Dolar 13,6851
Euro 15,5266
Altın 785,16
BİST 1.910
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 14°C
Az Bulutlu
Diyarbakır
14°C
Az Bulutlu
Sal 13°C
Çar 13°C
Per 9°C
Cum 10°C

ŞEHİR ARAŞTIRMALARI MERKEZİ ve BAKIŞLAR

ŞEHİR ARAŞTIRMALARI MERKEZİ ve BAKIŞLAR
A+
A-
04.05.2018
278

Bu makalemizin üzerinden de yıllar geçti. İlk yayın tarihi, 22/06/2012. Üzerinden az yıl geçmiş değildir, ifade ettiğimiz hususlar yerine gelmediği için. Aslında yeniden yazmak, zor değil konuyu. Yazılanı tekrar ifade etme, belki duyarlılığı sağlar. Okumayan, şehri bizden iyi bilen, eline kitap almadan kendisini ulema varsayan kimilerini görünce, eski yazılara kapı aralayalım, belki söylediklerimizin yeni olmadığını, seneler önce kaleme alındığını, değişen bir şey olmadığını tespit açısından kayda değer olduğu kimilerince anlaşışın. Anlaşılır mı dersiniz? Biz, peşinen anlaşılamayacağımızdan eminiz. Neden yazdığımız sorulursa, ona da cevabın yazdıklarımızda saklı olduğunu belirtelim.

“Uzun zamandır bu alanda yazmaya çalıştığımız ve kendimizce şekillendirmek için görüşlerimizi sunduğumuz Şehir Araştırmaları Merkezi, yeterince anlaşıldığını sandığımız bir proje değildir. İlk başta kendimizce taraftar toplayacağı sanılan Şehir Araştırmaları Merkezi için ısrarlı vurgularımızdan vaz geçmiş saymayız,  kendimizi.

Hayatın her aşamasında insana seslenen ve toplumun hafızası biçimde gördüğümüz Şehir  Araştırmaları Merkezi hakkında yazılarımızdan yola çıkılarak bize iletilen sorular, tavsiyeler bulunmaktadır.

Sunduğumuz Şehir Araştırmaları Merkezi’ne dair bilgiler, yazdığımız makalelerle sınırlı değildir. Ancak, konuya duyarlı isimlerin, akademisyenlerin, bu merkezleri ihtiyaç olarak görenlerin ve şehrine vefa borcunu ödeme kaygısı içinde olanların ya da temsilcilerinin katılacağı bir toplantıda, tümüyle sunulabilir, tartışmaya açılabilir. Bir delinin kuyuya attığı düşünceyi,  birkaç akıllı kuyudan çıkarmayı fikretmez mi? Bize eza  veren sıkıntı bu yöndedir.

Biz, ülkenin en seçkin yazar birliklerinden TYB Sitesi’nde bu görüşlerimizi sıralarken, denilenlerin ne derecede doğru bulunduğunu, bu görüşlerin tarihe, kültüre, dile, inanca, mimarîye, musıkîye, şiire ve diğer alanlara ne gibi yenilikler kazandıracağını üçüncü kişilerin kaleminden yazılı biçimde medyadan duymak isterdik, en azından. Kişi, farklı ve oldukça kapsamlı bir iddia ile ortaya çıkıyor ve bunu defaatle belirtiyorsa, doğruluğunun ya da yanlışlığının ne olması gerektiği hususunda kendisinden tecrübeli kalem erbabından dinlemek ister. Demek ki daha olgunluğa erişmemiş bu projemiz, Şehir Araştırmaları merkezi  düşüncesi, zaman istemektedir.

Bu düşüncemize karşı çıkışlarının haklı sebepleri belirtilirse,  anladığımız ölçülerde kendimize ve yazdıklarımıza bir çeki-düzen verme endişemiz ortaya çıkacak ve “Şehri Araştırmaları Merkezi” biçiminde düşünegeldiğimiz, bir ille, vilayetle sınırlı değil, tüm ülkeyi kapsayan  yeniden bir gelecek inşâ etmenin,  hayatın her alanına bunu yansıtmanın çabası tökezlemez olurdu?

Gördüğümüz kadarı ile ülkemiz şu andaki konumu gereğiŞehir Araştırmaları Merkezi’ne hazır değil.

Bu hazır olmama hali, “Belki de taşradantanınmayan bir ismin bu düşünceyi ileri sürmesinden mi  kaynaklanır?”  kuşkusuna kapılmadığımızı belirtirken,  bizim belirttiğimiz ilk düşünce daha ağır basmasıdır.Şehir Araştırmaları Merkezi’ne dair düşüncelerimiz, bir kitabın boyutuna ulaşırken, hala sessiz sedasız kalmanın hayra alamet olmadığını, bu düşüncelerin ve görüşün zamanla unutulması ürpertiyor, kalemi.

Belki bu merkez düşüncemiz, bir sonraki kuşak tarafından ciddiye alınabilir!.. Belki düşüncemiz, başka bir ülkeye ihraç edildikten sonra ithal olunca kıymet kazanır. Nohutun köyden şehre leblebi olarak dönmesinin hikâyesini bilmemek, ne kadar acı verir?

Ortaya konulması milyonlarca Lirayı bulan ve sadece AR-GE kapsamında, çoğu hayat bulmaktan uzak kimi projeleri düşündüğümüz  zaman, Şehir Araştırmaları Merkezi  kendince  birçoğu gönüllülük esasına dayalı çalışanları ile maliyet alanında bile oldukça farklılık taşımaktadır.

Bazen bu proje haline getirdiğimiz, çoğunlukla görüş olarak belirttiğimiz Şehri Araştırmaları Merkezi’ne destek babından kimsenin yardımcı görünmemesi, bizim ya oldukça uçuk ya da memlekete-millete faydalı olan bu çalışmada yalnız bırakıldığımızın ifadesi olarak görülüyor. Belki de yetmişli-seksenli yaşlara gelen kalemlerin hatıralarında yer alan kimi toplumu değiştiren fikirler misali yaşlanmamız mı bekleniyor? Biz, ne kadar yaşayacağımızı bilmiyoruz, açıkça. Geleneğimizde olan, bu.

Bu ülkede Şehri Araştırmaları Merkezi, her ilde kurulmazsa, kurulmasına destek sunulmazsa -bizim düşüncemiz olduğu için değil- gündemine alan bulunmazsa olan bizim düşündüğümüz değerlerin zaman içinde sessizce yitikler biçiminde belirttiğimiz Unutulanlar Galerisi’de hatırlanmamak üzere kendine yer bulabilir.

Bizim çabamız, her şehrin kendi tarihine, kültürüne sahip çıkması, sanatını bilmesi, yaşantısını önemli derecede değiştirecek kalıcı atılımlara girişmesi ve her belgenin, dokumanın bir araya getirilmesi yoluyla yeniden medeniyet alanında  öze dönüşü sağlamaktır.  Öze dönüş sağlanmak istenmiyorsa, sözümüz kendimize:

-Biz, bu hale neden düştük?”

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.