<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Öz Diyarbakır Gazetesi | Son Dakika Diyarbakır Haberleri</title>
    <link>https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com</link>
    <description>Diyarbakır haber, son dakika Diyarbakır haberleri için yerel sitemizi ziyaret edin! Diyarbakır'da trafik kazası, siyaset, spor ve diğer gelişmeler burada.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 12 Jun 2026 07:42:46 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaşamaz denilen bebek Diyarbakır'da hayata tutundu]]></title>
      <link>https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/yasamaz-denilen-bebek-diyarbakirda-hayata-tutundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/yasamaz-denilen-bebek-diyarbakirda-hayata-tutundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hamilelik sürecinde bebeklerinin diyafram fıtığı (diyafragma hernisi) olduğunu öğrenen aileye, hastalığın ciddiyeti nedeniyle bebeğin yaşayamayabileceği belirtildi. Aile Diyarbakır'da başvurduğu hastanede bebeklerini ameliyat ettirerek yaşamasını sağladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>DİYARBAKIR HABER -</strong> Batman'da yaşayan bir aile, anne karnındaki bebeklerine yapılan kontrollerde diyafram fıtığı (diyafragma hernisi) tanısı konulmasının ardından zorlu bir süreç yaşadı. Doktorlar tarafından hastalığın hayati risk taşıdığı ve bebeğin doğum sonrası yaşama şansının düşük olabileceği ifade edilirken, aileye yasal hakları kapsamında gebeliğin sonlandırılması seçeneği de sunuldu. Ancak bebeklerini dünyaya getirmek isteyen aile, farklı tedavi seçeneklerini araştırmaya başladı.</p>

<p>Araştırmaları sonucunda Diyarbakır Memorial Dicle Hastanesi Çocuk Cerrahı Op. Dr. Taner Kamacı ile iletişime geçen aile, doğumun Diyarbakır Memorial Dicle Hastanesinde gerçekleştirilmesine karar verdi. Doğumun ardından uzman ekip tarafından yakından takip edilen kız bebek, gerçekleştirilen ameliyatlar ve tedavi süreci sayesinde sağlığına kavuştu. Zorlu süreci geride bırakan minik kızın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="A N N E-3" class="detail-photo img-fluid" height="666" src="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/06/a-n-n-e-3.jpg" width="999" /></p>

<h2><strong>Başarılı ameliyatla sağlığına kavuştu</strong></h2>

<p>Çocuk Cerrahı Op. Dr. Taner Kamacı, hastanın daha anne karnındayken konulmuş bir teşhisle kendilerine geldiğini ifade etti. Op. Dr. Kamacı, "Diyafram hernisi hastamızdı. Gebelik ultrasonlarında sol diyaframında bir yırtık olduğu ve buradan çocuğun bağırsaklarının, midesinin ve karaciğerinin sol lobunun göğüs boşluğuna çıktığı tespit edilmişti. Hastamız bize Batman'dan geldi. Takipte oldukları bazı kadın doğum uzmanları, bebeğin riskinin çok fazla olduğunu, hatta aldırmayı dahi düşünebileceklerini söylemişler. Aile de bize biraz korkuyla geldi. Ancak biz, daha önce bu tür vakaları çok gördüğümüzü, iyi bir ameliyat ve yoğun bakım süreci geçirirse düzelebileceğini aileye anlattık. Çok şükür aile bebeği aldırmadı. Doğum zamanı bize geldi. Biz de doğumunu gerçekleştirdik ve doğduktan hemen sonra hastamızı yoğun bakıma aldık. Bebeğimiz sabah doğdu. Kan gazlarının uygun olması üzerine aynı gün öğleden sonra ameliyata aldık. Sol diyaframındaki yırtığı kapattık. Göğüs boşluğuna çıkmış olan bağırsakları, midesini ve karaciğerini tekrar karın boşluğuna indirerek diyaframdaki açıklığı onardık. Hastamızda aynı zamanda bağırsakta da küçük bir problem vardı. Ameliyat sırasında bunu fark ederek, bağırsaktaki 'Ladd bandı' dediğimiz sorunu da giderdik. Ameliyatın ardından hastamızı tekrar yoğun bakıma aldık. Bir süre entübe olarak takip edildi. Daha sonra solunum cihazından ayrıldı ve bir süre oksijen tedavisi aldı. Tüm tedavi sürecinin tamamlanmasının ardından hastamızı şifa ile taburcu ettik. Bugün hastamızın kontrol muayenesini yapıyoruz. Her şey yolunda görünüyor. Bebeğimizin herhangi bir solunum sıkıntısı yok" dedi.</p>

<p>Kamacı, diyafram hernisi hastalığının her 4 bin ila 5 bin doğumda bir görülen, nadir ancak hayati riski yüksek konjenital anomalilerden olduğunu kaydederek, ''Ancak diyafram hernisi konusunda tecrübe kazanmış merkezlerde hayatta kalma oranları ciddi şekilde artmaktadır. Diyafram hernisi tanısı almış ailelere tavsiyemiz korkmamalarıdır. Evet, bazı hastalar gebeliğin sonuna ulaşamayabiliyor veya doğduktan sonra ameliyat şansı bulamadan kaybedilebiliyor. Ancak doğum zamanına ulaşmış ve dünyaya gelmiş bebeklerin çok büyük bir kısmı artık başarılı şekilde tedavi edilebilmektedir. Eskiden ölüm oranları daha yüksekti. Günümüzde ise hasta kaybı oldukça nadir görülmektedir. Ailelerin korkmadan, doğum sonrası hem yenidoğan yoğun bakım hem de çocuk cerrahisi açısından gerekli imkânlara sahip merkezleri tercih etmelerini öneriyoruz'' diye konuştu.</p>

<p><img alt="A N N E2" class="detail-photo img-fluid" height="666" src="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/06/a-n-n-e2.jpg" width="999" /></p>

<p>Baba Ümit Dinler ise Batman'dan geldiklerini ve kızlarını kucaklarına aldıkları için çok mutlu olduklarını söyledi. Dinler, "14 Ocak 2026 tarihinde yapılan detaylı ultrason muayenesinde bebeğimize diyafram hernisi tanısı konuldu. Hatta o dönemde görüştüğümüz doktorlardan biri bize, yasal hakkımız olduğunu söyleyerek bebeği aldırmamızı önerdi. Tabii biz de o süreçte araştırmalara başladık. Taner hocamızla tanıştık. Allah razı olsun, bize çok yardımcı oldu. Tüm raporlarımızı kendisine gönderdik. Bize, 'Allah'ın izniyle ben bu ameliyatı yapacağım ve kızınızı sağlıklı bir şekilde kucağınıza verip sizi buradan göndereceğim' dedi. Biz de güvenerek buraya geldik. Allah razı olsun Taner hocamızdan ve Emin hocamızdan. Kızımız başarılı bir operasyon geçirdi. Şu anda da çok mutlu bir şekilde hayatımıza devam ediyoruz. Bugün de kontrolümüz için Taner hocamızın yanına geldik. Kendisine ve hastaneye çok teşekkür ediyoruz. Çok şükür, elhamdülillah kızımızın durumu çok iyi. İlk günden beri anne sütüyle besleniyor. Bugün de Taner amcası muayenesini yaptı, filmlerini çekti. Her şeyin yolunda ve şuanda Taner amcasına gülüyor" şekline konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DİYARBAKIR, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/yasamaz-denilen-bebek-diyarbakirda-hayata-tutundu</guid>
      <pubDate>Sun, 07 Jun 2026 11:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/06/a-n-n-e1-1.jpg" type="image/jpeg" length="20376"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyarbakır'daki bu merkez bilim dünyasının gözdesi oldu]]></title>
      <link>https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirdaki-bu-merkez-bilim-dunyasinin-gozdesi-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirdaki-bu-merkez-bilim-dunyasinin-gozdesi-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dicle Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren DÜBTAM, 14 laboratuvarı ve ileri teknoloji cihazlarıyla yakıt, gıda ve su analizlerinde bölgenin en önemli merkezlerinden biri haline geldi. Merkez, bilimsel çalışmalara katkı sunarken üniversiteye de önemli gelir sağlıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>DİYARBAKIR HABER - Dicle Üniversitesi Bilim ve Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi (DÜBTAM),</strong> modern cihazlarla donatılan 14 farklı laboratuvarla bilimsel çalışmaların odağı haline geldi.</p>

<p>Yakıt,gıda ve su alanlarında faaliyet gösteren kamu kurumları ve özel sektör kuruluşlarının bilimsel veri talepleri burada karşılanıyor.</p>

<p>Merkezde görev yapan alanında uzman akadamisyenler yaptıkları başarılı analizlerle bir yandan bilim dünyasına katkı sunarken, diğer yandan da üniversiteye gelir kazandırıyor.</p>

<h2><strong>Kritik sektörlere ışık tutan analizler</strong></h2>

<p>Diyarbakır’da Dicle Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren Dicle Üniversitesi Bilim ve Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi (DÜBTAM) çok fonksiyonlu özellikleriyle ve bilim dünyasına sağladığı katkılarla öne çıkıyor. 14 farklı laboratuvarın işlev gördüğü merkezde numunelerin analizini yapan akademisyenler bir yandan bilimsel çalışmalara ışık tutan veriler elde ederken, aynı zamanda üniversiteye gelir de sağlıyor.</p>

<p>4 bin 600 metrekare kapalı alana sahip merkez,ileri teknoloıji ürünü cihazlarla hizmet veriyor.</p>

<p>Burada görev yapan alanında uzman 25 akademisyen, üniversiteler, araştırma merkezleri, sanayi kuruluşları ve kamu kurumlarından gelen yakıt, gıda ve su gibi ürünlerin analizlerini yapıyor.</p>

<p>Numunelerinin analizleri ücretli gerçekleştirilerek üniversiteye gelir de kazandırılmış oluyor.</p>

<h2><img alt="Labaratuar" class="detail-photo img-fluid" height="505" src="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/06/labaratuar.jpg" width="630" /></h2>

<h2><strong>“Merkezimiz tam donanımlı olarak çalışıyor”</strong></h2>

<p>Dicle Üniversitesi Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Siraç Özerdem,çok güçlü bir ekiple çalıştıklarına dikkat çekerek,merkezde analizlerin güncel ve ileri düzeydeki teknolojiyle yapıldığını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özerdem,”Merkezimizde üniversiteler, araştırma merkezleri, sanayi kuruluşları ve kamu kurumlarından gelen yakıt, gıda ve su gibi ürünlerin analizleri yapılıyor. Bu analizler aynı zamanda bilimsel çalışmalar için veri oluşturuyor. Bununla beraber üniversitemiz gelir de elde etmiş oluyor. Sadece bölgemiz için değil,ülkemiz için de ciddi bir yatırım olan merkezimizi geliştirmeye devam edeceğiz.” diye konuştu.</p>

<h2><img alt="Dübtam2" class="detail-photo img-fluid" height="2048" src="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/06/dubtam2.jpg" width="1536" /></h2>

<h2><strong>“Çok ciddi bir talep var”</strong></h2>

<p>Merkez Müdür Prof. Dr. Feyyaz Durap, merkezde 25 akademisyen ve uzman ile 14 farklı laboratuvarda,ileri teknolojik cihazlarla birçok alanda analiz yaptıklarının altını çizerek,farklı sektörlerden ciddi taleple karşılaştıklarını söyledi.</p>

<p>Durap,”Fiziksel, kimyasal analizler görüntüleme tekniklerinden, mikrobiyolojik analizlerden gıda testlerine kadar birçok sektöre hitap edecek şekilde analizleri yapıyoruz. Gelen öneriler doğrultusunda laboratuvarlarımızı güncelliyoruz. Merkezde çalışan akademisyenlerimizin çoğu profesör, doçent ve doktor ünvanına sahip, oldukça güçlü bir kadromuz var. Bu kadromuzla sadece Diyarbakır'a değil, tüm ülkemize hizmet ediyoruz. Onların her türlü sorunlarına analitik çözümler geliştirmeye çalışıyoruz.Merkezde, Laboratuvar Yönetim Sistemi'ne geçtik. Numunelerin başvurularını internet üzerinden alıyoruz.Paydaşlarımız bu başvurularını akabinde numuneleri bize teslim ediyor. Bu teslimattan sonra numunelerinin durumunu, hangi gün raporunun çıkacağını, bu raporlama sisteminin nasıl olacağını çok rahat bir şekilde yani bize ulaşmadan internette alabiliyorlar.' ifadelerini kullandı.</p>

<h2><strong>“Üniversite için ciddi gelir oluyor”</strong></h2>

<p>Analizlerin ücret karşılığında yapıldığını kaydeden Durap, merkezdeki çalışmalarla elde edilen gelirle üniversiteye katkı sağlandığını belirtti.Yılda binin üzerinde analiz yaptıklarını Durap, 'Yakıt, gıda, su gibi birçok numunenin analizini yapıyoruz. Çok donanımlı olan merkezde, akredite olan laboratuvarlarımız var. Yurt dışından gelen analizler de oluyor. Onlara da yardımcı oluyoruz. Analizlerin ardından hazırlanan raporları sunuyoruz.' diye konuştu.</p>

<h2><strong>“Analizleri kısa sürede sonuçlandırıyoruz”</strong></h2>

<p>Dicle Üniversitesi Veteriner Fakültesi Parazitoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Duygu Neval Sayın İpek, merkezde gıda hizmet sektörü tedarikçilerine, kurumsal firmalara ve kamu sektörüne hizmet verdiklerini ifade etti.</p>

<p>İpek, şunları söyledi:'Dışarıya gönderilen gıda ürünlerinde taşımada büyük sıkıntılar oluşabiliyor. Bundan dolayı yakın bir yerde böyle bir laboratuvarın olması çok büyük bir avantaj. Böylece taşıma tedariki sisteminde sıkıntı yaşamadan burada kısa sürede teslimatlarını yapıp kısa sürede de sonuçlarını alabiliyorlar. Hazır yemek fabrikaları, kapalı paketli gıdalar, et, et ürünleri, süt, süt ürünleri, tavuk ürünlerinin analizlerini yapıyoruz. Uygunsa, bakteri bulunmuyorsa bununla ilgili uygunluk raporumuzu sunabiliyoruz. Merkeze talep çok. Özellikle de hazır gıdalarda, gıda fabrikaları, kamuda, toplu yemek verilen yerlerde ön analizleri yapıyoruz.'</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>MAHİR YÜKSEL</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirdaki-bu-merkez-bilim-dunyasinin-gozdesi-oldu</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 10:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/06/duptam.jpg" type="image/jpeg" length="81459"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyarbakır’da çocuk kalp sağlığında büyük başarı]]></title>
      <link>https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-cocuk-kalp-sagliginda-buyuk-basari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-cocuk-kalp-sagliginda-buyuk-basari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Aritmi Merkezinde 2023 yılından bu yana 250’den fazla elektrofizyolojik çalışma, ablasyon ve kalp pili işlemi başarıyla gerçekleştirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>DİYARBAKIR HABER - Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi</strong> Çocuk Aritmi Merkezinde 2023 yılından bu yana 250’den fazla elektrofizyolojik çalışma (EPS), ablasyon, kalp pili ve ICD işlemi başarıyla gerçekleştirildi.</p>

<p>DÜ Tıp Fakültesi Hastanesi bünyesinde faaliyet gösteren Çocuk Aritmi Merkezi, son yıllarda gerçekleştirdiği ileri düzey girişimsel işlemler, güçlü teknolojik altyapısı ve deneyimli ekibiyle Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin en önemli çocuk ritim bozukluğu merkezlerinden biri haline geldi. Çocuk Kardiyoloji Bilim Dalı bünyesinde hizmet veren merkezde, 2023 yılından bu yana 250’nin üzerinde elektrofizyolojik çalışma (EPS), radyofrekans ablasyon, irrigasyonlu radyofrekans ablasyon, kriyoablasyon, kalp pili (pacemaker) ve implantable kardiyoverter defibrilatör (ICD) işlemi başarıyla gerçekleştirildi.</p>

<p>Merkezin sorumluluğunu yürüten Tıp Fakültesi Çocuk Kardiyoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Türe, çocukluk çağında görülen ritim bozukluklarının erken tanı ve doğru tedavi ile büyük oranda kalıcı olarak tedavi edilebildiğini belirtti. Doç. Dr. Mehmet Türe, çocuklarda çarpıntı, bayılma, göğüs ağrısı, egzersiz sırasında nefes darlığı veya ani bilinç kaybı gibi belirtilerin ritim bozukluğunun habercisi olabileceğini ifade ederek, şunları söyledi:</p>

<p>"Çocukluk çağında görülen birçok ritim bozukluğu ilaç tedavisi veya kateter ablasyonu ile tamamen tedavi edilebilmektedir. Özellikle sık tekrarlayan çarpıntı atakları yaşayan çocuklarda elektrofizyolojik çalışma sayesinde ritim bozukluğunun mekanizmasını belirliyor ve aynı seansta ablasyon tedavisi uygulayabiliyoruz. Böylece çocuklarımız ömür boyu ilaç kullanmak zorunda kalmadan sağlıklı yaşamlarına devam edebiliyor."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>"Artık hastalar başka illere gitmek zorunda kalmıyor"</strong></h2>

<p>Doç. Dr. Mehmet Türe, geçmiş yıllarda ileri düzey çocuk aritmi hastalarının farklı merkezlere sevk edildiğini belirterek, şu değerlendirmede bulundu:</p>

<p>"Merkezimizde son teknoloji üç boyutlu elektroanatomik haritalama sistemleri eşliğinde elektrofizyolojik çalışmalar, radyofrekans ablasyon, irrigasyonlu temas kuvveti destekli ablasyon uygulamaları ve kriyoablasyon işlemleri gerçekleştiriyoruz. Ayrıca kalp pili ve ICD implantasyonları da yapıyoruz. Daha önce şehir dışına sevk edilen birçok hasta artık tedavisini Diyarbakır’da alabiliyor. Bu durum hem ailelerimizin maddi ve manevi yükünü azaltıyor hem de çocuklarımızın tedaviye daha hızlı ulaşmasını sağlıyor."</p>

<p>Dünya standartlarında kullanılan bu üst düzey tanı ve tedavi sistemleri sayesinde özellikle karmaşık ritim bozukluklarında yüksek başarı oranları ve maksimum hasta güvenliği sağlanıyor.</p>

<p>Merkezde yalnızca ritim bozukluklarının kateter yöntemleriyle tedavisi değil, doğumsal veya sonradan gelişen ileti sistemi hastalıklarında kalp pili implantasyonu ile ani kardiyak ölüm riski taşıyan seçilmiş hastalarda ICD implantasyonları da başarıyla uygulanıyor. Ayrıca çocuk hastalarda transvenöz ve epikardiyal kalp pili uygulamaları ile ICD implantasyonları uluslararası standartlarda gerçekleştiriliyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-cocuk-kalp-sagliginda-buyuk-basari</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 11:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/06/ameliyathane-2.jpg" type="image/jpeg" length="64643"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hantavirüs salgınının yaşandığı gemi yeniden seferde]]></title>
      <link>https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/hantavirus-salgininin-yasandigi-gemi-yeniden-seferde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/hantavirus-salgininin-yasandigi-gemi-yeniden-seferde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mayıs ayında 13 hantavirüs vakası ve 3 ölümle dünya gündemine oturan MV Hondius gemisi, kapsamlı dezenfeksiyon ve biyogüvenlik çalışmalarının ardından yeniden sefer izni aldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>DİYARBAKIR HABER -</strong> Yolcuları arasında insandan insana bulaşarak üç kişinin ölümüne yol açan ve küresel panik yaratan <strong>Hantavirüs gemisi,</strong> biyogüvenlik operasyonunun ardından yeni rotasına doğru yola çıkıyor.</p>

<p>The Sun’un haberine göre; Geçtiğimiz mayıs ayında 28 farklı ülkeden yaklaşık 150 yolcu ve mürettebatıyla seyir halinde olan MV Hondius gemisinde gizemli bir hastalık baş gösterdi. Yolcuların peş peşe hastalanmasıyla başlayan süreç, kısa sürede küresel bir sağlık alarmına dönüştü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yapılan incelemeler sonucunda gemide tam 13 hantavirüs vakası doğrulanırken, bu kişilerden üçü hayatını kaybetti. Hastalığın, Arjantin'de kuş gözlemciliği yaptıkları sırada enfekte kemirgenlerle temas eden iki yolcudan yayıldığı tahmin ediliyor.</p>

<p>Salgında hayatını kaybedenler arasında vahşi çöp depolama alanını ziyaret eden Hollandalı bir çift ile Alman bir yolcu bulunuyor. Ayrıca yoğun bakıma kaldırılan bir İngiliz vatandaşının yanı sıra gemideki diğer yolcular da tedbir amacıyla farklı limanlarda tahliye edilerek karantinaya alındı.</p>

<h2><img alt="Gemi-9" class="detail-photo img-fluid" height="502" src="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/06/gemi-9.jpg" width="753" /></h2>

<h2><strong>Gemi tamamen dezenfekte edildi</strong></h2>

<p>Yaşanan krizin ardından Hollandalı sağlık yetkilileri gemide çok geniş kapsamlı bir biyogüvenlik operasyonu yürüttü. Geminin sahibi olan Oceanwide Expeditions şirketi, sekiz güverteli devasa geminin her noktasının derinlemesine temizlendiğini ve içeride hiçbir kemirgen kalmadığını duyurdu.</p>

<p>Yetkililer, hantavirüsün dış ortamda dayanıklılığının düşük olduğunu belirterek yapılan bu yoğun dezenfeksiyon işleminin ardından virüsün tekrar bulaşma ihtimalinin tamamen ortadan kalktığını açıkladı. Geminin temizlenmesiyle birlikte Hollandalı yetkililer, 30 Mayıs itibarıyla lüks kruvaziyere yeniden sefer izni verdi.</p>

<h2><strong>Mürettebat tamamen değişti</strong></h2>

<p>Güvenlik önlemlerini en üst düzeyde tutmak isteyen şirket, salgının yaşandığı dönemde gemide görev yapan tüm mürettebatı tahliye ederek karantinaya aldı. Geminin personeli baştan aşağı yenilenirken, yeni ekibin karantinadaki hiçbir çalışanla temas etmediği vurgulandı.</p>

<p>Şu an lojistik ikmal ve hazırlık sürecinde olan MV Hondius, 6 Haziran'da Norveç'in Svalbard takımadalarında bulunan ve dünyanın en kuzeyindeki yerleşim yeri olan Longyearbyen'dan kalkarak sezonun ilk Arktik seyahatine çıkacak.</p>

<h2><strong>İnsandan insana bulaşma endişesi</strong></h2>

<p>Normal şartlarda hantavirüs insanlara kemirgenlerin idrar, dışkı veya salgılarıyla temas etmesi sonucu bulaşıyor. Ancak Dünya Sağlık Örgütü, bu yolculuk sırasında virüsün sıradışı bir şekilde insandan insana bulaşmış olabileceğini değerlendiriyor. Nitekim gemide bulunmayan bir Fransız vatandaşının, uçakta enfekte bir yolcuyla seyahat ettikten sonra virüsü kapması bu endişeleri haklı çıkardı.</p>

<p>Fransa'daki Pasteur Enstitüsü bilim insanları virüsün genetik haritasını çıkardı ve Güney Amerika'da halihazırda var olan "Andes" varyantı ile eşleştiğini belirledi. Araştırmacılar virüsün daha bulaşıcı ya da daha tehlikeli hale geldiğine dair yeni bir mutasyon bulamadı. Hantavirüse karşı henüz bir aşı veya özel bir ilaç tedavisi bulunmadığı için en etkili korunma yönteminin hijyen ve temasın önlenmesi olduğu belirtiliyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/hantavirus-salgininin-yasandigi-gemi-yeniden-seferde</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 18:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/06/hantavirus-1.jpg" type="image/jpeg" length="84050"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sigara beyin bağımlılığı oluşturuyor]]></title>
      <link>https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/sigara-beyin-bagimliligi-olusturuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/sigara-beyin-bagimliligi-olusturuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sigaranın bir alışkanlık değil, beyin bağımlılığı olduğunu vurgulayan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Mehmet Aydoğan, "Nikotin, beyindeki dopamin sistemini doğrudan etkileyerek kişide ödül hissi oluşturuyor. Zaman içerisinde beyin bu etkiye alışıyor. Bağımlılık geliştikten sonra sigara artık bir tercih değil, biyolojik ihtiyaç hissi oluşturur" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>DİYARBAKIR HABER - </strong>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Mehmet Aydoğan, 31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü kapsamında sigara bağımlılığına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. "Sigaranın yalnızca fiziksel bir alışkanlık olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Dr. Aydoğan, nikotinin beyinde güçlü bir bağımlılık mekanizması oluşturduğunu söyledi.</p>

<p>"Sigara bırakmak çoğu zaman yalnızca irade gücüyle açıklanabilecek bir süreç değildir" diyen Dr. Aydoğan, bağımlılığın biyolojik ve psikolojik boyutlarına dikkat çekerek şu bilgileri paylaştı:</p>

<h2><strong>"Sigara beynin ödül sistemini etkiliyor"</strong></h2>

<p>Nikotin, beyindeki dopamin sistemini doğrudan etkileyerek kişide ödül hissi oluşturuyor. Zaman içerisinde beynin bu etkiye alıştığını belirten Dr. Aydoğan, "Bağımlılık geliştikten sonra sigara artık bir tercih değil, biyolojik ihtiyaç hissi oluşturur. Bu nedenle sigara sadece bir alışkanlık değil, nörokimyasal bir bağımlılıktır" dedi.</p>

<h2><strong>"Az içmek bağımlı olunmadığı anlamına gelmez"</strong></h2>

<p>Sigara kullanım miktarının bağımlılığın tek göstergesi olmadığını ifade eden Dr. Aydoğan, günde birkaç sigaranın bile bağımlılık döngüsünü sürdürebileceğini söyledi. "Bağımlılık miktarla değil, beynin verdiği tepkiyle ilgilidir" açıklamasında bulundu.</p>

<h2><strong>"Sigara stresi azaltmaz"</strong></h2>

<p>Toplumda yaygın olan "sigara stresi azaltır" düşüncesinin doğru olmadığını belirten Dr. Aydoğan, sigaranın aslında nikotin yoksunluğunu geçici olarak giderdiğini söyledi. "Kişi rahatlamıyor, yalnızca yoksunluk hissinden kısa süreliğine çıkıyor. Bu nedenle sigara çözüm değil, sorunun kendisidir" dedi.</p>

<h2><strong>"Tek sigara bağımlılığı yeniden tetikleyebilir"</strong></h2>

<p>Sigara bırakma sürecinde en büyük risklerden birinin "sadece bir tane" düşüncesi olduğunu vurgulayan Dr. Aydoğan, tek bir sigaranın bile beyindeki eski bağımlılık yollarını yeniden aktive edebileceğini belirtti. Nükslerin önemli bir bölümünün bu nedenle başladığını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>"Zorlanmak başarısızlık değildir"</strong></h2>

<p>Sigara bırakıldıktan sonraki ilk haftalarda yaşanan zorlanmaların doğal olduğunu söyleyen Dr. Aydoğan, beynin yeni düzene uyum sağlamaya çalıştığını belirtti. "Bu süreç geçicidir ve her geçen gün iyileşmenin bir parçasıdır" dedi.</p>

<h2><strong>Elektronik sigara uyarısı</strong></h2>

<p>Elektronik sigaraların da nikotin bağımlılığını sürdürdüğünü belirten Dr. Aydoğan, bu ürünlerin bağımlılığı sonlandırmadığını, yalnızca kullanım şeklini değiştirdiğini ifade etti.</p>

<h2><strong>Sigara bırakıldıktan sonra vücutta neler oluyor?</strong></h2>

<p>Sigara bırakıldıktan sonra vücudun hızla kendini onarmaya başladığını belirten Mehmet Aydoğan, iyileşme sürecini şu sözlerle anlattı: İlk 24 saatte kandaki karbonmonoksit düzeyi düşer, oksijen seviyesi artar. 2-3 gün içinde nikotin vücuttan tamamen temizlenir, tat ve koku duyuları belirgin şekilde iyileşir. 1-2 hafta içinde dolaşım sistemi düzelmeye başlar, fiziksel performans artar. 1 ay sonunda akciğer fonksiyonlarında iyileşme görülür, öksürük azalır. 3-9 ay arasında akciğerlerin temizlenme kapasitesi artar, enfeksiyon riski azalır. 1 yılın sonunda kalp hastalığı riski yaklaşık yüzde 50 oranında düşer."</p>

<h2><strong>"Her geçen gün kayıp değil, kazançtır"</strong></h2>

<p>Sigara bırakmanın yalnızca bir alışkanlıktan vazgeçmek olmadığını ifade eden Dr. Aydoğan, "Bu süreç vücudu yeniden hayata döndürmektir. Sigara bırakmak bir irade savaşı değil, beynin yeniden öğrenme sürecidir. Doğru yöntemler ve profesyonel destekle bu süreç çok daha başarılı şekilde yönetilebilir" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/sigara-beyin-bagimliligi-olusturuyor</guid>
      <pubDate>Sat, 30 May 2026 10:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2025/07/sigara-arsiv.jpg" type="image/jpeg" length="16031"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kurban etini böyle pişiren yaşadı]]></title>
      <link>https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/kurban-etini-boyle-pisiren-yasadi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/kurban-etini-boyle-pisiren-yasadi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kurban Bayramı’nda sağlıklı ve lezzetli et tüketimi için uzmanlar önemli uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>DİYARBAKIR HABER -</strong> Kurban Bayramı'nda <strong>doğru beslenme</strong>nin önemli noktalarından birinin de kurban <strong>etini doğru pişirmek</strong> olduğunu söyleyen Prof. Dr. Murat Tosun, her etin pişirme tekniği ve sıcaklığının olduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. Murat Tosun, kurban etleriyle ilgili pişirme tavsiyelerini sıralarken, "Sert olan boyun ve kol bölgesi etleri kıyma yapımına, orta sert olan but ve göğüs etleri haşlamaya, bonfile gibi yumuşak sırt etleri ise ızgaraya uygundur. Her etin kendine göre doğru pişirilme tekniği ve sıcaklığı vardır. Örneğin; değerli kısım dediğimiz bonfilenin (ızgara) pişirilme tekniği ile but (haşlama) kısmından elde edilen bir etin pişirme tekniği çok farklıdır. Uzun süreli ve yüksek ısıda pişen etlerin rengi koyulaşır ve besin değerini kaybeder. Bu yüzden et pişirirken sıcaklık ve süreye çok dikkat etmek gerekir" dedi.</p>

<h2><img alt="Et1" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/05/et1.jpg" width="1280" /></h2>

<h2><strong>Eti ateşle direkt temas ettirmeyin</strong></h2>

<p>Kavurma yapılacak etlerin sinirlerinin ve damarların ayrılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Murat Tosun, "Özellikle kavurma yaparken etin lezzetini korumak için pişirme işleminde etin kendi su ve yağından istifade edilmelidir. Kavurma yaparken pişirme süresi etin türüne göre değiştiği için süreye dikkat etmek gerekmektedir. Tuz, baharat her zaman pişmeye yakın eklenmelidir. Et eğer mangal ızgarada pişirilecek ise öncelikle kaliteli kömür kullanılmalı ve kömürün tam olarak beyaz kor olması beklenmeli. Eti ateşle direkt temas ettirmek yerine bu amaçla özel olarak üretilen mermer veya taş ızgaraların kullanılması daha sağlıklı olması açısından önemli Eğer direk mangalda pişirilecek ise mangal ateşi ile ızgara arasındaki mesafenin en az 15 cm olmasına dikkat edilmesi gerekir" şeklinde konuştu.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/kurban-etini-boyle-pisiren-yasadi</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 10:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/05/et-2.jpg" type="image/jpeg" length="33223"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyarbakır’da bayram sofralarına uyarı]]></title>
      <link>https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-bayram-sofralarina-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-bayram-sofralarina-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyarbakır’da Kurban Bayramı öncesi uzmanlardan önemli uyarı geldi. Kronik hastalığı bulunan vatandaşların et tüketiminde ölçülü davranması gerektiği, aşırı tüketimin kalp ve böbrek rahatsızlıklarını tetikleyebileceği belirtildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>DİYARBAKIR HABER - TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi (ETÜ) Tıp Fakültesi </strong>Hastanesi İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Cihat Burak Sayın, Kurban Bayramı'nda bilinçsiz et tüketiminin özellikle kronik hastalığı bulunan kişiler için ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyledi.</p>

<p>Sayın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kronik böbrek yetmezliği, kalp rahatsızlığı olan koroner arter hastalığı, hipertansiyon ve diyabet hastalarının bayram döneminde beslenmelerine daha fazla dikkat etmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p>Tek başına et tüketiminin sağlıklı olabileceğini ancak yüksek kalorili yiyecekler, aşırı tuz, fazla protein alımı, sakatat ve kuyruk yağı tüketiminin özellikle kalp ve böbrek hastalarında risk oluşturduğunu belirten Sayın, her öğünde yüksek miktarda et tüketimi ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceği konusunda uyarıda bulundu.</p>

<p>Prof. Dr. Sayın, etin pişirme yönteminin de önemli olduğuna dikkati çekerek, "En önemli noktalardan biri etin pişirilmesidir. Çok yüksek sıcaklıklarda kızartma ve kavurma şeklinde tüketilen etlerde ortaya çıkan birtakım zararlı maddelerin de insan sağlığını olumsuz yönde etkileyeceği unutulmamalı." diye konuştu.</p>

<p><strong>En sağlıklı pişirme yönteminin haşlama olduğunu belirten Sayın, şunları kaydetti:</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Tüketim kısmında her öğünde yüksek miktarda et tüketimi kesinlikle yapılmamalı. Küçük öğünler halinde, sindirimi zorlaştırmayacak şekilde ve yanında bol miktarda su, eşlik eden sebze, meyve ya da yoğurt ve ayranla etleri tüketmek etin verdiği hazımsızlığı, sindirim güçlüğü sorunlarının da önüne geçmeyi sağlayacaktır."</p>

<p>Sayın, ete ekstra tuz eklenmesinin özellikle hipertansiyon ve kalp hastalarında kan basıncını hızla yükseltebildiğine işaret ederek, "Böbrek yetmezliği hastalarında, yüksek miktarda et tüketimine bağlı aşırı bir protein ve asit yükü ve buna bağlı olarak böbrek yetmezliğinin alevlenmesi söz konusu olabiliyor." dedi.</p>

<p>Gut hastalarının yüksek miktarda et tüketiminden kaçınması gerektiğini vurgulayan Sayın, diyabet hastalarında ise etin yanında fazla karbonhidrat tüketiminin ciddi risk oluşturabileceğini ifade etti.</p>

<h2><img alt="Et-1" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/05/et-1.jpg" width="1600" /></h2>

<h2><strong>Küçük porsiyonlar halinde tüketilmeli</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Sayın, kalp yetmezliği ve koroner arter hastalarında aşırı tuz tüketiminin olumsuz etkilerinin daha fazla görüldüğünü belirterek, "Öncelikle ölçülü olarak, küçük porsiyonlar halinde tüketmek bir seferde aşırı miktarda et tüketmemek en önemlisi. Hepimiz bayramda et tüketeceğiz ancak bunu ölçülü miktarda, olabildiğince yağsız şekilde, mutlaka sebze, meyve, yoğurt ve bol su eşliğinde yapmalıyız." dedi.</p>

<p>Bayramda mangal ve pikniklerin yaygınlaştığını hatırlatan Prof. Dr. Sayın, aşırı pişmiş etlerin özellikle kömürleşmeye yüz tutan etlerin çeşitli toksik maddeler oluşturabileceğini bildirdi.</p>

<p>Prof. Dr. Cihat Burak Sayın, piknik alanlarında fiziksel aktivitenin de ihmal edilmemesi gerektiğini ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANADOLU AJANSI</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-bayram-sofralarina-uyari</guid>
      <pubDate>Wed, 27 May 2026 17:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/05/et1.jpg" type="image/jpeg" length="43274"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyarbakır’da diyet uzmanından et uyarısı]]></title>
      <link>https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-diyet-uzmanindan-et-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-diyet-uzmanindan-et-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>DİYARBAKIR HABER - </strong>Diyetisyen Sümeyye Şimşek, Kurban Bayramı yaklaşırken et tüketimi de doğal olarak arttığını belirterek, Beslenme düzeninin değişmesiyle birlikte özellikle et tüketiminde dikkat edilmesi gerekenleri sıraladı:</p>

<h2><strong>1. Ölüm Sertliği (Rigor Mortis)</strong></h2>

<p>Kurban bayramlarında yapılan en büyük hata, hayvan kesildikten hemen sonra etin tüketilmesidir. Yeni kesilmiş hayvanda rigor mortis (ölüm sertliği) henüz çözülmemiştir.</p>

<p>Ölüm sonrasında hücre içi ATP tükenir ve bu da kasların kasılı kalmasına (sertliğe) neden olur. Rigor mortis çözülmeden pişen et hem çok sert olur hem de sindirimi son derece zordur. Bu durum danışanlarda şişkinlik, hazımsızlık ve koroner arter hastalarında kardiyovasküler yükü artırabilir.</p>

<p>Etler kesildikten sonra güneş görmeyen, serin bir ortamda (yaklaşık 3-4 saat) oda sıcaklığına gelene kadar bekletilmeli, ardından buzdolabında (+4°C'de) en az 12 ila 24 saat dinlendirilmelidir.</p>

<h2><strong>2. Doğru Saklama ve Hijyen Koşulları</strong></h2>

<p>Etlerin parçalanması ve saklanması esnasında çapraz kontaminasyon riskini azaltmak, gıda zehirlenmelerinin önüne geçmek için esastır.</p>

<p>Dinlendirilen etler, tek seferde tüketilecek porsiyonlara (kıymalık, kuşbaşılık vb.) bölünmelidir. Çözünen etin tekrar dondurulması, mikroorganizma üremesi için ideal bir ortam hazırlar.</p>

<p>Buzdolabında (+4°C): Maksimum 2-3 gün derin dondurucuda (-18°C): 4-6 ay arasında saklanabilir.</p>

<h2><strong>3. Pişirme Teknikleri</strong></h2>

<p>Kurban etinin pişirilme yöntemi, mikro besin ögelerinin kaybını önlemek ve kanserojen bileşiklerin oluşumunu engellemek açısından hayati önem taşır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Etler kendi yağı ve suyuyla, kısık ateşte, haşlama, fırınlama veya ızgara yöntemiyle pişirilmelidir. Kuyruk yağı veya iç yağ ilavesinden kaçınılmalı, etin kendi yağıyla pişmesi sağlanmalıdır. Mangal yapılacaksa, kömür ile et arasında en az 10-15 cm mesafe bırakılmalıdır. Çok yüksek ateşte yakarak pişirmek kanserojen bileşiklerim oluşmasına sebep olur</p>

<p>Öğünü sadece etten oluşturmak da sindirimi zorlaştırabiliyor. Kırmızı et lif (posa) içermez. Sadece et odaklı bir beslenme bayram süresince konstipasyona (kabızlığa) yol açar. Bu yüzden yanında bol salata, sebze yemekleri, tam tahıllara, yoğurda, bakliyatlara yer vermek daha dengeli bir öğün oluşturur. Özellikle C vitamini içeren yeşillikler demir emilimini destekleyebilir.</p>

<h2><strong>Bayramda porsiyon kontrolü de önemli</strong></h2>

<p>Özellikle tansiyon, kalp-damar hastalığı, diyabet, gut veya böbrek rahatsızlığı olan bireylerin et tüketiminde daha dikkatli olması gerekir.</p>

<p>Sakatatlar (karaciğer, böbrek, kokoreç) ise demir ve B12 açısından zengin olsa da kolesterol ve purin içerikleri yüksek olabileceği için kontrollü tüketilmelidir.</p>

<p>Bayram sofralarında önemli olan çok yemek değil, bedeni yormadan dengeli tüketebilmektir.</p>

<p>Hepinize sağlık, neşe, huzur dolu güzel bir bayram diliyorum.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>ALİ MURAT KUŞ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-diyet-uzmanindan-et-uyarisi</guid>
      <pubDate>Sun, 24 May 2026 12:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/05/et-int.jpg" type="image/jpeg" length="13819"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyabette en büyük tehlike görme kaybı]]></title>
      <link>https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/diyabette-en-buyuk-tehlike-gorme-kaybi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/diyabette-en-buyuk-tehlike-gorme-kaybi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>DİYARBAKIR HABER -</strong> Diyabet gözler üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilir ve çeşitli göz sorunlarına ve potansiyel komplikasyonlara yol açabilir. Bu göz sorunları genellikle toplu olarak diyabetik göz hastalıkları olarak adlandırılır. Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Şeyda Atabay konu hakkında bilgiler verdi.</p>

<p>Başlıca diyabetik göz hastalıkları şunlardır:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Diyabetik Retinopati: Diyabetik retinopati, gözün arka kısmındaki ışığa duyarlı doku olan retinadaki kan damarlarını etkileyen yaygın ve potansiyel olarak ciddi bir göz rahatsızlığıdır. İki ana diyabetik retinopati türü vardır:</p>

<p>Proliferatif olmayan diyabetik retinopati (NPDR): Bu diyabetik retinopatinin erken evresidir. Zayıflamış kan damarları, mikroanevrizmalar ve retinada küçük şişlik alanları içerir. Bu aşamada görme etkilenmeyebilir.</p>

<p>Proliferatif diyabetik retinopati (PDR): Bu ileri aşamada, retinada anormal şekilde yeni kan damarları büyür. Bu damarlar gözün içine kanayarak ciddi görme kaybına yol açabilir.</p>

<p>Diyabetik Maküler Ödem (DMÖ): DMÖ, retinanın keskin ve ayrıntılı görmeden sorumlu merkezi kısmı olan makulada sıvı biriktiğinde ortaya çıkar. Şişme ve iltihaplanma görme bozukluğuna veya kaybına yol açabilir.</p>

<p>Katarakt: Diyabetli kişilerde diyabeti olmayanlara göre daha erken yaşta katarakt görülme olasılığı daha yüksektir. Katarakt göz merceğini bulanıklaştırır ve görme bozukluğuna yol açabilir.</p>

<p>Glokom: Glokom, optik sinir hasarı ve görme kaybıyla sonuçlanabilen bir grup göz rahatsızlığıdır. Diyabetli kişilerde açık açılı glokom gelişme riski yüksektir.</p>

<p>Retina Dekolmanı: Diyabet, retinanın alttaki dokudan uzaklaşarak görme kaybına yol açtığı retina dekolmanı gelişme riskini artırabilir.</p>

<p>Diyabetik Göz Sorunlarını Önleme ve Yönetme:</p>

<p>Düzenli Göz Muayeneleri: Yıllık göz muayeneleri, diyabetik göz sorunlarını daha yönetilebilir oldukları erken dönemde tespit etmek için çok önemlidir.</p>

<p>Kan Şekeri Kontrolü: Kan şekeri seviyelerinin sıkı kontrol altında tutulması diyabetik göz hastalıklarının riskini ve ilerlemesini azaltmaya yardımcı olabilir.</p>

<p>Kan Basıncı Kontrolü: Yüksek kan basıncı diyabetik göz sorunlarını daha da kötüleştirebilir, bu nedenle kan basıncını kontrol etmek önemlidir.</p>

<p>İlaçlar ve Tedaviler: Diyabetik göz hastalıkları için, spesifik duruma ve ciddiyetine bağlı olarak lazer tedavisi, enjeksiyonlar ve ameliyat dahil olmak üzere çeşitli tedaviler mevcuttur.</p>

<p>Sağlıklı Yaşam Tarzı: Dengeli beslenme, düzenli egzersiz ve sigara içmemeyi içeren sağlıklı bir yaşam tarzının benimsenmesi, diyabetik göz sorunları ve diyabetle ilgili diğer komplikasyonların riskini azaltmaya yardımcı olabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/diyabette-en-buyuk-tehlike-gorme-kaybi</guid>
      <pubDate>Sun, 17 May 2026 11:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/05/g-o-r-m-e1.jpg" type="image/jpeg" length="87278"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DSÖ Hantavirüs ile ilgili son verileri paylaştı]]></title>
      <link>https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/dso-hantavirus-ile-ilgili-son-verileri-paylasti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/dso-hantavirus-ile-ilgili-son-verileri-paylasti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü, Hollanda bandıralı MV Hondius gemisinde görülen hantavirüs vakalarının küresel nüfus için riskinin düşük olduğunu açıkladı. Şu ana kadar 10 vaka bildirildi, 3 ölüm gerçekleşti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>DİYARBAKIR HABER - Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) </strong>Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Hollanda bandıralı bir gemide görülen hantavirüsün küresel nüfus için riskinin düşük olduğunu yineledi.</p>

<p>Ghebreyesus, DSÖ'nün haftalık basın toplantısında değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Kongo Demokratik Cumhuriyeti (KDC) yetkilileriyle ülkenin kuzeydoğusundaki Ituri eyaletinde ortaya çıkan yeni Ebola salgını hakkında görüştüklerini kaydeden Ghebreyesus, şu ana kadar 13 Ebola vakasının doğrulandığını belirtti.</p>

<p>Ghebreyesus, 1976'dan bu yana KDC'de 17 defa Ebola salgını yaşandığını anımsatarak, "Ebola salgını, hastalık salgınlarının insan sağlığı için sürekli bir tehdit oluşturduğunu ve küresel sağlık güvenliğini sürekli olarak güçlendirmek için işbirliği ve dayanışmanın önemini hatırlatıyor." dedi.</p>

<p>Hollanda bandıralı MV Hondius gemisinin yolcularına ve mürettebatına gösterdikleri dayanışma için Kanarya Adaları'nın Tenerife kentinin halkına teşekkürlerini yineleyen Ghebreyesus, bu krizi yönetmek için yaklaşık 30 hükümet ve diğer paydaşlarla birlikte çalıştıklarını söyledi.</p>

<p>Ghebreyesus, "Geminin yolcularının Tenerife'den transfer operasyonunun başarıyla tamamlandığını ve 120'den fazla kişinin şu anda kendi ülkelerinde bakıma alındığını veya nihai varış noktalarına giderken ev sahibi ülkelerde karantinaya alındığını bildirmekten memnuniyet duyuyorum" diye konuştu.</p>

<p>Geminin kaptanı Jan Dobrogowski ve 26 mürettebatın hala MV Hondius'ta yolculuğa devam ettiğini aktaran Ghebreyesus, geminin 18 Mayıs'ta Hollanda'ya varmasının beklendiğini kaydetti.</p>

<h2><strong>"2 Mayıs'tan bu yana başka ölüm bildirilmedi"</strong></h2>

<p>Ghebreyesus, "DSÖ, (hantavirüs) bu olayın küresel nüfus için riskinin düşük olduğunu tekrarlıyor ve gerektiğinde güncellemeler yayınlamaya devam edeceğiz. Bugün itibarıyla DSÖ'ye 3 ölüm dahil toplam 10 vaka bildirildi" dedi.</p>

<p>Bu vakalardan 8'inin Andes virüsü olduğunun laboratuvarda doğrulandığını, 2'sinin ise muhtemel vaka olduğunu belirten Ghebreyesus, 2 Mayıs'tan bu yana başka ölüm bildirilmediğine dikkati çekti.</p>

<h2><strong>Hantavirüs</strong></h2>

<p>Hantavirüsün çoğunlukla kemirgenlerden bulaştığı biliniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kemirgenlerin kurumuş dışkı, idrar ve salyalarının karıştığı havanın solunması, bazen de kemirgen tarafından ısırılma ya da tırmalanmayla bulaşan virüs, ateş, yorgunluk ve kas ağrısı gibi semptomlara yol açıyor.</p>

<p>Solunum yetmezliğine de sebep olabilen hastalık, bazı durumlarda iç kanama ve böbrek yetmezliği şeklinde seyrediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/dso-hantavirus-ile-ilgili-son-verileri-paylasti</guid>
      <pubDate>Sat, 16 May 2026 02:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/05/hantavirus.jpg" type="image/jpeg" length="64086"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyetisyen Kaymak’tan çölyak hastalığı ve glutensiz diyet uyarısı]]></title>
      <link>https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/diyetisyen-kaymaktan-colyak-hastaligi-ve-glutensiz-diyet-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/diyetisyen-kaymaktan-colyak-hastaligi-ve-glutensiz-diyet-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyetisyen Sümeyye Kaymak, çölyak hastalığı (gluten enteropatisi) ve tedavi süreci hakkında önemli bilgiler paylaştı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>DİYARBAKIR HABER - Diyetisyen Sümeyye Kaymak</strong>, çölyak hastalığı (gluten enteropatisi) ve tedavi süreci hakkında önemli bilgiler paylaştı. Kaymak, çölyak hastalığının buğday, arpa ve çavdarda bulunan gluten proteinine karşı bağışıklık sistemi yanıtı sonucu ince bağırsağın iç yüzeyinde hasara yol açan otoimmün bir rahatsızlık olduğunu belirtti.</p>

<p>“Eskiden sadece sindirim sistemiyle sınırlı bir hastalık olarak görülse de artık çölyak, vücudun tamamını etkileyebilen sistemik bir durum olarak değerlendiriliyor” diyen Kaymak, genetik yatkınlığı olan bireylerde, tip 1 diyabet veya tiroid hastalığı olanlarda ve Down sendromlu kişilerde daha sık görüldüğünü söyledi. Dünya genelinde nüfusun yaklaşık yüzde 1’ini etkileyen hastalık, ince bağırsak villuslarında hasara neden oluyor.</p>

<h2><strong>Çölyak Hastalığının Belirtileri ve Türleri</strong></h2>

<p>Kaymak, çölyak belirtilerinin kişiden kişiye değişiklik gösterebileceğini ifade etti. Çocuklarda sindirim sistemi şikâyetleri daha belirgin olurken, yetişkinlerde kansızlık, yorgunluk ve halsizlik gibi sistemik belirtiler öne çıkabiliyor.</p>

<p><strong>Sindirim sistemi belirtileri:</strong></p>

<p>Karın ağrısı ve şişkinlik</p>

<p>Kronik ishal veya kabızlık</p>

<p>Gaz problemleri</p>

<p>Mide bulantısı</p>

<p><strong>Sistemik belirtiler:</strong></p>

<p>Demir eksikliği anemisi</p>

<p>İştahsızlık ve kilo kaybı</p>

<p>Çocuklarda büyüme geriliği</p>

<p>Yorgunluk ve halsizlik</p>

<p>Cilt döküntüleri</p>

<p>Ağız içinde aftlar</p>

<p><img alt="Gluten" class="detail-photo img-fluid" height="1260" src="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/05/gluten.jpg" width="2240" /></p>

<p>Hastalık, tipik (klasik) çölyak, potansiyel çölyak ve non-çölyak gluten hassasiyeti olarak üçe ayrılıyor. Tipik çölyakta büyüme geriliği, ishal, kusma ve karın ağrısı gibi belirtiler görülürken, potansiyel çölyakta antikor pozitifliği olmasına rağmen biyopsiler normal olabilir. Non-çölyak gluten hassasiyeti ise çölyak testleri negatif olmasına rağmen gluten tüketimiyle benzer semptomlar gösteren kişilerde görülüyor.</p>

<h2><strong>Tek Etkili Tedavi: Glutensiz Diyet</strong></h2>

<p>Kaymak, çölyak hastalığının tek etkin tedavisinin ömür boyu sürecek gluten içermeyen diyet olduğunu vurguladı. Diyette en küçük gluten miktarının bile bağırsak hasarına yol açabileceğine dikkat çeken Kaymak, market alışverişinde etiketlerin dikkatlice okunmasını önerdi.</p>

<p><strong>Gluten içeren başlıca besinler:</strong></p>

<p>Buğday, arpa, çavdar ve bunlardan yapılan ekmek, simit, pide</p>

<p>Kek, pasta ve işlenmiş tatlılar</p>

<p>Malt içeren yiyecek ve içecekler</p>

<p>İşlenmiş et ürünleri, cips ve paketli patates kızartmaları</p>

<p>Bulgur, kuskus, irmik ve makarna</p>

<p><strong>Gluten içermeyen besinler:</strong></p>

<p>Tüm sebzeler ve meyveler</p>

<p>Bakliyatlar</p>

<p>Yumurta, et, tavuk, balık</p>

<p>Pirinç, mısır, patates ve bunların unları</p>

<p>Katkısız yağlar, bal, reçel</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gluten içermeyen unlar (kestane, nohut, karabuğday, badem unu vb.)</p>

<p>Kaymak ayrıca yulafın gluten içermediğini, ancak çapraz bulaş riskine karşı yalnızca glutensiz sertifikalı yulaf tüketilmesini önerdi.</p>

<h2><strong>Glutensiz Diyet Uygulamasında Önemli Noktalar</strong></h2>

<p>Doğal gıdalarla beslenmeye öncelik verilmeli.</p>

<p>Dışarıda yemek yerken dikkatli seçim yapılmalı, mümkünse dışarıda yemek sınırlı olmalı.</p>

<p>Ambalajsız veya etiketsiz gıdalardan kaçınılmalı.</p>

<p>İlaç, kozmetik ve bazı turşu/sirkelerde gluten içeriklerine dikkat edilmeli.</p>

<p>Glutenli ve glutensiz gıdaların hazırlanmasında ayrı ekipman kullanılmalı; buzdolabında glutensiz ürünler üst raflarda saklanmalı.</p>

<p>Süt ürünleri başlangıçta tolere edilemeyebilir; uzman kontrolünde yeniden denenebilir.</p>

<p><strong>Örnek Günlük Beslenme Listesi:</strong></p>

<p>Kahvaltı: Sebzeli omlet, beyaz peynir, bol yeşillik, 5-6 zeytin, karabuğday veya glutensiz ekmek</p>

<p>Öğle: Zeytinyağlı taze fasulye, pirinç pilavı (şehriyesiz), yoğurt</p>

<p>Ara Öğün: 1 porsiyon meyve + 2 tam ceviz</p>

<p>Akşam: Fırın/ızgara balık veya köfte, bol salata, fırın patates (paketli değil)</p>

<p>Kaymak, diyetin başlamasıyla 24 saat içinde klinik bulguların düzelebileceğini, birkaç ayda kilo alımının sağlanabileceğini ve bağırsak mukozasının iyileşme sürecinin çocuklarda 3-6 ay, yetişkinlerde 1-2 yıl sürdüğünü belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>DİLEK AKİN</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/diyetisyen-kaymaktan-colyak-hastaligi-ve-glutensiz-diyet-uyarisi</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 13:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/05/g-l-u-t-e-n.jpg" type="image/jpeg" length="35117"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kontrolsüz ilaç ve teknoloji kullanımı toplum sağlığını tehdit ediyor]]></title>
      <link>https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/kontrolsuz-ilac-ve-teknoloji-kullanimi-toplum-sagligini-tehdit-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/kontrolsuz-ilac-ve-teknoloji-kullanimi-toplum-sagligini-tehdit-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzman Dr. Emine Al, bilinçsiz ilaç ve teknoloji kullanımının sağlık üzerinde ciddi etkileri olduğunu belirtti. Alternatif tıp ve doğal yaşam alışkanlıklarıyla toplum sağlığının korunabileceğini vurguladı.”]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>DİYARBAKIR HABER - Uzman Doktor Emine Al,</strong> bilinçsiz ve yoğun reçeteli ilaç kullanımının toplum sağlığı üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu belirterek, cerrahi müdahale gerektirmeyen birçok rahatsızlığın alternatif tıp uygulamalarıyla desteklenebileceğine inandığını söyledi.</p>

<p>Alternatif tıp uygulamalarının dünya genelinde son yıllarda giderek yaygınlaştığına dikkat çeken Dr. Al, insan sağlığının yalnızca ilaçla değil; yaşam biçimi, beslenme alışkanlıkları ve kültürel değerlerin korunmasıyla da doğrudan ilişkili olduğunu ifade etti.</p>

<p>Dr. Al “Çağlar boyunca insanlığın şifa arayışında önemli bir yere sahip olan sülük tedavisi, akupunktur ve hacamat gibi geleneksel uygulamalar; doğru ellerde ve bilinçli yöntemlerle kullanıldığında, bedenin doğal iyileşme sürecine katkı sunan kadim tedavi yöntemleri olarak varlığını günümüzde de sürdürmektedir.” Dedi.</p>

<p><img alt="Emine Al2" class="detail-photo img-fluid" height="829" src="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/05/emine-al2.jpg" width="1024" /></p>

<p>Doğal yaşamın önemine vurgu yapan Dr. Al, özellikle beslenmede doğal ve katkısız ürünlerin tercih edilmesinin sağlıklı yaşamın temel şartlarından biri olduğunu belirtti. Modern yaşamın beraberinde getirdiği teknoloji kullanımının ise kontrolsüz hale geldiğinde ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini kaydeden Al, özellikle okul çağındaki çocukların dijital bağımlılık riskiyle karşı karşıya olduğuna işaret etti.</p>

<p>Teknolojinin bilinçsiz kullanımının bireyleri sosyal hayattan uzaklaştırdığını ve ruh sağlığını olumsuz etkilediğini söyleyen Dr. Al, şu değerlendirmede bulundu:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Teknolojiyi gerektiği kadar kullanmak hayatı kolaylaştırır. Ancak sınırsız ve kontrolsüz kullanım, bağımlılık oluşturarak insanları yalnızlaştırıyor. Özellikle çocuklarımızın fiziksel, sosyal ve ruhsal gelişimi açısından teknoloji kullanımında denge şarttır.”</p>

<p>Toplum sağlığının korunabilmesi için doğal yaşam alışkanlıklarının güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Emine Al, bilinçli beslenme, kontrollü teknoloji kullanımı ve alternatif destekleyici tedavi yöntemlerinin önemine dikkat çekti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/kontrolsuz-ilac-ve-teknoloji-kullanimi-toplum-sagligini-tehdit-ediyor</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 09:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/05/emine-al.jpg" type="image/jpeg" length="70850"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bel ağrısı fıtık olmayabilir]]></title>
      <link>https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/bel-agrisi-fitik-olmayabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/bel-agrisi-fitik-olmayabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Belde oluşan ağrı genellikle fıtık olarak değerlendirilebilir. Ancak her bel ağrısını sadece ‘fıtık' veya ‘yorgunluk' sanmak, bazı önemli hastalıkların teşhisinde geç kalınmasına neden olabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>DİYARBAKIR HABER -</strong> Günlük yaşamda çoğu kişiden duyduğumuz bel ağrısı şikayeti, genellikle ‘ağır kaldırdım' ya da ‘fıtığım azdı' denilerek geçiştiriliyor. Ancak tıp dünyası, bel ağrısının bir hastalık değil, vücudun verdiği bir semptom olduğunun altını çiziyor. Yaklaşık 50 farklı nedene dayanan bu ağrılar, basit bir kas tutulmasından ibaret olabileceği gibi; prostat, meme veya kolon kanserinin ilk belirtisi olarak da karşımıza çıkabiliyor.</p>

<p>Bel ağrılarına ciddiyetle yaklaşılması gerektiğinin altını çizen Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, "Bel ağrılarının spektrumu oldukça geniştir. Yaklaşık 40-50 farklı tanıdan söz edilebilir. Bu tanılar arasında çok hafif seyreden durumlar olduğu gibi, oldukça ciddi hastalıklar da bel ağrısına neden olabilir. Bel ağrısı bir hastalık değil, bir semptomdur. Basit bir kas incinmesi bel ağrısına yol açabileceği gibi, prostat kanserinin bele yansıması da ağrı şeklinde kendini gösterebilir. Bu nedenle bel ağrısı şikâyetiyle başvuran hastalarda dikkatli ve özenli bir muayene yapılması, gerekirse radyolojik görüntülemeye başvurulması son derece önemlidir. Çünkü basit gibi görünen bir bel ağrısı, bazı durumlarda meme veya kolon kanseri gibi ciddi hastalıkların belirtisi olabilir. Öte yandan, kötü bir yatakta yatmak gibi basit nedenler de bel ağrısına yol açabilir" ifadelerini kullandı.</p>

<h2><strong>Erken tanı alınmazsa sakatlığa neden olabilir</strong></h2>

<p>Bel ağrısı semptomuyla kendini gösteren iltihaplı romatizmal hastalıklara dikkat çeken Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, sözlerini şöyle sürdürdü: "Özellikle genç erkeklerde görülen bu hastalıklar fark edilmez, tanı konulmaz ve tedavi edilmezse ömür boyu sakatlığa yol açabilecek kadar ciddi sonuçlar doğurabilir. Ankilozan spondilit, iltihaplı romatizma türlerinden biridir ve erken tanı konulmadığında ciddi sakatlıklara neden olabilir. Bu nedenle bel ağrıları mutlaka dikkatle değerlendirilmelidir. Öte yandan bel fıtığı, omurgalar arasında yer alan disklerle ilişkilidir. Bu diskler, omurganın sağlıklı hareket etmesini sağlayan, bir aracın amortisörleri gibi görev yapan yapılardır. Disklerin zamanla aşınması ve fıtıklaşması sonucu, omurilikten çıkan sinirler sıkışabilir ve bu da fıtığa yol açar. Ancak bu durum kas ağrısıyla karıştırılabilir. Kas kaynaklı bel ağrısı genellikle kalça veya bacağa yayılmaz. Oysa fıtıkta, sinire baskı olduğu için ağrı belden başlayarak topuğa kadar inebilir. Bu iki durum dikkatli bir muayene ile kolaylıkla ayırt edilebilir."</p>

<h2><strong>Devam eden ağrılarda ileri tetkik şart</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, Belden bacağa kadar yayılan ve sinir boyunca hissedilen ağrılarda mutlaka görüntüleme yapılması gerektiğini söyledi, "Böylece hangi sinirin, hangi tarafta ve ne ölçüde baskı altında olduğu belirlenerek doğru tedavi planlanabilir" dedi. Bel ağrılarının önem derecesinin belirlenmesinde hastayla yapılan anamnezin çok kıymetli olduğunu dile getiren Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, "Örneğin, hastanın ağrısı yürürken veya otururken ortaya çıkıyor ancak yatarken geçiyorsa, bu durum genellikle dejeneratif nedenlere işaret eder. Buna karşılık, gece ortaya çıkan ya da istirahat sırasında devam eden ağrılar; iltihaplı romatizma veya kanser gibi daha ciddi durumları düşündürmelidir. Bu nedenle hastalara yöneltilen en kritik sorulardan biri, ağrının gece veya istirahat halinde olup olmadığıdır. Bu tür durumlarda mutlaka ileri tetkik yapılmalıdır. Cerrahi gerekliliği ise belirli kriterlere göre değerlendirilir. Tüm konservatif yöntemler (ilaç tedavisi, fizik tedavi, enjeksiyonlar, istirahat vb.) uygulanmasına rağmen ağrı devam ediyorsa, bu önemli bir cerrahi nedenidir. Ayrıca nörolojik bozuklukların ortaya çıkması, örneğin ayakta kuvvet kaybı gelişmesi ya da duyu kaybının devam etmesi ve ilerlemesi durumunda hasta cerrahiye yönlendirilir" diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Tedavi yaklaşımı hastalığa göre değişir</strong></h2>

<p>Omurgayı nasıl korumak gerektiğini ve bel ağrılarının nasıl tedavi edildiğine ilişkin konuşan Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, şöyle konuştu: "Omurga, vücudun yükünü taşıyan bir binanın ana kolonu gibidir. Ayakta dururken vücut ağırlığı bacaklar aracılığıyla aşağıya iletilir. Ancak otururken bu yük doğrudan omurga ve kuyruk sokumuna biner. Bu nedenle bel fıtığı olan hastalara uzun süre oturmamaları önerilir. Tedavi yaklaşımı hastalığa göre değişir. Örneğin, bel fıtığında ilk birkaç gün egzersiz önerilmez; öncelikle ağrının azaltılması ve kasların gevşetilmesi hedeflenir. Ağrı azaldıktan ve ödem geriledikten sonra, omurganın stabilitesini sağlamak için özel egzersizler uygulanır. Bu egzersizlerle karın, kalça ve bel kaslarının güçlendirilmesi amaçlanır. Ancak iltihaplı romatizmal hastalıklarda veya kanser metastazı bulunan durumlarda egzersiz ağrıyı artırabilir. Bu nedenle hasta egzersiz sırasında ağrısının arttığını ifade ediyorsa, durum dikkatle değerlendirilmelidir."</p>

<p>Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, hastaların uzun süre oturması ya da uzun süre ayakta kalması gibi durumların bel ağrısına neden olabileceğini hatırlatarak, dengeli egzersiz ve dengeli aktivitenin önemine dikkat çekti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/bel-agrisi-fitik-olmayabilir</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 13:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/05/b-e-l-1.jpg" type="image/jpeg" length="29093"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hantavirüs Türkiye’de var mı? Dünya genelinde hangi ülkelerde görüldü?]]></title>
      <link>https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/hantavirus-turkiyede-var-mi-dunya-genelinde-hangi-ulkelerde-goruldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/hantavirus-turkiyede-var-mi-dunya-genelinde-hangi-ulkelerde-goruldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Atlas Okyanusu’nda yolcu gemisinde ortaya çıkan vakalar sonrası Hantavirüs korkusu büyüyor. Peki Türkiye’de risk var mı?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>DİYARBAKIR HABER - Dünya Sağlık Örgütü'</strong>nün (DSÖ), Atlas Okyanusu'nda seyir halindeki bir yolcu gemisinde görülen vakaların ardından gündeme gelen Hantavirüs araştırılıyor. Arjantin'den Cabo Verde'ye giden gemide ortaya çıkan gelişmeler sonrası "Hantavirüs belirtileri neler, nasıl bulaşır?" soruları araştırılmaya başlandı. 6 Mayıs verilerine göre gemide 3 ölüm doğrulanırken, 8 şüpheli vaka tespit edildi. Kemirgen kaynaklı olduğu bilinen virüs nedeniyle başlatılan incelemelerde genom dizileme çalışmalarının sürdüğü belirtilirken, sağlık otoriteleri süreci yakından takip ediyor. Peki, Hantavirüs nedir, insandan insana bulaşır mı, ölümcül mü? İşte Hantavirüs hakkında bilgiler...</p>

<p>Atlas Okyanusu’nda bir yolcu gemisinde ortaya çıkan hantavirüs vakaları dünya genelinde endişe yarattı. Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) paylaştığı 6 Mayıs verilerine göre olayla bağlantılı 3 ölüm doğrulanırken, 8 şüpheli vaka tespit edildi. Arjantin’den Cabo Verde’ye giden gemide yaşanan gelişmelerin ardından "Hantavirüs nedir, insandan insana bulaşır mı, ölümcül mü?" soruları gündemin ilk sıralarına yükseldi. Uzmanlar, kemirgen temasıyla bulaşan virüsün nadir durumlarda ciddi solunum yetmezliğine yol açabileceğine dikkat çekiyor. İşte detaylar...</p>

<h2><strong>İlk vakalar gemide görüldü</strong></h2>

<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Atlas Okyanusu'nun güneyinde Arjantin'den Afrika'nın batısındaki Cabo Verde'ye giden bir yolcu gemisinde patlak veren vakaların ardından gündeme gelen hantavirüsünü, küresel nüfus için "düşük riskli" olarak değerlendirirken, yakından takibe aldığı virüsün genom dizileme çalışmalarının sürdüğünü bildirdi.</p>

<h2><strong>DSÖ'den açıklama</strong></h2>

<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Arjantin'den yola çıkan bir gemide bildirilen 8 vakadan 5'inin hantavirüs olduğunun doğrulandığını, diğer 3'ünde ise şüphe bulunduğunu belirtti.</p>

<h2><img alt="Ruhi Çenet" class="detail-photo img-fluid" height="360" src="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/05/ruhi-cenet.jpg" width="640" /></h2>

<h2><strong>Ruhi Çenet o gemide seyahat etmişti</strong></h2>

<p>Ruhi Çenet, Hantavirüs nedeniyle hayatını kaybeden insanların olduğu gemide günlerce seyahat ettiğini "Bir aylık okyanus yolculuğumda çok kötü şeyler oldu!" sözleriyle açıkladı. Ünlü isim çektiği videoda, "Yaklaşık 1 ay süren gemi yolculuğumuzda aramızdan bir yolcu hayatını kaybedince bunun okyanus koşulları yüzünden olduğunu düşünmüştüm. Ancak durum zannettiğimizden çok daha kötüymüş" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Gemiden 24'üncü günde indiğini belirten Çenet, geminin son varış noktasına doğru 11 gün daha devam ettiğini belirtti. Gemiden inmesi sonrası vefat eden kişinin karısının da öldüğünü belirten Çenet, "Onun ardından üçüncü kişi de ölünce gemide tedavisi olmayan ve kemirgenlerden bulaşan Hantavirüs olduğu belirlendi" dedi. İlk ölen yolcunun da bu sebeple öldüğünü söyleyen ünlü isim, geminin tek doktorunun da bu hastalıktan dolayı yaşam mücadelesi verdiğini belirtti.</p>

<h2><strong>Ruhi Çenet sağlık durumu nasıl?</strong></h2>

<p>Sağlık durumu hakkında da bilgi veren Ruhi Çenet, "Beni merak edip soranlara teşekkürler, çok ucuz kurtuldum ama aklım hâlâ orada. Gerekli kan testlerini yaptırdım" ifadelerini kullandı.</p>

<h2><strong>Hantavirüs nedir?</strong></h2>

<p>Bunyaviridae ailesinden bir RNA virüsü olan Hantavirüs, ilk izole edildiği yer olan Güney Kore’deki Hantaan nehrinden adını alır. Virüsün yol açtığı Kanamalı Ateşle seyreden Renal Sendrom( HFRS) daha çok Asya ve Avrupa kıtasında görülürken, Hantavirus pulmoner sendrom (HPS)’a neden olan tip daha çok Amerika kıtasında görülmektedir.</p>

<h2><strong>Hantavirüs nasıl bulaşır?</strong></h2>

<p>ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri'ne (CDC) göre, insanlar genellikle enfeksiyonu fare ve sıçan gibi kemirgenlerle; özellikle de idrarları, dışkıları ve tükürükleri ile temas yoluyla kapıyor.Fareler ve diğer bazı kemirgenler hantavirus taşıyıcısıdır.Özellikle kırsal bölgelerde ve şehirlerde insanlar için ciddi tehlike teşkil ederler. Dünyada da oldukça yaygındır.</p>

<p>Kemiricilerde kronik asemptomatik bir enfeksiyon oluşur. Viremi neticesinde viruslar en yoğun olarak hayvanın dalak, böbrek ve daha çok da akciğerlerinde yerleşir. Virüsü taşıyan asemptomatik kemiricilerin idrarı, dışkısı ve sekresyonları çevreyi ve ortam havasını enfekte edebilir.</p>

<p>İnsana bulaş yolunun özellikle enfekte kemirgenlerinin virüs bulaşlı çıkartılarının, solunması aracılığıyla olduğu düşünülmektedir. Kemirgenin insanı ısırmasıyla virüs geçişi çok nadirdir. Hantavirüs temasla insandan insana geçmez. Kemirgenlerin çıkartılarıyla kirlenmiş yiyeceklerle bulaşıp bulaşmadığı ise virüsün mide asidine dirençsiz oluşu nedeniyle şüphelidir.</p>

<p>Yapılan araştırmalar virüsün kan transfüzyonuyla da geçmediğini göstermiştir. Hantavirusun inek, tavuk gibi çiftlik hayvanları veya kedi, köpek gibi ev hayvanları tarafından taşınmazlar, ancak bu hayvanlar kemiricilerle temas halindeyseler onların çıkartılarını taşıyarak aracılık yapabilirler.</p>

<h2><img alt="Aşı-2" class="detail-photo img-fluid" height="360" src="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/05/asi-2.jpg" width="640" /></h2>

<h2><strong>Hantavirüs belirtileri nelerdir?</strong></h2>

<p>Hantavirüs enfeksiyonları damar çeperlerinin hasar gördüğü viral bir hastalıktır. Damar geçirgenliğinin artması ve trombositopeni sonucu hemorajik (kanamalı) belirtilerle seyredebilir.Hipertansiyona, akciğer ödemi, böbrek yetmezliği ve şoka kadar gidebilen ölümcül bir tabloya yol açabilir.</p>

<p>Erken belirtiler: Yorgunluk, ateş, kalça, sırt, omuz gibi büyük kas gruplarında ağrıyı içerir. Ayrıca baş ağrısı, baş dönmesi, karın ağrısı, ishal, kuma, bulantı gibi nonspesifik semptomlar da görülebilir.</p>

<p>Geç belirtiler: Hastalığın başlangıcından 4-10 gün sonra, Hantavirüs Pulmoner Sendromu tablosu gelişir.Akciğer ödemi ve buna bağlı olarak öksürük, nefes darlığı gibi geç bulguları görülür. HFRS sendromu gelişmişse: Oliguri (idrar miktarında azalma) ve böbrek yetmezliği gelişir. Nadiren geç tablo olarak kulak ağrısı, boğaz ağrısı gibi nadir semptomlar da görülebilir.</p>

<h2><strong>Hantavirüs tedavisi var mı?</strong></h2>

<p>Hantavirüs enfeksiyonları için günümüzde henüz geliştirilmiş özel bir aşı veya virüse doğrudan etki eden kesin bir tedavi yöntemi bulunmamaktadır. Bu nedenle tıbbi müdahale, temel olarak hastanın hayati fonksiyonlarını korumaya yönelik "destek tedavisi" üzerine kuruludur. Hastalığın seyrettiği tabloya göre uygulanan yöntemler şunlardır:</p>

<p>Akciğer Tutulumunda (HPS): Erken müdahale kritik öneme sahiptir. Hastalar yoğun bakım ortamında oksijen desteğine alınır ve gerekirse solunum cihazına (entübasyon) bağlanır. Kan basıncını dengede tutmak için sıvı takviyesi yapılır.</p>

<p>Böbrek Tutulumunda (HFRS): Böbrek yetmezliği gelişen vakalarda diyaliz uygulaması hayat kurtarıcı bir rol oynar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İlaç Çalışmaları: Henüz kesinliği kanıtlanmamış olsa da, bazı araştırmalar antiviral ilaçların hastalığın hayati riskini azaltabileceğine dair bulgular sunmaktadır.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/hantavirus-turkiyede-var-mi-dunya-genelinde-hangi-ulkelerde-goruldu</guid>
      <pubDate>Fri, 08 May 2026 08:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/05/gemi-7.jpg" type="image/jpeg" length="85233"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyarbakır’da gebeler evlerinde doğuma hazırlanıyor]]></title>
      <link>https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-gebeler-evlerinde-doguma-hazirlaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-gebeler-evlerinde-doguma-hazirlaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyarbakır’da gebeler, ebelerin gerçekleştirdiği ev ziyaretleri ve Gebe Okulları ile normal doğum ve bebek bakımı konusunda bilinçlendiriliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>DİYARBAKIR HABER - Sağlık Bakanlığı</strong>'nın başlattığı proje kapsamında Diyarbakır'da gebeler evlerinde ziyaret edilerek doğuma hazırlanıyor, kaygıları birebir iletişimle gideriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sağlık Bakanlığı tarafından 3 Ekim 2024 tarihinde<strong> "Doğal Olan Normal Doğum" Projesi</strong>yle başlatılan ve son üç ayına giren gebelere yönelik aramalarla sürdürülen "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması, Diyarbakır'da aktif şekilde devam ediyor. Proje kapsamında kentteki gebeler, görevlendirilen ebeler tarafından evlerinde ziyaret edilerek doğum sürecine hazırlanıyor. Özellikle ilk bebeğini bekleyen anne adaylarına yönelik uygulamada, gebeliğin son üç ayını kapsayan süreçte her anne adayına bir ebe görevlendiriliyor. Ebeler, gerçekleştirdikleri ev ziyaretlerinde anne adaylarının doğuma ilişkin kaygılarını birebir iletişimle gidermeyi hedefliyor. Ziyaretlerde normal doğumun faydaları detaylı şekilde anlatılırken, sezaryenin bir doğum yöntemi değil, ancak anne ya da bebeğin hayati risk taşıdığı durumlarda başvurulan cerrahi bir müdahale olduğu vurgulanıyor. Anne adaylarının bilinçlendirilmesi amacıyla Gebe Okulları'nda da kapsamlı eğitimler veriliyor. Bu eğitimlerde gebelik süreci, normal doğumun önemi, bebek bakımı, aşılama hizmetleri ile lohusalık dönemi gibi konular ele alınıyor. Anne adaylarının yanı sıra talep eden yakınları da bu eğitimlere katılabiliyor. Diyarbakır'da toplam 46 koordinatör ebenin görev aldığı proje kapsamında son bir yılda 21 bin 104 anne adayına eğitim verildi. Hastaneler ve İlçe Sağlık Müdürlükleri bünyesinde faaliyet gösteren gebe okullarında dört modül halinde sunulan eğitimler ücretsiz olarak gerçekleştiriliyor. Ev ziyaretleri sırasında ayrıca, gebelikten 0-2 yaş bebek gelişimine kadar süreci kapsayan "Annelik Yolculuğu" mobil uygulaması hakkında da bilgilendirme yapılıyor. Sağlık Bakanlığı tarafından geliştirilen bu dijital rehber sayesinde anne adaylarının güvenilir bilgiye kolay erişimi sağlanıyor.</p>

<h2><img alt="Gebtakip" class="detail-photo img-fluid" height="666" src="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/05/gebtakip.jpg" width="999" /></h2>

<h2><strong>"Anne adaylarımızı Gebe Okullarımıza bekliyoruz"</strong></h2>

<p>Ebe Demet Savaç, bölgede bulunan bütün gebeleri gebeliği, gebelik süreci, doğum süreci, doğumdan sonraki bebek beslenmesi, lohusalık eğitimi, aile planlaması eğitimi, bebeğin aşıları ile ilgili bilgilendirmeleri telefonla arayarak bilgilendirip ve ev ziyareti planladıklarını söyledi. Savaç, "Gebelerimizin tamamını gerek evde ev ziyaretinde gerekse telefonla arayarak hastanelerimizde bulunan gebe okullarına, aynı zamanda Toplum Sağlığı Merkezlerinde bulunan gebe bilgilendirme sınıflarına ücretsiz bir şekilde yararlanabilmeleri için yönlendirmeler yapıyoruz" dedi.</p>

<p>Koordinatör ebe Hülya Caner ise Sağlık Bakanlığı bünyesinde yürütülen "Doğal Olan Normal Doğum" uygulaması çerçevesinde gebeler ile sürekli iletişim halinde olduklarını dile getirdi. Caner, "Bu uygulamayla birlikte birçok Gebe Okulu açıldı. Ben de bu okullardan birinde görev yapıyorum. Anne adaylarımızı gebe okullarımıza bekliyoruz. Burada kendilerine gebelik süreci, doğum öncesi ve doğum sonrası konularda bilgilendirmeler yapıyoruz. Kısaca bir mobil uygulamamızdan da bahsetmek istiyorum. Bu da Sağlık Bakanlığı'nın 'Annelik Yolculuğu' mobil uygulaması. Anne adaylarımız bu uygulamayı telefonlarına indirebilirler. Uygulama içerisinde gebelik süreci boyunca hafta hafta merak edilen soruların cevapları yer alıyor. Ayrıca bebek gelişimi, beslenme programları, dikkat edilmesi gereken egzersizler ile bebek bakımı, banyo ve genel bakım süreçlerine ilişkin pek çok bilgiye de bu uygulama üzerinden ulaşabiliyorlar" diye konuştu.</p>

<p>Anne adayı 20 haftalık gebe Berivan Atlı da ilk gebeliği olduğunu ve ebe hizmeti konusunda bilgilendirildiğini, gebe okuluna yönlendirme yapıldığını ifade etti. Atlı, "Tansiyonum ölçüldü. Beslenme ve egzersiz konusunda düzenli bilgilendirme aldım. Çok memnun kaldım, teşekkür ederim. Ev ziyareti de yapılması çok iyi oldu. Çoğu anne adayı bunu reddediyor ancak bence kabul etmeliler. Geldiklerinde faydasını göreceklerdir" şeklinde konuştu.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-gebeler-evlerinde-doguma-hazirlaniyor</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 10:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/05/gebe-takip2.jpg" type="image/jpeg" length="17855"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bölgesel yağlanma kadınların korkulu rüyası]]></title>
      <link>https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/bolgesel-yaglanma-kadinlarin-korkulu-ruyasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/bolgesel-yaglanma-kadinlarin-korkulu-ruyasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>DİYARBAKIR HABER - </strong>Kadınların sağlıklı yaşam yolculuğunda en sık dile getirdiği konulardan birinin bölgesel yağlanma olduğuna dikkat çeken Diyetisyen Ayşe Şura Korkmaz, özellikle iç bacak, basen ve bel çevresinde incelmenin zor olmasının altında çeşitli nedenler bulunduğunu belirtti.</p>

<p>Korkmaz, insan vücudundaki yağlanmanın her zaman eşit şekilde dağılmadığını ifade ederek, "Kimi zaman tüm vücutta kilo kaybı yaşansa da bazı bölgelerde yağlanma ısrarla kalıcı olabilir. Bu durum birçok kadının motivasyonunu düşürse de aslında altında yatan bilimsel sebepler vardır." dedi.</p>

<p>Bölgesel yağlanmanın en önemli nedenlerinden birinin hormonal dengesizlikler olduğunu vurgulayan Korkmaz, "Östrojen fazlalığı, insülin direnci ya da tiroit problemleri özellikle basen, karın ve bel çevresinde yağ birikimini tetikler. Ailede benzer bölgelerde yağlanma varsa, genetik yatkınlık söz konusudur." ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Hareketsiz yaşam ve yanlış egzersiz etkili</strong></h2>

<p>Hareketsiz yaşam tarzının ve yanlış egzersiz alışkanlıklarının da yağlanmayı artırdığını dile getiren Korkmaz, "Tek tip egzersizler, sadece kardiyo yapmak veya hiç spor yapmamak bu bölgelerin dirençli kalmasına neden olur. Sık sık rafine karbonhidrat tüketmek, fazla tuz almak ve öğün atlamak bu süreci olumsuz etkiler." dedi.</p>

<h2><strong>Çözüm kişiye özel olmalı</strong></h2>

<p>Bölgesel yağlanmayla mücadelede kişiye özel yaklaşımın önemine değinen Korkmaz, şu önerilerde bulundu:</p>

<p>"Beslenme kişiye özel olmalı, tek tip diyetlerden uzak durulmalı. Karın ve basen gibi inatçı bölgeler için direnç antrenmanları ve bölgesel egzersizler eklenmeli. Ve en önemlisi sabır. Vücut zamana ihtiyaç duyar, değişim bir anda değil, adım adım olur."</p>

<p>Korkmaz, her vücudun farklı olduğunu hatırlatarak, "Aynı yolu yürümüyoruz, bu yüzden çözümlerimiz de özel olmalı." şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/bolgesel-yaglanma-kadinlarin-korkulu-ruyasi</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/05/y-a-g-l-a-n-m-a.jpg" type="image/jpeg" length="64325"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyarbakır’da GETAT uygulamalarıyla bütüncül sağlık hizmeti mümkün]]></title>
      <link>https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-getat-uygulamalariyla-butuncul-saglik-hizmeti-mumkun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-getat-uygulamalariyla-butuncul-saglik-hizmeti-mumkun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde geleneksel ve tamamlayıcı tıp hizmetleri vatandaşlara güvenli şekilde sunuluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>DİYARBAKIR HABER - Diyarbakır’da Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (GETAT)</strong> uygulamaları, Sağlık Bakanlığı’nın 2014 yılında yürürlüğe koyduğu yönetmelik çerçevesinde modern tıbbı destekleyici nitelikte hizmet veriyor. Bu kapsamda kupa tedavisi (hacamat), akupunktur ve benzeri yöntemler sertifikalı hekimler tarafından gerçekleştiriliyor.</p>

<h2><strong>GETAT polikliniği bütüncül sağlıkta önemli rol oynuyor</strong></h2>

<p>Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesindeki GETAT Polikliniği, hem farklı geleneksel yöntemler hem de hacamat hizmetini hekim kontrolünde sunuyor. Poliklinik hekimlerinden Uzm. Dr. Abdullah Yıldız, GETAT uygulamalarının hastalıkların önlenmesinde, mevcut tedavilerin desteklenmesinde ve yaşam kalitesinin artırılmasında etkili olduğunu vurguladı.</p>

<p>Prof. Dr. Yıldız, “Her uygulama kişiye özel planlanmaktadır. GETAT polikliniklerimizde farklı yöntemler uygulanmakta olup, her işlem hastanın genel durumu göz önünde bulundurularak hekim değerlendirmesiyle planlanmaktadır. Kupa tedavisi de uygun hastalarda destekleyici bir yöntem olarak tercih edilmektedir” dedi.</p>

<h2><strong>Güvenli uygulama için hekim kontrolü şart</strong></h2>

<p>Hacamatın yalnızca yetkili hekimler tarafından uygulanması gerektiğini ifade eden Uzm. Dr. Yıldız, “Kontrolsüz ortamlarda yapılan uygulamalar ciddi sağlık riskleri oluşturabilir. Bu nedenle vatandaşlarımızın bu tür işlemler için mutlaka sağlık kuruluşlarını tercih etmeleri büyük önem taşımaktadır” açıklamasında bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Diyarbakır İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk ise GETAT uygulamalarının Bakanlık politikaları doğrultusunda bütüncül sağlık anlayışının önemli bir parçası olduğunu belirtti. Asiltürk, “Bilimsel temelli ve güvenli şekilde sunulan GETAT uygulamaları, koruyucu sağlık hizmetlerinden tedavi süreçlerine kadar geniş bir alanda destekleyici rol üstlenmektedir. Amacımız, vatandaşlarımıza modern tıbbın imkanlarıyla birlikte, tamamlayıcı yaklaşımları da doğru ve güvenilir şekilde sunarak sağlık hizmetlerinde kaliteyi artırmaktır” dedi.</p>

<h2><strong>Randevu ve hizmet bilgisi</strong></h2>

<p>Yetkililer, Diyarbakır’da GETAT hizmetlerine erişimin artırıldığını belirterek, poliklinikten yararlanmak isteyen vatandaşların MHRS veya 182 üzerinden randevu alabileceklerini bildirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>DİLEK AKİN</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-getat-uygulamalariyla-butuncul-saglik-hizmeti-mumkun</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 14:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/04/abdullah-yildiz.jpg" type="image/jpeg" length="94092"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyarbakır’da uzmanından güneş gözlüğü uyarısı]]></title>
      <link>https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-uzmanindan-gunes-gozlugu-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-uzmanindan-gunes-gozlugu-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte güneş gözlüğü satışlarında artış yaşanırken, uzmanlar göz sağlığı açısından önemli bir hatırlatmada bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>DİYARBAKIR HABER -</strong> Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte<strong> güneş gözlüğü</strong>ne talep de artmaya başladı. Uzmanlar, göz sağlığı için sadece yazın değil 4 mevsim güneş gözlüğü takılması gerektiğini belirtti.</p>

<p>Yaklaşan yaz aylarıyla beraber güneş gözlüklerinin kullanımı arttı. Ancak uzmanlar, güneş gözlüğünün yalnızca yaz aylarında değil, yılın dört mevsiminde de kullanılması gerektiğini vurguladı. 21'inci Bölge Güneydoğu Optisyenler Gözlükçüler Odası Başkan<strong>ı Abdurrahim Erdoğan</strong>, güneş gözlüklerinin, göz ve görme sağlığı açısından çok büyük bir öneme sahip olduğunu dile getirdi. Erdoğan, ''Vatandaşlarımızın yanlış bildiği bir konu da güneş gözlüğünün sadece yaz aylarında kullanılmasıdır. Aslında güneş gözlükleri her mevsim kullanılabilmektedir. Güneş gözlükleri sadece yazın güneşin yoğun olduğu zamanlarda değil, kışın karda, siste veya bulutlu havalarda ultraviyolenin yoğun olduğu dönemlerde de takılması gerekmektedir. Lakin vatandaşlarımız tarafından bahar ve yaz aylarında güneş gözlüklerine ciddi bir rağbet oluşmaktadır" dedi.</p>

<p><strong>Sahte güneş gözlükleri ile ilgilide önemli uyarılarda bulunan Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>''Buradan yapacağımız en önemli duyuru şu olabilir, güneş gözlüğü muhakkak suretle Sağlık Bakanlığının denetimi altında olan optisyenlik müesseselerinden satın alınması gerekmektedir. Güneş gözlüğü alırken birçok teknik detaya sahip olmak gerekir. Bunlardan en önemlilerinden biri de her koyu renkli gözlüğün koruyucu bir güneş gözlüğü olmadığıdır. Çünkü boyayla elde edilen renklendirilmiş koyu gözlükler, göz bebeğinin olağandan daha çok büyümesine neden olur ve bu durum güneşten yayılan zararlı ultraviyolenin göze daha fazla ulaşmasına yol açar. Bu da birçok göz hastalığına sebebiyet vermektedir."</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-uzmanindan-gunes-gozlugu-uyarisi</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 11:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/vendor/te/assets/images/placeholder.png" type="image/jpeg" length="28204"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyarbakır'da fizyolojik doğum]]></title>
      <link>https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-fizyolojik-dogum</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-fizyolojik-dogum" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fransa'dan Muğla'ya yerleşen Ali Tokyürek ve Anissa Tokyürek çifti, doğal doğum arayışıyla Diyarbakır'da fizyolojik doğum sürecini doktor eşliğinde, müdahalesiz şekilde gerçekleştirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>DİYARBAKIR HABER -</strong> Fransa'da 6 doğum yapan ve sonrasında Muğla'ya yerleşen Ali Tokyürek ve Anissa Tokyürek çifti, Fransa'da evde doğumun yasak olmaması nedeniyle tüm doğumlarını evde gerçekleştirdi. Ancak Türkiye'de evde doğumun yasak olması nedeniyle doğal doğum arayışına geçen çift, hiçbir ilaç ya da tıbbi gereklilik olmadan nasıl bir doğum yapabileceklerini araştırdı.</p>

<p>Bu süreçte Diyarbakır Dicle Memorial Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümünden Op. Dr. Selin Bilgin Kadıoğlu'na ulaşan çift, doktorun "Fizyolojik doğum"u desteklediğini öğrenerek iletişime geçti. Doktor tarafından kabul edilen çiftin doğumu, hastane odasında tamamen doğal bir ortamda ve herhangi bir tıbbi müdahale olmadan, doktor eşliğinde gerçekleştirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Hastane odası ev ortamını aratmadı</strong></h2>

<p>Dicle Memorial Hastanesinde ebe olan Elif Ilgaz, Fransa vatandaşı çiftin istediği gibi bir doğum olduğunu dile getirdi. Ilgaz, "Fransız vatandaşı gebemiz, 6 doğumunu Fransa'da gerçekleştirmiş. Yedinci gebeliği için artık doğal doğum arayışına girmiş. Bu süreçte internet üzerinden yaptığı araştırmalar sonucunda Diyarbakır Dicle Memorial Hastanesinden Op. Dr. Selin Kadıoğlu'na ulaşmış. Bunun üzerine doğumuna birkaç gün kala Muğla'dan ailesiyle birlikte Diyarbakır'a gelen çift, burada bir otelde konakladı. Op. Dr. Selin Bilgin Kadıoğlu tarafından yapılan muayenede ek bir risk olmadığı gözlemlendi. Hastanın talebi doğrultusunda normal doğum, müdahalesiz doğum, doğuma saygı ve doğumun doğal zamanına saygı ilkeleri çerçevesinde süreç planlandı. Doğum, hastane odasında tamamen doğal şartlarda, hiçbir invaziv işlem ve tıbbi girişim olmadan gerçekleştirildi. Anne adayı, kendi odasında ev konforuna yakın bir ortamda doğumunu tamamladı. Komplikasyonsuz ve risksiz gerçekleşen doğumun ardından hasta süreçten memnun kaldı ve mutlu ayrıldı" dedi.</p>

<p>Ali Tokyürek ise Muğla'da yaşadıklarını ve eşinin doğal bir doğum arayışında olduğunu ifade etti. Tokyürek, "Tamamen doğal bir doğum istediği için internette araştırdık. Araştırmanın sonucunda Op. Dr. Selin Bilgin Kadıoğlu'nun bir makalesi üzerine denk geldi. O makaleyi okuduktan sonra, 'ben bu doktoru istiyorum' dedi bana. Ben de baktım Diyarbakır'dadır, bize epey uzaktı. Biraz uğraştık. Hocayla iletişime geçtik. Doktor da bize, 'benim için sorun değildir, gelebilirsiniz' dedi. Otobüse binip buraya kadar geldik ve doğumun gerçekleşmesini bekledik. Her şey istediğimiz gibi oldu sonuçta. Öbür çocuklarımız Fransa'da doğdu. Onlar evde doğdu, orada öyle bir imkanımız vardı. Türkiye'de evde doğum yasak. Ama hastaneye geldiğimizde bir farkını görmedik. Aynen Fransa'da evde doğum gibi oldu. Sonuçta gerçekten doktor eşime çok büyük şefkat gösterdi. Odasında gerçekten sanki evdeymiş gibi doğum yaptı" şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-fizyolojik-dogum</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Apr 2026 12:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/04/d-o-g-u-m.jpg" type="image/jpeg" length="44291"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyarbakır’da 13 yeni Aile Sağlığı Merkezi açıldı]]></title>
      <link>https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-13-yeni-aile-sagligi-merkezi-acildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-13-yeni-aile-sagligi-merkezi-acildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyarbakır’da birinci basamak sağlık hizmetlerini güçlendirmek amacıyla 13 yeni Aile Sağlığı Merkezi, modern ve afetlere dayanıklı yapılarıyla hizmete açıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>DİYARBAKIR HABER - </strong>Diyarbakır’da birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi amacıyla 13 yeni Aile Sağlığı Merkezi (ASM), Sağlık Bakanlığının güncel yönetmeliğine ve deprem güvenliği başta olmak üzere afetlere dayanıklılık standartlarına uygun şekilde hizmete açıldı. Yeni merkezlerle birlikte vatandaşların koruyucu sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaşırken, hizmet kalitesinin artırılması hedefleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Modern fiziki altyapıya sahip olarak projelendirilen Aile Sağlığı Merkezlerinde, muayene odaları, bebek-çocuk izlem alanları, aşı uygulama birimleri ve danışmanlık hizmetleri güncel standartlara uygun şekilde planlandı. Engelli erişimine uygun olarak tasarlanan merkezlerde, hasta ve çalışan güvenliği ile hizmet sürekliliği ön planda tutuldu. Diyarbakır İl Sağlık Müdürümüz Uzm. Dr. Emre Asiltürk, açılışı yapılan merkezlerle ilgili yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>''Birinci basamak sağlık hizmetleri, sağlık sistemimizin en önemli yapı taşlarından biridir. Hizmete açtığımız 13 yeni Aile Sağlığı Merkezimizle birlikte vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine daha kolay, hızlı ve nitelikli şekilde ulaşmasını hedefliyoruz. Yeni yönetmeliğe uygun olarak planlanan bu merkezlerimizde; yalnızca hizmet kalitesini değil, aynı zamanda deprem ve afetlere karşı dayanıklılığı da esas aldık. Açtığımız merkezlerde çoğunlukla, ilerleyen süreçte ihtiyaç duyulması halinde hekim sayısının artırılabileceği şekilde projelendirilmiştir. Bu sayede artan nüfus ve hizmet ihtiyacına hızlı ve etkin şekilde cevap verebilecek esnek bir altyapı oluşturduk. Amacımız sadece yeni merkezler açmak değil, aynı zamanda güvenli, sürdürülebilir ve güçlü bir birinci basamak sağlık hizmeti altyapısı oluşturmaktır. Bu doğrultuda çalışmalarımıza kararlılıkla devam ediyoruz’’ dedi.</p>

<p>Açılan yeni Aile Sağlığı Merkezleri ile birlikte Diyarbakır genelinde sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması ve toplum sağlığının korunmasına yönelik çalışmaların daha etkin bir şekilde sürdürülmesi hedefleniyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-13-yeni-aile-sagligi-merkezi-acildi</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 10:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/04/asm-1.jpg" type="image/jpeg" length="78294"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
