Dolar 12,4280
Euro 14,0266
Altın 717,01
BİST 1.776
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 16°C
Parçalı Bulutlu
Diyarbakır
16°C
Parçalı Bulutlu
Sal 17°C
Çar 13°C
Per 12°C
Cum 12°C

ŞEHİR ARAŞTIRMALARI MERKEZİ MANİFESTOSU-2

ŞEHİR ARAŞTIRMALARI MERKEZİ MANİFESTOSU-2
A+
A-
05.03.2018
271

Dün, evine götüreceği eşya için akşam vaktini seçenler, bu gün ellerindeki poşetlere bırakıp göstere göstere eve gitmektedir. “Başkası alamayabilir.” Düşüncesiyle çocuğuna istediği elbiseyi almayan varken, istediği yemeği pişirmeyen bulunurken, kaîde şuydu: ”Komşusu açken tok yatan bizden değildir.”

Şehir araştırmalarımızı yaparken aksakallı bir büyüğümüz, “ Evladım, canımız et isterse büyük bir hayvanı keserdik, etrafımızda hemen herkese payına düşeni verirdik. Kalanı ihtiyacımız için kullanırdık. Evimizden et kokusunun dışarıya çıkması ayıp idi. Ramazan’da, bayramda bir şey aldık mı, etrafımızda ihtiyaç sahibi olanlar faydalanırdı. İç içe bir âile olarak yaşardık, ayrımız-gayrımız olmazdı. Günümüzde tok olan tokluğun sarhoşluğunda, üç katı çıkmamak için asansör beklerken, fakir olan açlığını açlıkla nasıl bastırsın? Okulumuz, kahvemiz, kasabımız, bakkalımız, sokağımız, mahallemiz aynıydı, çocuklarımız bir arada yaşardı. Zenginin çocuğu en çok farklı olmayan pahalı elbise elbise giyer, papucu beş lira fazla kıymette olurdu. Şimdi fakir ve zengin arasında olan uçurum, gittikçe artıyor ve ülkeyi felakete sürüklüyor. Saygı, sevgi, merhamet kalmadı, yardımlaşma bitirildi, herkes televizyonlardaki reklâmın, filmlerin yaşantısına özenir oldu. Zengini bunu yapabilirken zorlanıyor. Fakiri, bu yaşantıya özenirken harcamalar için yasadışı yollara imrenir oldu.“ derken, bizim bugüne kadar yazdıklarımızın özetini sunmuyor mu?

Şehirlerde Şehir Araştırmaları Merkezi yerine konulamaz, müzeler. Müzeler, tarihte kalana işaret etmektedir. Yüzlerce yıldan binlerce yıla geçmişin yolculuğuna çıkma, buluntulardan yola çıkılarak geçmişe dair fikir üretme merkezleridir.

Şehir Araştırmaları Merkezi, hayatın içinden, hayata dair çok şeyin sorgulandığı, halkın değerlerine dair bilgi edindiği, yazılı-sesli-görsel malzeme yanında yemeğinden içeceğine, elbisesinden ayakkabısına, oturup kalmasına varıncaya kadar her şeyinin dünle bu gün arasında yer aldığı merkezdir.

Şehir Araştırmaları Merkezi, sıradan bir kütüphane değildir. O şehirle ilgili yazılı olan kitabın, gazetenin, derginin yanında fotoğrafın, bilginin, vesikaların yer aldığı mekândır.

Şehir Araştırmaları Merkezi, derdi olanın derdiyle insanın ilgilendiği yerdir, sohbetin koyulaştığı mekândır.

Şehir Araştırmaları Merkezi, şehir insanının ihtiyaç duyduğu her şeyin bilindiği ve yetkililerle yardımseverlerin insanın daha rahat yaşaması için her tedbirin alındığı yerdir.

İşsize işin, aç olana aşın, evsize evin sağlandığı, hastaya dermanın sunulduğu, ruha terbiyenin aşılandığı, insanlığa merhametin gösterildiği, zalime zulmünün karşılıksız kalmadığının hatırlatıldığı, tarihin, edebiyatın, sanatın, inancın hayatta yer aldığı yerin ve öneminin daima hatırlatıldığı, nebevî mekândır.

Şehir Araştırmaları Merkezi, ülke genelinde her şehirde kurulması gereken merkezdir. Bu merkezde düşündüğümüz bize uygun yer, yazılı-sesli-görsel malzemeye hâkim oluşumuz sebebiyle üç-dört yüz metrekarelik alandır. Bu merkezin sineması da olmalı, matbaası olmalı, doktoru olmalı, aşhanesi olmalı, vakfı kurulmalı, devletten bir şey istenmemeli, insanlığa kendisini adamış olan dernek adresi olmalı, çocuklara eğitimde ve öğretimde basamak olmalıdır.

Bizce her şehirde böylesi bir merkez hayali, en az elli kişinin çalıştığı, günde binlerce kişiye hizmet sunan, hayatı kuşatıcı olmalıdır.

Bu merkezin devamlılığı için hayırseverlerin bağışları eksik kalmamalı.

Şehir Araştırmaları Merkezi’nin üzümü bağından, buğdayı tarlasından, sebzesi bahçesinden, meyvesi ağacından gelmelidir.

Bizim düşündüğümüz, mekân binlerce metrekaredir, maketi üç-yüz dört yüz metrekare.

Her gün yüzlerce yoksulu doyuran, onlarca hastaya şifa veren, yaşlılara kol-kanat geren merkez, öğrencisine okul, esnafına bilgi, çocuğuna ilm û irfan, yabancısına edep sunan,  aynı zaman içinde kültürün ve sanatın icrasında ön plânda olduğu varlığımızın diriliş merkezidir.

Bizim Şehir Araştırmaları Merkezi’nden anladığımız bu ve yüklediğimiz mana bu.

İnsan hayalle yaşar, hayallerle istenene ulaşır.

Biz, geçmişte kalan ve yaşanabilir hale getirilen birçok merkez gördük, tarihte. Başkasının vakıf dediği, bizim “Şehir Araştırmaları Merkezi” dediğimiz, medeniyetin yeniden inşâ ve ihya hareketinin ömrümüz yettiğince gerçekleştirilmesi için çalışılacaktır.

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.