Özgür insanlar, mutlu olur; dürüst olur. Lüks hayat sürdüğünü zanneden; yatları, otomobilleri, lüks malikaneleri, işyerleri olan nice tutsaklar vardır.
Fabrikaları ve yüksek makamları olan nice esirler varken, nice hür yaşayan çobanlar, işçiler ve hamallar vardır.
Hatta, nice kolunda kelepçe olmasına rağmen, özgür olanları görürüz…
Özgürlük, Yüce Yaradan’ı tanımak ve ona huşu ile teslim olmak demektir. Bu duygu ve davranış, insanın üzerinden, hem dünyanın hem de kişinin, kendi yükünü kaldırır. Biliyorsun ki teslim olduğun kudret, seni, senden ziyadesiyle korur ve ihtiyacın olan ne varsa senden daha iyi senin için karşılar. Bundan daha iyi bir güvence, asla bulunmaz…!
Çünkü, Allah’a kul olamayan ve bunda en ufak teredüttü olan, binlerce putun kulu, kölesi olur.
İnsan ya Mevla’ya bağlanır hür olur, ya mahluka bağlanır kul olur.
Oturduğu koltukta, ister fabrikatör, isterse en büyük makamın sahibi olsun, helali haramı unutup şaşkınlık içinde yaşayan her kimse, hür değil, köledir.
Ölüm ve rızık korkusu ve endişesini çekenler, özgür olamazlar. Bu duyguya, kul olur.
Ölüm ve rızık korkusunu yenenler, şahadet arzusu çekenlerdir ki Dünya’nın ve içindekilerin hesabını yapmadıkları için özgürlük nimetinin tadına varacaklardır.
Şehadetin şerefini arzulayan insanlar ise helal kazanç konusunda, çok dikkatli olurlar.
Çünkü bilirler ki; kazançta bir sıkıntı olursa, mutlaka bunun bir faturası olur.
Kimi zaman, oğlundan, kızından, kimi zaman, eşinden, kimi zaman, bir yakınından bedeli ödenir ve ızdırabı çekilir.
İlla böyle olur demek istemiyorum; ama eğer bir yerlerde bir şeyler yanlış gitmeye başlamışsa; gelirleri ve giderleri mutlaka kontrol etmekte fayda vardır.
İhlas sırrı, ortadan kalkınca, manevi iflas başlar. Bununla ilgili bir anekdot anlatayım:
Helal olsun diye, Tırların, kamyonların yükünü tartan kantar görevlisi, işten ayrılınca; kantarın sahibi, mecburen, işinin başına kendisi geçmiş.
Birkaç gün sonra, bir tır sürücüsü; “Yükü şu kadar yazar mısın?” demiş.
Kantar sahibi, “Evladım sizin yükünüzün ağırlığı o kadar yok” demiş; Adam; “Sen ağırlığı boş ver, benim dediğim kadar yaz, ben, seni göreceğim” demiş…
Yani, sana şu kadar para veririm demek istemiş.
“Hayır kardeşim ;öyle şey olmaz” diye karşı çıkmış patron…!
“Ama bey amca, sizden önceki çalışan, bu işi yapıyordu, siz neden yapmıyorsunuz?” diye itiraz etmiş adam.
Patron şöyle demiş:
“Bak evladım, ben helalinden istiyorum. Haram yollara tevessül edip çok para kazanırsan; hanım bir araba ister, hanıma araba alırsın, bu defa oğlun da ister, o isteyince, kızın da ister.
Bak evladım !!!!
Oğluna araba alırsın, haram parayla, başkasının kızıyla gezer.
Kızına, haram parayla araba alırsın, başkasının oğluyla gezer.
Hanımın artık eve girmez olur, sokaklarda kalır, eviniz mahkeme duvarı gibi olur.
Oysa, helal para, öyle değildir, çok mutluluk getirir oğlum. Özel arabanız olmasa bile, dolmuşla, toplu taşımayla evinize gidersiniz; ama evinizde, rahatça uyursunuz.”
Adam şaşırmış;!
“Bey amca, siz bunu nereden biliyorsunuz? İnanın ki; sizden önceki çalışan kişinin, hayatını anlatıyorsunuz.
O bizim yakınımızdır; Onun oğlunun da kızının da eşinin de arabası var; ama evi perişan.
Adamcağız; bir gün desen huzur yüzü görmedi. Ne oğluna ne kızına söz geçirebiliyor. Çok paralar kazandı ama hiç rahat yüzü görmedi.”
“Bunları bilmek için müneccim olmaya gerek yok” deyip sözlerine devam etmiş amcamız:
“Kardeşim, bunlar, bilinen şeyler. Helal para, insana mutluluk getirir.
Her kimin, mutlu olduğunu görüyorsanız; kazancının nereden geldiğine bakın. Hani İmam-ı Azam’a atfedilen bir söz vardır ya;
‘Kişinin kazancının nereden geldiğini merak ediyorsanız harcadığı yerlere bakın’ diye.”
Evet bugünün insanına iyi bakalım. Gerçekten Özgür mü köle mi ?…
Allah cümlemizin kazancına, haram karıştırmayan, hür olanlardan eylesin….
Ama ne yazık ki; otuz altı kez (36) kez, zina yapmaktan daha tehlikeli ve büyük haram olan faiz belası, oldukça, kimse hür ve helal kazanç sahibi olduğunu söyleme Özgürlüğüne sahip değildir. Geçici olan, Dünya zevk ve sefahatına, şeytanın iğvalarına kanıp ta ebedi mutluluğu kazanma fırsatını kaçırmamak için, Allahımıza teslim ile Dualarımız eksik olmasın…!