Birçok hastamda şunu gördüm, çocuk sahibi olmak hayatlarındaki en anlamlı mutluluk, en yoğun yaşanan mutluluk olarak dile getiriyorlar. Çocuk sahibi olmadan önce hep arka plan olarak duran bu kadınlarımız çocuk sahibi olduktan sonra gerçektende kendilerini bulabiliyorlar ve gerçek benliklerini bulduklarını dile getiriyorlar. Ben mutluluğun bundan ötesi olmadığı gördüm bu kadınlarımızda. Böyle olduğunu görünce sanırım mesleki tatminlik bu olsa gerek diye düşünüyorum. Onların yüzündeki her tebessüm benim yüreğime ışıltı olarak yansıyor. Bundan daha büyük bir mutluluk olamaz diye düşünüyorum. Bir başkasını mutlu etmek insanı çok mutlu ve huzurlu yapıyor. Bu işin püf noktası önce işinizi seveceksiniz, sonra da sevginiz ile harmanlayacaksınız. Ortaya çıkan tablo o kadar muhteşem ki, seyrine doyamazsınız.”

‘ÇOK GENİŞ BİR AİLEYİZ’

Kendilerine başvuran hastaları ile hasta – Doktor ilişkisi dışında bir aile olgusuyla kenetlendiklerini belirten Hakan Çoksüer konuşmasını şöyle sürdürüyor: “Gerçek anlamda bizim bu gördüğünüz alan ve içinde bulunanlar, bir aile gibi demiyorum, mutlu, büyük bir aileyiz. Biz burada hasta ile akraba gibi oluyoruz, özellerini, yaşamlarını, amaçlarını, hayallerini bizlerle paylaşacak kadar bizleri kendilerine yakın görüyorlar. Hasta – Doktor ilişkisi değil bizimkisi çok yakın aile bireylerinin ilişkisi olarak düşünün bu atmosferimizi. Mesleğimizin temelinde insan psikolojisi ve kendini hazır hissetme düşüncesi çok önemli. Hastanın o güveni alması, o inancı içinde taşıması gerekiyor ki bu amacınız her ne ise başarıyla ilk adımı atmanız anlamına geliyor. Tedavide başarılı olmak için psikolojik destek çok önemli, başarının sırrı büyük önemde psikolojik destekten geçiyor aslında. Bizim için para en son aşamada gelir, zaten hastalarımız da bulunu biliyor, hasta sizden zaten o güveni alıyor. O güveni aldıktan sonra kendilerini iyi hissettikten sonra başarı oranının çok yüksek olduğunu görüyorum. Tabi bu psikolojik destek salt bizden kaynaklamıyor, çiftlerin kayınvalidelerinden, kayınpederlerinden, eşlerinden, bazen akrabalarından da yardım alıyoruz. Bu anlamda kadının kendini güvende hissetmesi gerekiyor. Çünkü, çocuğu olmadığı için kadınlarda üzerine kuma getirilmesi veya boşanması korkusu oluşuyor, onun stresini yaşıyorlar. Aslında yaptığımız bu bölgede aile bütünlüğünü koruyan önemli bir işlev. O kadar derin şeyleri hastalarımız ile birlikte yaşıyoruz ki beraber ağladığımız hastalarımız oluyor veya gerçek anlamda mutluluk gözyaşlarını beraber döktüğümüz hastalarımız oluyor. Bu meslekte bu insanların o gerçek, katıksız mutluluğunu görünce ben inanılmaz derecede mutlu oluyorum.”

‘O MUTLU HABERİ İLK SİZ VERİYORSUNUZ’

İnsanların duymaya hasret kaldıkları ve özlemini çektikleri o güel haberi ilk vermenin çok büyük mutluluk olduğunu söyleyen Çoksüer: “Sorarlar bu mesleği neden bu kadar çok seviyorsun diye. Sanırım insan hayatının en önemli değerlerinin başında çocuk geliyor bence. Yani bir insana verebileceğin en mutlu haberi ilk sen veriyorsun, bir insanın hayatında o zaman çok önemli bir yere sahip oluyorsunuz, yaşamını değiştirmeye vesile oluyorsunuz. Benim adımın konulduğu çok bebek var, ALLAH’ın takdiri ile ilk haberi sizden duyuyorlar ve adınızı koyuyorlar, bu teveccühü, mutluluğu size yaşatıyorlar. Biz ALLAH’ın takdirine vesile olanlar olarak yol gösteriyoruz, destek sunuyoruz. Düşünsenize bu çocuklar dünyaya geliyor, büyüyor ve sizleri görmeye geliyorlar. Çocuk sahibi olan ailelerimiz ile bağlarımız hiç kopmuyor, hepsiyle görüşüyoruz. Küçük çocukların hepsi beni meleklerimdir.” AHMET BEŞENK

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.