Dolar 13,6065
Euro 15,3153
Altın 794,50
BİST 1.951,17
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 4°C
Hafif Yağmurlu
Diyarbakır
4°C
Hafif Yağmurlu
Per 4°C
Cum 3°C
Cts 3°C
Paz 6°C

“REFLÜ KABUSUNUZ OLMASIN”

“REFLÜ KABUSUNUZ OLMASIN”
A+
A-
23.04.2018
295

Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Akif Altınbaş, beslenme alışkanlıklarının değişmesi, öğünlerin düzensiz ve fast-food ağırlıklı olması reflü hastalığını arttırdığını belirterek, zamanında ve doğru tanı, hayat standardı değişimi ve gerekli durumlarda ilaç kullanımı ile reflünün engellenebileceğini söyledi.

Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Akif Altınbaş, reflü hastalığının beslenme alışkanlıklarındaki değişme, öğünlerin düzensiz ve fast- fodd ağırlıklı gitmesi nedeniyle son yıllarda artış gösterdiğini söyledi.

Doç. Dr. Altınbaş, “Gastro-özefageal reflü hastalığı, beslenme alışkanlıklarının değişmesi, öğünlerin düzensiz ve fast-food ağırlıklı gitmesi nedeniyle son yıllarda ciddi bir artış göstermiştir. Çalışma şartları nedeniyle öğün atlanması, takip eden sonraki öğünde kan şekerinin çok düşmesi nedeniyle aşırı beslenmeye yol açmaktadır. Sofradan doymadan kalkmak gerekirken hızlı beslenme, hem yemeklerin sindirilmesinde sıkıntı yaratmakta, hem de reflü şikayetlerinin artmasına yol açmaktadır. Gerekli beslenme alışkanlığı değişiklikleri yapılmaz ise sedanter yaşama yol açan şehir hayatının reflü şikayetlerini daha da arttıracağı düşünülmektedir” dedi.

Reflü hastalığının oluşumu hakkında bilgi veren Doç. Dr. Akif Altınbaş, “Reflü, mide içeriğinin, yemek veya asit içeriğin rahatsız edici bir şekilde yemek borusuna kaçmasıdır. Buna bağlı olarak midede veya göğüste yanma, ağrı, ağza acı su gelmesi, midede şişkinlik sıklıkla otaya çıkan şikayetlerdir. Gece yatarken nefes alamayarak boğulma hissi ile uyanma, yutkunma güçlüğü, geçmeyen veya sık tekrarlayan boğaz ağrıları, farenjit ve sinüzitler ve hatta astım atakları, kontrol altına alınmayan reflüye bağlı olabilmektedir. Genel itibariyle mide asidine dayanıklı bir organ iken yemek borusu yapısı itibariyle aside karşı çok duyarlıdır. Aşırı beslenme sonrasında nadiren erişkinlerde reflü olurken, zamanla hastalarda önü alınamayan, giderek artan ve yenilen yemeğin miktarından bağımsız olarak reflü ortaya çıkmaktadır. Belli bir noktaya geldiği andan itibaren hastalar ne yesem, hatta su bile içsem göğüs kafesimin arkasında yanma hissediyorum demeye başlıyorlar.Düzensiz ve aşırı beslenme alışkanlığının yanında örneğin yemek borusu ile mide arasında yer alan kapağın bozulmasıyla, devamlı açık kalması sonucunda da reflü ortaya çıkabilmektedir. Hatta bir türlü kontrol altına alınamayan reflü şikayetlerinde mide fıtığı olma ihtimali de göz önünde bulundurulmalıdır” ifadelerini kullandı.

Reflünün uzun yılar devam etmesi durumunda özefagus alt uç kanserlerine dahi yol açabileceğinin söyleyen Doç. Dr. Akif Altınbaş, “Devamlı aside maruz kalan özefagus, önce kendisini korumak için sahip olduğu hücrelerde şekil değişikliği gider. İlk başta koruma amaçlı olan bu değişiklik (Barret özefagus), aslında ileride oluşacak kanserin de öncülü olabilir. Bu nedenle kanser gelişiminin önlenmesi veya erken teşhis ve tedavisi reflü hastalarında oldukça önemlidir. Bu nedenle reflü hastalarında hastaların şikayetlerinin diyetle, ilaç kullanımı ile azaltılması ilk hedeftir. Ancak nihai hedef, özefagus kanseri gibi ciddi hastalıkların önlenmesidir. Bunun yanında unutulmaması gereken durum ise, özefagus alt uç veya bazı mide kanserleri, kendisini reflü gibi gösterebilir. Bu nedenle, belli risk faktörü olan hastalarda endoskopi ile altta yatan bir kanser varlığı da mutlaka araştırılmalıdır” şeklinde konuştu.

Reflü hastalığı tanısı için endoskopi şart olmadığını belirten Doç. Dr. Altınbaş, “Reflü hastalığı tanısı için endoskopi şart olmamakla birlikte, hastaların yaşı, mevcut diğer hastalıkları, aile öyküsü gibi bir takım faktörler göz önünde bulundurularak hastaların belli bir kısmına tanı öncesinde endoskopi tüm dünyada oldukça yaygın bir şekilde yapılmaktadır. Genelde sedasyon (anestezi) altında yapılan endoskopiler oldukça konforlu ve gerekli hastalar için de hayat kurtarıcıdır. Sonuç olarak, çağımızın hastalığı olan, uzun yıllar devam etmesi durumunda kansere dönüşme potansiyeli olan reflü hastalığı tanısı için veya bazen kendisini reflü olarak saklayan kanseri atlamamak adına reflü tanı ve takibinde sıklıkla endoskopi işlemi uygulanmaktadır. Reflü kabusumuz olmasın istiyorsak, zamanında ve doğru tanı, hayat standardı değişimi ve gerekli durumlarda ilaç kullanımı olmazsa olmazımızdır” diye konuştu.   İHA

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.