Siyasetin Toplumsal Karşılığı; Seçmen, Seçilen ve Seçim

Abone Ol

Siyasette, en büyük mesele, bu kavramların içinin yeterince incelenmemesidir.

Seçmen sorumludur. Şöyle ki;

Seçmenlerin ve seçilenlerin özelliklerinin, çok basit şartlarda detaylı araştırılmaması ve kültür, eğitim, güvenirlilik, kişilik gibi özelliklerin, gerek seçmen ve gerekse, seçilenin, kimliğinde, öne çıkartılmamasıdır.

Seçmen, milletvekili adayını, seçerken, milletvekilinin özelliklerini, yaşı, bilgisini, tahsilini, geçmişini, tecrübesini, dürüstlüğünü, biliyor mu? Milletvekili adayı, basın yayına çıkıp bir müzakere, bir program yapmış mı? Rakipleri ile karşılaştırılmış mı? Ne iş yapmış? Seçmen, seçilenlerin seçimi, konusunda ne kadar bilinçli?

Seçmenlerin önüne çıkartılan, milletvekili adayları, mecliste, bütün konularda, siyasi, ekonomik, sosyal, kültürel konularda çalışma yapacak, millet yararına çalışacak mı? Emin mi seçmen? Aday milletvekili, bu özelliklere uygun mu? Aday milletvekilinde, bu eğitim, kültür, kişilik, güvenirlilik özellikleri var mı?

Milletvekillerinin sabıka kaydı, geçmiş yaşamı araştırıldı mı?

Milletvekili sıralaması, ikna edici mi?

Biliniyor mu ? bütün bunları, seçmen biliyor mu?

Diğer taraftan, seçmenin eğitimi, yaşı, kültürü seçmen olmanın bilincinde mi?

Milletvekili, seçimini yapabilecek, bilgi, eğitim, kültür, sosyal anlayışa sahip mi? Adayları analiz edebilecek, ülke gerçeklerini bilen, günlük haberleri, takip eden, okuyan, araştıran özelliklere sahip mi?

Örnek verecek olsak; Bugünkü, Türkiye’de enflasyon ve işsizliği, seçmen biliyor mu?

Kamu harcamalarını sorguluyor mu? Araştırıyor mu? Dış politikalardan ve sonuçlarından ne kadar haberdar?

Gördükleri, izledikleri ile mi konuşuyor, yoksa ilgili makaleleri, kitapları, gazeteleri, yorumları okuyup ta, araştırarak mı konuşuyor?

Döviz artışlarını, Kamu yönetimini, adaleti, Siyaset-Devlet-Vatandaş ilişkilerini, gerek iktidar, gerek, muhalefet ve gerek vatandaş açısından değerlendirerek; hakkaniyetle, değerlendirme yapabiliyor mu? Kuvvetler ayrılığını, biliyor mu? Takip ediyor mu?

TUİK rakamlarını değerlendirecek bilgiye sahip mi?

Sonuç; Hem seçmen ve hem de seçilen, kaliteli olduğunda, ülke kalkınır. Ülkeye kalite yansır.

Seçim kanunu da adil, eşitliğe uygun, basit, şeffaf, tarafsız, anlaşılır olursa, elde edilecek seçimin sonucu da ülke yararına bir seçim olarak karşımıza çıkar.

Bir parti menfaati kokuyor mu?

Birde, siyasi partilere hazine yardımlarını irdelemekte gerekmektedir. Hazinenin malı değerlidir. Seçmen, sadece, kendini düşünüyorsa, seçilen, her konuyu kendisine yontuyorsa, siyasette, siyasi ahlak düşükse, alışılmış çaresizliğe düşmek kesindir.

Herkesin sessizliğinden, bunlar çıkar. Her tarafın tencere dipleri kara anlamı çıkar. Düzensizlik, tertipsizlik, tarafgirlik, çıkar ilişkileri, ortaya çıkar.

Sözün özü, siyasette seçmen, seçilen ve seçimin kanunu önemli.

Kalite olmalı ki, ülkenin sosyal, iktisadi, kültürel kalitesi yüksek olsun.

Din, siyasette kalite ölçüsü değildir. Evvela, insan, insani vasıflara sahip olur. Sonra, Allah’ın huzuruna ibadetle çıkma cesareti gösterir. Hırsızlık yapan, yalan söyleyen, kaba, saldırgan, adalete, hakka, hukuka uymayan siyasette ve devlette çalışmamalı.

Seçmen, bütün hepsinden, bütün, icraatlardan, oylarıyla, sorumludur. Sandık şahittir.

Seçtikten sonra, seçmenin şikayet etmesi, sandığına sahip çıkmaması sorumluğunu üstünden atamaz.

Seçmen, vasıflarıyla milletin aslıdır.

Seçmen, ülkesinden sorumludur.

Seçmen, seçtiklerinin icraatında asıl sorumludur.