DİYARBAKIR HABER - Diyarbakır Suriçi'nde başlayan zorlu bir çocukluk, fırıncılıktan devlet memurluğuna uzanan bir hayat ve iki kızına daha iyi bir gelecek kurma hayali… Kim Milyoner Olmak İster yarışmasına katılan Murat Aydoğan'ın hikayesi ve enerjisi izleyenlere azim ve umut dolu bir yolculuğun kapısını araladı.
atv ekranlarının uzun soluklu bilgi yarışması Kim Milyoner Olmak İster, her perşembe ve pazar akşamı izleyiciyle buluşarak ilginç sorularıyla hem eğlendiriyor hem de düşündürüyor. Bu haftaki bölümde yarışmacılardan Murat Aydoğan, yalnızca bilgi yarışına değil, hayat hikâyesine ve samimiyetine de izleyiciyi ortak etti.
Suriçi'nde başlayan hayat hikayesi
Stüdyoya alkışlarla giren Aydoğan, ilk andan itibaren samimi tavırlarıyla öne çıktı. Kendini anlatırken seçtiği sade dil, izleyenlerin dikkatini çekti.
Aydoğan'ın hikayesi Diyarbakır'ın Suriçi bölgesinde başlıyor. Dokuz kardeşli kalabalık bir ailede büyüdüğünü anlatan yarışmacı, çocukluk yıllarının yokluk içinde geçtiğini açıkça dile getirdi.
"Dokuz kardeşiz… Oranın bağrından koptuk."
Geçmişine dair anlattıkları, yokluk içinde geçen bir çocukluğun izlerini taşıyordu. Ancak bu zorlukları bir şikayet değil, hayatının doğal bir parçası olarak aktardı.
"Fırındaydım… bir şey yapayım dedim"
Hayatının dönüm noktasını anlatırken kullandığı ifadeler ise dikkat çekiciydi. Uzun yıllar fırıncılık yaptığını söyleyen Aydoğan, karar anını şöyle anlattı:
"Fırındaydım… Dedim ki 'dur bir şey yapayım, Allah belki yardım eder.'"
Bu karar onu üniversiteye götürdü. Bitlis'te zorlu şartlarda eğitim gördüğünü ise şu sözlerle özetledi:
"Eksi otuzda o soğukta okuduk."
Bugün ise Murat Aydoğan Siirt'te bir kamu kurumunda görev yapıyor
"Tablet izlemesinler diye hamur yapıyorum"
İki kız babası olan Aydoğan'ın hayatındaki en önemli yer ise ailesi. Çocuklarıyla vakit geçirmenin kendisi için özel olduğunu anlatırken günlük hayatından bir kesit paylaştı:
"Telefon tablet izlemesinler diye hamur yapıyorum, diyorum ki kendinize ekmek yapın."
Yarışmaya gelme nedeni: Hatıra
Aydoğan'ın yarışmaya katılma amacı ise duygusal bir noktaya dayanıyor. Aslında babasıyla gelmek istediğini şu sözlerle anlattı:
"Babam ile gelecektim. 'Ben utanırım' diyerek gelmedi."
Bunun üzerine iş yerinden bir arkadaşıyla programa katılan Aydoğan, yarışmayı ailesine bırakılacak bir hatıra olarak gördüğünü vurguladı.
"Çok şükür daha ne olsun"
Aydoğan hayata bakışını ise tek bir cümleyle özetledi:
İşte o soru
Gabriel García Márquez'in ezberden okuyabildiğini belirttiği, "Pedro Páramo" adlı romanın yazarı kimdir?
A: James Joyce
B: Franz Kafta
C: Juan Rulfo
D: Francis Scott Fitzgerald
"Sağlık sıhhat olsun, çocuk var. Daha ne olsun? Çok şükür."
Yarışma öncesinde sakinliğiyle dikkat çeken Aydoğan, kendine güvenini şu dile getirdi.
"Sallayacağım" dedi ve kararını verdi
Bilgiye değil sezgisine güvenen Aydoğan, kararsızlığını açıkça dile getirdi:
"Çekilsem kıymeti yok, çekilmesem sallasam…"
Yarı yarıya joker hakkını kullandıktan sonra iki seçenek kaldı. O an yaşananlar ise yarışmanın en çarpıcı anlarından biri oldu.
Tahmini doğru çıktı
Verdiği cevap doğru çıktı. Stüdyoda alkışlar yükselirken Aydoğan'ın ilk tepkisi de en az cevabı kadar dikkat çekiciydi:
"Valla salladım… Çok şükür."
Aydoğan, kazancını yeterli bulduğunu ise memleketine özgü bir sözle anlattı:
"Diyarbakır'da bir tabir var… 'Allah'ın gırgısı mıyız?' Çok şükür yeterdir."