Dolar 13,6861
Euro 15,4488
Altın 783,54
BİST 1.955
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 14°C
Parçalı Bulutlu
Diyarbakır
14°C
Parçalı Bulutlu
Çar 13°C
Per 10°C
Cum 10°C
Cts 12°C

ŞAM VE ŞEHİR-OKUR YAZARLIĞI

ŞAM VE ŞEHİR-OKUR YAZARLIĞI
A+
A-
07.05.2018
289

Uzun zamandır, tesisi söz konusu olmadığı halde Şehir Araştırmaları Merkezi etrafında görüşlerimizi, farklı yazılarımızda belirtiyor ve aynı dertten mustarip birçok yazarın, araştırmacının sitemlerini alıyorum:

-Sayın Yazar, ele aldığınız merkez düşüncesi oldukça önemlidir. Ülke çapında her ilde merkezlerin kurulması gerekir. Bunun için çabanız yeterli olmaz. Ancak resmî destek söz konusu olursa bu merkezler, belli mekâna kavuşur. Bunu Kültür Bakanlığı’ndan, Hükümetten talep ediniz.

– Yazılarınızı bu merkez düşünceniz sebebiyle okumakta ve bu merkezlerin oluşumuyla her şehrin hafızasının canlılığını koruyacağını düşünüyorum.

Aslında oldukça farklı açıklamalarla ifadeler vardır, bize dönen okurlardan. Övücü ifadeleri bir kenara bırakmak lazım. Çünkü bu merkezlerin oluşumunun artık gittikçe geciken ve zaman içinde kurulmadığında kaybedenin biz olacağı, herkesin bilgisi dahilindedir.

Bir festivale, fuara hafsalamızın alamayacağı miktarda destek sunan resmî kurumlarla yerel yönetimlerin böylesi bir merkezin oluşumuna katkısı, neden düşünülemez? Genelde şehirlerin tanıtımı için harcanan meblağlar, yerini tam bulmaz. Yaşadığımız şehirde bir dönem hem resmî hem yerel alanda şehri tanıtan çalışmalar yapılmaktaydı. Biri festival düzenlese öbürü sempozyum düzenlerdi. Sempozyum düzenleyene karşı bakardınız ki karşı taraf şehri tanıtan üç-dört prestij kitapla, “Ben buradayım.” Mesajını verirdi.

Festivallere harcanan, sempozyumların organizasyonuna ve bildirilerin kitaplaşmasına ayrılan meblağlar, cidden ürkütücü boyutta görünmeye başlayınca birinin pes etmesiyle öbürü kendisini galip bildi. Yaşadığım şehirde artık öyle anlı-şanlı harcamalarla şehir tanıtımı yapılmaz oldu, birkaç senedir.

Sempozyumlara ve kitaplaşan bildirilere halkın, genç kuşağın ilgisi oldukça azdır. Nihayetinde kapalı bir ya da birkaç salonda verilen tebliğ özetlerine ilgi oldukça fazla değil. Akademik bilgiler içinde boğulan dinleyici, bildirilerin kitaplaşmasını bekler. Bildiriler kitaplaşır ve öyle kalır.

Şehir Okur Yazarlığı başlıklı makalesinde Sayın Nazif Gürdoğan, “ Bütün ülkelerin, sanayi toplumundan, bilgi toplumuna geçmeye çalıştığı bir dünyada, her şehir, insanlara sunduğu ekonomik ve kültürel hizmetlerle, duvarsız ve kapısız açık hava müzesine dönüştü. Bütün dünyanın yeni eğitim kurumları, şehirlerini, açık bir üniversiteye dönüştürmeyi başaran, yerel yönetimlerdir. Şehirlerin insanlar üzerindeki olumsuz etkilerini gidermek için, yerel yönetimler, “şehir okur-yazarlığı”nı kolaylaştıracak yol ve yöntemler geliştirmelidirler.

Şehir okuryazarlığı, medya okuryazarlığı gibi, bütün eğitim kurumlarının ders programlarında yer almalıdır. Şehirlerini okuyup yazmasını bilmeyen toplumlar, köklü bir kültür, sanat ve tarih bilinci kazandıracak yatırımlar yapamazlar. “ açıklamasında bulunur. (Yeni Şafak 4 Mayıs 2008)Sözü uzatmaya gerek var mı, bu alıntıdan sonra?

Şehir Araştırmaları Merkezi, artık eğitimde de yerini almalıdır.

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.