Dolar 8,6580
Euro 10,1795
Altın 488,66
BİST 1.419
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 31°C
Az Bulutlu
Diyarbakır
31°C
Az Bulutlu
Paz 32°C
Pts 34°C
Sal 35°C
Çar 34°C

ŞEHİR ARAŞTIRMALARI MERKEZİ MANİFESTOSU-5

ŞEHİR ARAŞTIRMALARI MERKEZİ MANİFESTOSU-5
A+
A-
08.03.2018
190

3-Medeniyet Tuzağı 

Hemen hemen birçok şehir kitabında, ele alınan şehirler, “Medeniyetler Merkezi” olarak gösterilir, ilçeler dahi bundan nasibini alır. Medeniyet’in tarifinden habersiz olanların yazdıkları kimi eserlerin çoğu yerel yönetimlerle kamu kurumlarının yayınları arasından çıkar.

1937 Senesinde kurulan bir ilçenin 1515 Yılında Osmanlı, Öncesinde Selçuklu Toprakları’na katıldığını ifade ne derecede güvenilirdir?

Şehir konulu araştırmalarımızın ilk yıllarında Diyarbakır, “26 Medeniyetin Geçtiği Şehir” olarak tanıtılmaktaydı, dergilerde ve kitaplarda. 1990’lı yıllardan günümüze bu sayı 33/34 olarak belirtilir oldu. Medeniyeti beylik ya da devlet egemenliği sanmanın vatandaş için söylenecek, eleştirilecek yönü olmasa bile, yazan-çizen, akademisyen olan için bu üzücü ifadenin yenilip yutulacak bir herze olmadığını söylemek şık olur mu?

Bir şehir, bir devletin egemenliği altına birkaç sene, beş-on yıl geçmişse, o devletin medeniyete mensubiyeti ile ilişkilendirilmesi ne derecede doğrudur? Beylik olarak beş-on-yirmi sene şehri elinde bulunduran yönetim erkini, kalkıp medeniyet olarak tarihe mal etme, yüz kızartıcı akademisyenlik, tarihe karşı yüz kızartıcı durum değil de nedir?

Aynı milletten farklı saltanat sahiplerinin o şehirde kurmuş oldukları egemenlikleri birer medeniyet olarak takdim etme, hangi akla-mantığa uygunluk arz eder?

Osmanlı-Selçuklu-Artuklu-Karakoyunlu-Akkoyunlu-Safevî, aynı milletten oluşmuyor mu? Bunu kalkıp “Türk Medeniyeti”şeklinde belirtme, o milleti küçümseme midir?

Bir beylikten devlete, devletten imparatorluğa varan Osmanlı için “Osmanlı Medeniyeti”demek bile eleştiri konusu olacakken, ulusal ve uluslararası sempozyumlarda doğru yerine yanlışta ısrar edenler, Abbasî ve EmevîSaltanatı’na nasıl medeniyet diyerek, özünde Arap olan egemenliğini iki sayısına çıkartır? Bir şehre egemen olan devlet, erki elinde tutan değiştiği zaman farklı bir devlete dönüşmezken Abbasî ve Emevî Medeniyeti, neye yorumlanabilir?

Diyarbakır’da egemen olan Abbasî ve EmevîSaltanatı’nı medeniyet olarak görenler, İstanbul’da sık sık görülen imparator sülalesinin, Doğu Roma ya da Bizans adını değiştirdiğini görene rastlamak mümkün müdür?

Maraş’ta genelde kaîm olan Zûlkadiroğlu Beyliği, devlete geçerken medeniyet iddiası ile kitaplara girebilir mi? İsterseniz bunu Karamanoğulları’na uyarlayın isterseniz Candaroğulları’na ya da Karesî Beyliği’ne?

Kalkıp Pers’i, Fars’ı, Sasanî’yi farklı görenler, İran için ne diyebilir? Bizde aynı milletten dört farklı devlet çıkaran İran’a dört medeniyete sahip olma payesini hediye edenler, Şehnâme’yi iki yaprak bile okumuş mudur? Sanmıyoruz!..

Haydi milletlerden farklı farklı medeniyetler inşâ edenler, medeniyet olma halinin inançla bağını sorgulamış mıdır? İnanca soğuk olan çok okumuş taife, bunu ırka tevdiî etsin; Türkî, Arabî, İranî, …

Abbasî, Emevî, Osmanlı, Selçuklu, Artuklu, Karakoyunlu, Akkoyunlu, Safevî, Mervanî, Eyyubî, ve diğer birçok tarihte kalan devlet, Müslüman ise “İslâm Medeniyeti” denilse güç müdür?

Bu Roma, Selevkus, Pontus, Bizans ve diğerleri için geçerlidir, Süryanî, Ermenî, Asurî, Keldanî ve diğer unsurlar dahil; Hristiyan. Belki Ermenî, Süryanî, Asurî kendisini ayrı millet olarak belirtir, bu hakkı ortadan kaldırmayalım.

Görünen o ki eli kalem tuttuğunu zanneden kimisi, bu yanlışlıkları dilden dile aktara aktara, yaza yaza Diyarbakır’da 33 Medeniyet’in varlığını 3’e indirgeyen bizi, hala eleştirir, durur.

Biz, şehirdeki medeniyeti, Mezopotamya Uygarlığı, Roma Uygarlığı ve İslâm Medeniyeti şeklinde belirtmiştik, kitaplarımızda. İnançtan yola çıkmayı istemeyen için Arap, Acem, Türk, Kürd, Süryanî, ve diğer millet isimlerine yer vermiştik.

Mezopotamya Uygarlığı’nda Elam, Akad, Babil, Asur olmak üzere onu aşkın egemenliği ortak paydada buluşturarak, aynı coğrafyada egemenlik kuranların farklı bir medeniyet sunmadığını, ortak uygarlığa sahip olduklarına işaret etmiştik, onlarca egemenliğin kurulduğu ve iç içe yaşamasıyla ortaya çıkan Akdeniz Uygarlığı gibi.

Medeniyetten ne anlaşılacağını bilmemem, bazen küçük bir ilçeyi, Medeniyetlerin Kavşağı olarak görür, bazen küçük bir kenti Anadolu Medeniyetinin Kapısı şekline dönüştürür, bazen bir şehri medeniyetin dışa açılan penceresine devşirir.

Durup düşünmek lazım, elbette. Anadolu, bir medeniyet harmanı iken, kalkıp bir şehirden 33 medeniyetin geçit töreninden bahsetmek mümkün mü?

O zaman Mısır, Hindistan gibi ülkelerde kaç medeniyet gelip geçmiştir?

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.