Dolar 16,7223
Euro 17,7171
Altın 988,62
BİST 2.537,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 33°C
Açık
Diyarbakır
33°C
Açık
Sal 34°C
Çar 38°C
Per 37°C
Cum 37°C

SINAVI HAYAT MESELESİ OLARAK GÖRMEYİN

SINAVI HAYAT MESELESİ OLARAK GÖRMEYİN
A+
A-
21.06.2022
405

Sınavdan iyi veya kötü almak geleceğinizin garanti altına alınacağı anlamına gelmediğini belirten Uzman Psikolog Sadık Sun, ailelerin bu bilinçte olması ve sınavı hayat meselesi olarak görülmemesinin gerektiğini söyledi.

Üniversiteye geçiş sınavının, birçok öğrencinin ailesiyle beraber heyecanla beklediği bir sınav olduğunu söyleyen Diyarbakır’da görev yapan Uzman Psikolog Sadık Sun, hiçbir zaman sınavın her şeyin sonu veya başlangıcı olacağına dair bir kanı kesinlikle olmaması gerektiğini belirtti.

Sınavdan geçememiş veya başarısız olmuş birçok öğrencinin ileriki hayatında başarılı olabileceğini ya da tam tersi sınavdan başarılı olmasına rağmen ileriki hayatında başarısız olabileceğini söyleyen Sun, sınavın kendisi bir kıstas değil, bunu her zaman kendileri için bilmeleri gerektiğini ifade etti.

“Öğrenci girmiş olduğu sınavda kendisini yıpratacak hal ve hareketler sergilerlerse sonraki yıllarda sınavlara daha kötü bir şekilde girme ihtimali var”

Sınavdan iyi veya kötü alınmasının öğrencinin geleceğini garanti altına alınacağı anlamına gelmediğinin altını çizen Sun, “Bu açıdan ailelerin de bu bilinçle olması ve sınavı hayat meselesi olarak görmemesi gerekiyor. Öğrenci girmiş olduğu sınavda kendisini yıpratacak hal ve hareketler sergilerse bu öğrenci daha sonraki yıllarda gireceği başka sınavlarda da enerjisini biraz düşürmüş olacağı için diğer sınavlara daha kötü bir şekilde girme ihtimali var. Yıpranmış bir vücutla, ruh haliyle başka gireceği sınavlar da maalesef başarısız olma ihtimali çok yüksektir. İmtihan olacağı tek sınavın bu olmadığının bilincinde olması lazım.” şeklinde konuştu.

Sınav sonucu açıklanana kadar ebeveynlerin herhangi bir şekilde çocuğa baskı yapmamaları ve onlarla kaliteli vakit geçirme yön ve yöntemlerini araştırmaları gerektiğini dile getiren Sun, “Sınavın kendisi ailenin öğrenciyle irtibatını kesen bir süreçtir. Çocuk daha çok odasında ders çalışarak ailesinden kopuk bir şekilde yaşantısını sürdürdüğü için sınavdan sonra aile, bunun telafisini yapacak hal ve hareketler ve piknik gibi aktiviteler düzenlemeli.” dedi.

Her insanın bir becerisi ve yeteneğinin olduğunu söyleyen Sun, “Bu illaki sınavla varılabilecek bir yer olarak görülmemeli. Çocuğun başkasıyla kıyaslanmaması, karşı karşıya getirilmemesi daha çok bunun bir süreç olduğundan bahsetmeleri önemlidir. İstedikleri sonucu alamadıklarında şuna dikkat etmeleri lazım. Bir ömür boyu yapacakları bir meslek için 1-2 yılları zayi olsun, 25-30 yılları zayi olmamalı bu açıdan doğru tercih yapmaları gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

“Anne-babanın yeteneği ile evladının yeteneği farklıdır, ebeveynler bu bilinçte olmalı”

Sun, “Sırf üniversite okumak için okuyan kişilerin yaklaşımları ileriki zamanda pişmanlık yaşamalarına ve sevmedikleri bölümler okumalarına yol açacaktır. O yüzden gerektiği takdirde bir veya iki yıl daha bekleyip gerçekten yapabilecekleri ve başarılı olabilecekleri mesleklere yönelmeleri çok önemlidir. Bu noktada da yetkili mercilere, psikoloji danışmanlara ya da bu konuda rehberlik yapabilecek kişilere başvurmaları onlarla istişare etmeleri de çok önemlidir.” diye belirtti.

Ebeveynlerin başaramadıklarını ve yapamadıklarını evlatları üzerinde başlatmaya kalkıştığını söyleyen Sun, “Anne-babanı yeteneği ile evladının yeteneği farklıdır, ebeveynler bu bilinçte olmalı. Bu açıdan kendi hayallerini kendi evlatları üzerinde gerçekleştirmekten ziyade, evlatlarının yetenekleri hangi bölüme, mesleğe yatkınlarsa o bölüme yönlendirilmesi için ellerinden gelenini yapmalılar. Sınav sonrası beklediği gibi geçmeyen öğrencilerin, anne-babaları onlara kızmamalı, başkalarıyla kıyaslamamalı, aşırı derecede eleştirmemeleri lazım. Ebeveynler, evlatlarıyla istişare halinde yapmaları gerekiyor, ki böyle yapmaları daha sağlıklı birliktelikleri olacaktır.” dedi.

“Sınavın sonucuyla ilgili çok fazla evhamlar kapılmaktan ziyade, var olan süreci nasıl geçirmelerini gerektiği üzerine yoğunlaşmaları gerekiyor”

Sun, konuşmasını son olarak şu şekilde devam etti:

“Son olarak öğrencilerin sınav sonrası, sonucundan ziyade girecekleri sürece odaklanmaları gerekir. Kendilerini zarara uğratmayacak şekilde gezmeleri, dolaşmaları önemlidir. Böyle yapmaları kendilerinde toplanan gücü üniversitede ya da geçemedikleri bir sonraki sınava daha motive olarak gireceklerdir. Sınavın sonucuyla ilgili çok fazla evhamlara kapılmaktan ziyade, var olan süreci nasıl geçirmelerini, hayatı nasıl kaliteli hale getirebilme anlamında yoğunlaşmaları gerekiyor. Her çocuğun kendini bekleyecek yoğun bir süreci var, bu sürecin sağlıklı geçmesi için kafalarını dinlemeleri lazım.” İLKHA

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.