Bugün değerli hemşehrimiz Prof. Dr. Selahattin Yazıcıoğlu’nun 24. vefat yıldönümü. Dolayısı ile bugünkü yazımızı bu değerli insan ayırdık.
Prof. Dr. Selahattin Yazıcıoğlu 1921 yılında Diyarbakır’da doğdu. Doğduğunda Babası Diyarbakır İstinaf Mahkemesi Baş Kâtibi Mustafa Şevki Efendi vefat etmişti.
İlk ve Orta öğrenimini tamamladıktan sonra 1939 yılında Diyarbakır Lisesi’ni bitirdi. Liseyi bitirir bitirmez Diyarbakır Belediyesi’nde memur olarak çalışmaya başladı. Annesi Mahide hanım oğlunun Tıp Fakültesi’ni okuyup doktor olmasını istiyordu. Mahide hanım eşi Mustafa Şevki Efendi’den kalan köydeki arazileri satıp oğlu Selahattin’i Tıp Fakültesini okuması için belediyedeki işinden istifa ettirip, İstanbul’a gönderdi.
Yazıcıoğlu, 1945 yılında İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun oldu.
1945-1950 yılları arasında Diyarbakır, Adana, Malatya ve Mersin’de Belediye ve Sıtma Savaşı Tabipliği görevlerinde bulundu.
1950-1956 yılları arasında İzmir Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nde ihtisas yaparak 1956’da Göğüs Hastalıkları Uzmanı oldu.
1963 yılında Diyarbakır Göğüs Hastalıkları Hastanesi Başhekimliğine atandı.
Diyarbakır Verem Savaş Derneği’nin kurucu üyeleri arasında yer aldı. 21 yıl süre ile bu derneğin Yönetim Kurulu Başkanlığını yaptı. Türkiye Ulusal Verem Savaş Derneği Gümüş Şeref Madalyası ile ödüllendirildi.
İki dönem Diyarbakır, Mardin, Siirt Bölge Tabip Odası Yönetim Kurulu Başkanlığını yaptı.
Diyarbakır Ziya Gökalp Üniversitesini Gerçekleştirme ve Yaşatma Derneği kurucularından olup, 29 yıl bu derneğin 2. Başkanlığını yaptı. Üniversitenin kurulması için yoğun çalışmalarda bulundu.
1969 yılında Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları ve Tüberküloz Anabilim Dalında Öğretim Görevlisi oldu.
1970’lı yıllara kadar Diyarbakır yöresinde sık görülen Akciğer zarı kireçlenmesinin nedeni bilinmiyordu. Hastalığın nedenini araştırmak için röntgen cihazıyla bölgeyi gezerek, 22.239 kişiye mikrofilm taraması yaptı. Tespit edilen hastalarda yapılan tetkikler sonucunda hastalığın büyük bir kısmı ekarte edildi. Geriye Asbestosis kalmıştı.
Yazıcıoğlu, bu hastalık ile ilgili olarak başta Çermik olmak üzere Diyarbakır’ın bir çok ilçesine defalarca giderek araştırmalar yaptı. Sonunda bölge halkının evlerde sıva ve badana için kullandığı beyaz toprağın (ak sıva) içinde asbest (amyant) bulunduğunu kanıtladı. Böylece hastalığın nedenini ve kaynağını buldu.
Bu araştırması ile dünyada ilk kez Çevresel Asbestosis kavramını ortaya çıkardı. Ve dünya tıbbına kabul ettirdi. Bu çalışması Chest dergisinde yayınlandı.
1974 yılında Doçent oldu.
Yaptığı bu çalışmalar ayrıca İngiltere’de Thorax dergisinde yayınlandı. Yazıcıoğlu bu araştırmalarıyla ülkemizin ve dünyanın önemli bilim adamlarından yüzlerce takdir ve tebrik mektupları aldı. ABD’den bilimsel bir heyet konuyu yerinde incelemek üzere Diyarbakır’a geldi.
Silvan köylerindeki mağaralarda değirmen taşı yontucularında tespit ettiği Silikosis araştırması da bilim çevrelerinde büyük ilgi gördü. 1979 yılında profesör oldu.
Asbestosis araştırmaları ile 1980 yılında Sedat Simavi Sağlık Bilimleri ödülüne layık görüldü.
Daha sonra bu çalışmaları İtalya’da Sen Vincent Tıp Ödülü’ne aday gösterildi.
1980 Yılında Dicle Üniversitesi Rektörlüğüne seçildi. Rektörlüğü döneminde çok önemli projelere imza attı. 1982 yılında Rektörlük görevini yürütürken kendi isteği ile emekli oldu. 5’i yurtdışı, 53’ü Ulusal Tıp Dergilerinde yayınlanmış olan 59 araştırması ve 5 kitabı olan Yazıcıoğlu
evli ve 7 çocuk babasıydı. Ne yazık ki bu değerli bilim insanı 1 Nisan 2002 tarihinde Diyarbakır’da hakkın rahmetine kavuştu.
Prof. Dr. Selahattin Yazıcıoğlu gerçek bir ‘Diyarbekir Beyefendisi’ idi. Yurt içi ve yurt dışından birçok üniversiteden hocalık hatta üniversite yöneticiliği teklifi almasına rağmen ‘Ben kendimi bu topraklara ve hemşehrilerime adamışım. Bu topraklara hizmet edeceğim. Ve bu topraklarda hayata gözlerimi kapatacağım.’ Derdi.
Ve dediği gibi, son nefesine kadar Diyarbakır’da yaşayarak, bu kadim kentte çalıştı, çabaladı ve büyük bir özveriyle hizmet etti.
Yeri doldurulamayan bu değerli hocamızı; vefat yıldönümünde bir kez daha rahmet, minnet ve şükranla anıyoruz. Ruhu şad, mekânı cennet olsun…