Dolar 13,5513
Euro 15,1222
Altın 779,41
BİST 1.983,18
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 3°C
Hafif Yağmurlu
Diyarbakır
3°C
Hafif Yağmurlu
Paz 5°C
Pts 10°C
Sal 10°C
Çar 11°C

TÜRKİYE HAKKINDA ÇOK ŞEY VE GEZİ REHBERİ TÜRKİYE

TÜRKİYE HAKKINDA ÇOK ŞEY VE GEZİ REHBERİ TÜRKİYE
A+
A-
03.03.2018
349

Şehir Araştırmaları Merkezi için yurt içinde yayınlanan epeyce kitap temin ettik. Çoğu yeni basım olan bu kitaplarda yer alan kimi bilgilerde gördüğümüz yanlışlıkları-eksiklikleri düzeltmeye-tamamlamaya çalışıyoruz.

İlk kitap, “Bülent Demirdurak” imzalı: “Türkiye Hakkında Çok Şey” GİTa Yayınları’ndan 2013’de çıkan kitapta, Diyarbakır ile ilgili bölüm, Dicle Köprüsü fotoğrafı  ve 2 sayfalık metin olmak üzere üç sayfadan oluşmaktadır.(s 223-225)

Yazarın Dicle Nehri kaynağı olarak, Elazığ-Maden’i göstermesi, bugüne kadar gelenve böyle süreceğe benzeyen yanlışlıklardan biridir. Elazığ-Maden’den gelen su, sadece Birkleyn kaynağıyla buluşan Dicle’nin bir parçasıdır. Dicle Nehri’nin ana kaynağı Birkelyn’dir.(s 224) Daima yapılan bu yanlışlığı artık olağan görmek lazımdır.

Yazar, bizim çok çok önce belirttiğimiz ve düzeltilmesini arzuladığımız oldukça önemli bir hususa değinir:” Dünyanın en uzun surları Çin Seddi’dir. Diğer uzun surlar olarak da İstanbul, Antakya ve Diyarbakır Surları sayılır. Ancak, yazıtları ve burçlarıyla Diyarbakır surlarının görkemi bir başkadır. “(s 224)

Diyarbakır konulu gerek yerel gerek ulusal yazarların çoğunda Çin Seddi sonrası Diyarbakır Surları ikinci sırada gösterilir. Sed ile Kale arasındaki farkı anlamaktan uzak oldukları için çoğunlukla Diyarbakır Kalesi, sadece surlardan oluşmuş sanılır. Diyarbakır Kalesi, bir site şehir devletidir. Bu sebeple surlarla kalenin arasında bir ilişki kurulamaz. Daha önceki makalelerimizde değindiğimiz bu hususta yazarın yanlışlığı, kale surları ve Çin Seddi’ni karşılaştırmasıdır. Bizim tespitimiz Dünyada genişlik açıısndan öncelikle İstanbul, sonra Antakya ve üçüncü sırada Diyarbakır Kalesidir ki yazarda bu sıralama doğrudur. Fakat, biz sur ve sed arasındaki karşılaştırmanın yanlış olduğunu bir daha belirtelim.

Yazarın bu açıklamalarından sonra İç Kale gelir:” Bu gün İç Kale olarak bilinen bölge ilk yerleşim alanıdır. İçkale’nin Fetih ve Oğrun kapıları kent dışına, Saray ve Küpeli kapıları ise eski kente açılır. 3. yy’da inşa edildiği düşünülen Saint George Kilisesi, 12. yy’a tarihlenen Hazreti Süleyman veya kale Camii İçkale’nin önemli dini noktalarıdır.”(s 224)

Çoğunlukla belirtilen İç Kale’de sarayın kendisi olan yapının kilise ile alakası bulunmamaktadır. Diyarbakır’da mevcut olan Meryem Ana Kilisesi bulunurken, buna eşlik eden Mar Thoma(Mesudiye Medresesi öncesi kilise) varken, şehrin yetkililerinin oldukça dar ola İç Kale’de kendilerine mahsus bir ibadethane inşa etmeleri, mantığın dışındadır. Ki Bizans Dönemi’nde kilise serbestî halinin hangi tarihte İznik Konsülü’nde alındığı bilinmektedir. Bu yapının sonradan bir bölümünün Hristiyanlaşan Roma’daibadethaneye dönüştürülmesinin ihtimali oldukça güçtür.

Yazarın yanılgı içinde bulunduğu bir diğer konu, Keçi Burcu’dur. Yazarın açıklamaları:” Mardin Kapısı’nın doğu tarafında bulunan ve kitabesinden 1223 yılında Mervanoğulları tarafından onarılmış olduğu anlaşılan Keçi Burcu, en eski ve en büyük burçtur.”( s 225)

Mervanî Saltanatı, Silvan-Meyafarikyn kaynaklı olup,    tarihleri arasındadır. Selçuklu Sultanı Melik Şâh tarafından son verilen saltanat tarihi bellidir. 1223 senesinde Mervanî Saltanatı söz konusu değildir. Yazarın bu bilgiyi aldığı kaynak, tümüyle yanlıştır, Keçi Burcu üzerinde böyle bir kitâbe mevcudiyeti söz konusu değildir. Keşke bu kitâbe olaydı da okuyabilseydik!…

İkinci kaynak eser, “Gezi Rehberi Türkiye” adını taşımaktadır.” Hakan Özhan” imzalı bu çalışma Kaynak Yayınları arasında Nisan 2014’de çıkmış. Diyarbakır, bu kitabın 620-625 sayfaları arasında yer alır.

Kitabın On Gözlü Köprü bahsinde, “1065 tarihinde Mervaniler Dönemi’nde Übeyd oğlu Yusuf isminde bir mimar tarafından inşa edilmiş.” denilmektedir.

Yazar, bu eserin Roma Dönemi’ne ait olduğunu nereden bilsin ve köprü onarımının -köprünün yarısının yapılması- Mervanî Dönemi’ne aidiyetini nereden öğrensin? Çünkü bizim kaynakları kaleme alanlara sorulsa bahsi geçen kitabeyi de görmemişlerdir, yerini de bilmezler ve o kitâbeyi de okuyamazlar…

Yazar, Malabadî’yi Diyarbakır-Batman İl Sınırı’nda göstermiştir, Diyarbakır Bölümü’nde. (s 623) Batman Bölümü’nde köprüyü Batman’a ait gösterir:”Batman Çayı üzerindeki köprü Batman -Diyarbakır ulaşımını sağlamış, asırlarca. 1147 yılında Artukoğlu Timurtaş tarafından yapılan tek kemerli köprü ayak açıklığı bakımından bir şaheser.”(s 628)

Biz, Batman’ a ilişkin görüşlerimizi ifade etmiş, ellilere  kadar bir köy olan “İlûh”, adeta asırlar öncesi kurulmuş bir şehir gibidir, yazarın ifadesinde. Ve oldukça önemli bir bilgiyi de not olarak düşelim, bu arada. Malabadî Köprüsü, 1147 senesinde onarılmıştır. Fakat köprünün geçmişi en az iki binlik bir tarihe sahiptir. Tarihî eserler, kullanım yoluyla yıpranınca anarımdan geçirilir. Her onarımı yapan kişi, köprüye, hana, hamama, ibadethaneye kitabesini yerleştirir. Bugün Diyarbakır Burçları’nın hiçbirisi İslâm Dönemi’ne ait değildir. Çoğu burç, yıktırılmış ve yeniden yaptırılmıştır. Malabadî Köprüsü de aynı onarımdan bu şekilde geçmiştir.

Nedense ülke çapında kaleme alınan eserlerde Diyarbakır ile ilgili bölümlerde göze oldukça hatalı bilgiler çarpmaktadır. Bunun sebebi, eserleri kaleme alan yazarlar değildir, yazarların kaynak aldığı eserleri kaleme alanlardadır, tüm sorumluluk.

Şehir Araştırmaları Merkezi’ne aldığımız bu tür kaynaklarda bu eserlerdeki yanlışlıkları-hatalı bilgileri saptıyor ve sizinle paylaşıyoruz. Amacımız, şehri tanıma ve tanıtmadır. Bu güne kadar eserlerdeki yanlışlıkları kaleme alana pek rastlanmadı. İlk kez Karacadağ dergisi’nde görülen bu metod, ne yazık ki 1940’lardan sonra terk edildi. Biz, bu metodu 2000’den bu yana devam ettirmeye çalışıyoruz ve Şehir Araştırmaları Merkezi adı altında şehrimizin sağlıklı biçimde tanınması-tanıtılması için gereğini yapmaya  uğraşıyoruz.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.