Dolar 13,7194
Euro 15,5684
Altın 786,58
BİST 1.910
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 9°C
Çok Bulutlu
Diyarbakır
9°C
Çok Bulutlu
Pts 14°C
Sal 14°C
Çar 12°C
Per 12°C

ŞEHİR ARAŞTIRMALARI MERKEZİ MANİFESTOSU-1

ŞEHİR ARAŞTIRMALARI MERKEZİ MANİFESTOSU-1
A+
A-
04.03.2018
286

Bu makalemizde Şehir Araştırmaları Merkezi’nin manifestosu niteliğinde kimi alt başlıklar halinde görüşlerimizi dile getireceğiz. Daha önce yazdığımız makalelerin neden kaleme alındığına da açıklık getirecek bu yazı dizisinde şehir araştırmalarının önemine dair açıklamalarımızın siz değerli okurlara faydalı olmasını arzuluyoruz.

1-Şehir Araştırmaları Merkezi

Her şehir insanı, kendi şehri hakkında bilinmesi gereken konularda bilgi sahibi olmalıdır. Şehirde yaşayan yerli de olsa yabancı da olsa, bulunduğu şehirle ilgili ilk kaynaklardan bilgi edinmeli, kendisine her an sorulabilir konularda muhatabını ikna etmelidir, merakını gidermeli, yaşadığı şehrin sembolleri arasında bulunan tarihî yapıları, mimarî hususları, edebî alanda ön plândaki isimlerle inanç ekseninde şehrin özelliklerini aktarabilmelidir.

Yaşlılar, aksakallılar çocuklarına, torunlarına bu konularda büyüklerinden duyduklarını, çocukluk günlerindeki hatıralarıyla anlatır, sözlü edebiyattan yararlanır, kimi kaynaklardan faydalanırdı.

Şehirde yaşayanın bulunduğu mekânlara ait bilgileri bununla beraber kalmaz, şehre gelmeden önce bulundukları ilçeyi ya da köyü, ayrıntılarıyla açıklar, yedi babalarını çocuklarına, torunlarına anlatır, soy olarak nereden geldiklerini sıralar, bunu kayıtlı bilgilerden aktarmaya dikkât ederdi.

Yaşlılarımızın, aksakallılarımızın, güngörmüşlerimizin aramızdan zaman içinde azalmasıyla birlikte doğduğumuz, büyüdüğümüz, yaşadığımız şehre, ilçeye, köye dair bilgiler, zaman içinde değerini kaybetmeye başladı. Bu bilgilerin azalmasıyla birlikte akrabalar arasında bağlar zayıfladı, yakınlaşmalar uzaklaşmaya dönüştü.

Dün, herkes nereden geldiğini biliyordu, yollar uzak iken, haberleşme imkânları sınırlı iken. Ulaşım ve haberleşme imkânları arttıkça olması gerekenler ivme kazanması gerekirken, bu hantallık ve geçmişle bağların kopması ne anlama gelir?

Şehirlere yığılan ve çoğu ekonomik sıkıntılar sebebiyle farklı iş kollarında çalışanlar, doğdukları, büyüdükleri yerlerle bağlarını koparmasa bile şehrin, ilçesini, köyünü görmeyi bayramlara taziyelere, yıllık izin günleriyle sınırlandırmıştır.

İnsanın şehir hayatında ihtiyaçlarını karşılamasının güçlüğü yanında kimi ihtiyaç olmadığı halde gereksiz harcamaları, evin idaresinde geçim sıkıntılarının artmasına zemin hazırlamıştır. Şehirde daha rahat yaşama merakı, ilçeyle köy irtibatını koparmamıştır. Özellikle şehirden şehre olan göçler, bu irtibatı olumsuz yönde etkilemiştir.

Bizim her şehirde bir Şehir Araştırmaları Merkezi açılması gerekliliği üzerinde durmamız, şehirlerin kimliğini muhafaza ve devamında yarına bugünden şehre ait birçok değeri, kıymeti miras bırakma, dünle bu gün arasında köprü olarak yarına sağlıklı bilgileri ulaştırma amaçlıdır.

Ne yazık ki okumayan, geçmişini merak etmeyen, bunu sorgulamayan günümüz kuşağının içine düştüğü açmazlardan sorumluyuz, tarihte bu mükellef olduğumuz sorumluluğu yerine getirmediğimiz zaman suçumuzu kabul etmemiz, bizi yargılamaktan alıkoyamaz. Yarını yaşayacak olanlar, dünü bilmezse, geçmişle olan bağlarını kopartır, nereden geldiğini bilmezliğin sancısını duyacaktır.

Şehirlerin her türlü tahribata açık ve gün geçtikçe kimliğini kaybettiğini gözlemlediğimiz günümüzde musıkî, mimarî, edebî, tarihî değerler gittikçe folklorik unsur haline gelmektedir.

İnanç gençler arasında ritule dönüşmekte, sekuler yaşantı çerçevesinde herkes kendi hayatını yaşamakta, toplumu toplum kılan her şey, bilinmediği söylenen ellerle tahrip edilmekte, teknolojik esaretin görünmez zincirleriyle sarıp sarmalanan insan, daha rahat yaşamak için çok kazanmaya ve daha fazla tüketmeye memur köle konumuna dönüştürülmektedir.

Şehirler tüketimin merkezi, peşin alışverişin yeri, her şeyin bulunmasına özen gösteren Alışveriş Merkezleriyle donatılırken, esnafın gün geçtikçe kan kaybettiği ortamda insan, bulunduğu mahalleden kendisini çekip şehir içinde korunaklı sitelere hapsetmekte, işi sonrası fildişi kulesine çekilmektedir.

Dün zenginle orta halli ve fakir insanın ekmek aldığı fırın, et aldığı kasap, çocuklarının gittiği okul, ibadet ettikleri mekân, oturdukları mahalle, bulundukları sokak aynı iken, günümüzde insanlar arasındaki gelir farklılığı, iki kesim arasında uçurumlar oluşturmuştur.

Dün, giyimde ve kuşamda farklılık asgarî düzeyde iken, makas açılmış, kimisi marka elbiselerle kimisi ikinci el giyim malzemesi ile ayrımı belirginleştirmiştir.

Dün, mahallede taziyesi olan eve, herkes gelirken, günümüzde sitelere yerleşenler bu taziyelerden haberdar değildir.

Dün, bayramlarda herkes birbirine uğrarken, kendi akrabalarını, eşini, dostunu, komşusunu ziyaret ederken, şimdi korunaklı, güvenliği had safhada olan sitelerde olanlar, doğdukları ve büyüdükleri mahallelere uğramaz olmuştur. (DEVAMI YARIN)

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.