Viva Espana!

Abone Ol

Dünya Kupası tarihinin en çok konuşulan finallerinden biri İspanya’nın zaferiyle sonuçlandı. İspanya, Arjantin’i 1-0 mağlup ederek, Dünya Kupasını bileğinin hakkıyla kazandı. Dünya şampiyonluğunun oynandığı gece, futbolun bir spor organizasyonundan çok daha fazlasının, ifade edildiği bir kez daha anlaşıldı.

Dünya kamuoyunun yüzde 80’lere varan oranda İspanya’yı desteklemesi, futbolun yalnız oyundan ibaret olmadığını gösteren iyi bir önekti.

Çünkü; İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’in soykırımcı İsrail’i sert sözlerle kınaması ve Filistin’e sahip çıkması, Lamine Yamal’ın Barcelona’nın kutlamalarında Filistin bayrağı taşıması İsrail’i rahatsız etmişti. Üstelik İsrail Başbakanı Netenyahu’nun turnuva boyunca Arjantin’i desteklemesi de ayrıca Müslüman dünya tarafından tepkiyle karşılanmıştı.

Dolayısiyle İspanya ve Arjantin dışında dünyanın birçok yerinde insanlar finalde destekleyecekleri takımı futbol kalitesine, yıldız oyuncularına göre değil, temsil ettiğini düşündükleri siyasi pozisyonlara göre seçmeye başladı.

Bunun en önemli nedeni, Gazze’de devam eden insanlık dramının uluslararası kamuoyunda yarattığı etkiydi. Final günü milyonlarca insan aslında İspanya’yı değil, İspanya’nın temsil ettiği siyasi duruşu destekledi.

Arjantin takımına da benzer şekilde futbolun ötesinde anlamlar yüklendi. Cumhurbaşkanı Javier Milei’nin İsrail ile kurduğu yakın ilişki, Netanyahu hükümetine verdiği güçlü destek ve dış politikada benimsediği çizgi, birçok çevrede Arjantin’in İsrail’in sembolik temsilcisi gibi algılanmasına yol açtı.

Elbette Arjantin takımının oyuncularının bu politikaların hiçbirinde payı yoktu. Ancak dijital çağın semboller üzerinden işleyen siyasetinde milli takımlar artık yalnızca ülkelerini değil, ülkelerinin dış politika tercihlerini de, istemeseler bile, temsil ediyorlar.

Soğuk Savaş döneminin propaganda savaşları hükümetlerin kontrolündeki televizyonlar ve gazeteler aracılığıyla yürütülüyorken, bugün ise her akıllı telefon potansiyel bir propaganda aracına dönüşmüş durumda. Milyonlarca insan, farkında olarak ya da olmayarak, kendi siyasi kimliklerini futbol üzerinden yeniden üretiyor ve küresel bilgi ekosistemine bu şekilde katkıda bulunuyor.

2026 Dünya Kupası bu açıdan yeni bir dönemin habercisi oldu. Gelecekte büyük spor organizasyonları belki de yalnızca güvenlik açısından değil, bilgi güvenliği açısından da yönetilmek zorunda kalacak. Çünkü artık kupalar sadece sahada değil, kamuoyunun zihninde de kazanılıyor.

Sonuç olarak İspanya’nın Arjantin’i yenerek şampiyon olması sadece İspanya’da değil, Türkiye’de ve tüm dünyada milyonlarca insana ‘Viva Espana’ dedirtti.

(Yaşa İspanya)