DİYARBAKIR HABER- Diyarbakır’daki tarihi türbeler üzerine kapsamlı değerlendirmelerde bulunan Amida Höyük Kazı Başkanı Prof. Dr. İrfan Yıldız, kentteki türbe sayısından mimari özelliklere, tartışmalı iddialardan tarihsel gerçeklere kadar birçok konuda önemli bilgiler paylaştı. Yıldız, özellikle halk arasında yaygın bazı yanlış bilgilerin bilimsel verilerle örtüşmediğini vurguladı.
Diyarbakır’da 19 Tarihi Türbe Bulunuyor
Prof. Dr. Yıldız, 2011 yılında hazırlanan Medeniyetler Mirası Diyarbakır Mimarisi kitabında kentin türbelerini detaylı şekilde ele aldığını belirterek şu bilgileri verdi: “Diyarbakır merkez ve merkez köylerde toplam 19 tarihi türbe vardır. Bunların en erken tarihlisi Mervani dönemine ait olup milattan sonra 1094 yılına tarihlenir. En geç tarihlisi ise Osmanlı döneminde 19. yüzyıla aittir.”
Yıldız’ın verdiği bilgilere göre: 1 türbe Mervani dönemine, 1 türbe Akkoyunlu dönemine, 1 türbe Artuklu dönemine, 16 türbe ise Osmanlı dönemine ait.
“Osmanlı İçin Önemli Bir Eyalet Merkeziydi”
Diyarbakır’ın Osmanlı dönemindeki stratejik konumuna dikkat çeken Yıldız, türbe sayısının fazlalığının tesadüf olmadığını söyledi. Yıldız, “Diyarbakır, Osmanlı için önemli bir eyalet merkeziydi. Bursa, Edirne ve İstanbul’dan sonra en çok eserin inşa edildiği yerlerden biridir. Böyle önemli bir merkezde Osmanlı türbelerinin fazla olması doğaldır” dedi.
Türbe geleneğinin kökeni: İslam’dan öncesine dayanıyor
Yıldız, türbe geleneğinin İslam’dan önceki anıt mezar kültüründen etkilendiğini belirtti. Halife Mutasım’ın annesinin Yunan kökenli olduğunu hatırlatan Yıldız, Halikarnas Kralı Mausolos’un anıt mezarının bu geleneğin en erken örneklerinden biri olduğunu ifade etti.
İslam geleneğinde mezar üzerine anıt yapılmasına temkinli yaklaşıldığını vurgulayan Yıldız şöyle konuştu: “Hadislerde Hazreti Peygamber mezar üzerine anıt yapılmasını hoş karşılamamıştır. Günümüzde bazı türbelerin zamanla tapınma yerine dönüşmesi bu hassasiyetin nedenini daha iyi gösteriyor.”
Diyarbakır’daki Tek Hükümdar Türbesi
Kent merkezinde hükümdara ait günümüze ulaşan tek türbenin İçkale’de bulunduğunu belirten Yıldız, önemli bir düzeltme yaparak, “Halk arasında Çifte Evliya veya İncir Arap Türbesi olarak bilinen yapı, aslında Mervani Devleti’nin son hükümdarı Nasırüddevle Mansur ve eşi Sitti Nas’a aittir” dedi.
Yıldız’ın verdiği bilgiye göre Nasırüddevle Mansur 1094’te Cizre’de vefat etmiş, cenazesi Diyarbakır’a getirilerek eşi tarafından yaptırılan türbeye defnedilmiştir. Daha sonra Sitti Nas da aynı türbeye gömülmüştür.
Sahabeler Türbesi: Kitabede 25 İsim Var
İçkale Açık Hava Müzesi alanındaki Sahabeler Türbesi’ne de değinen Yıldız, yaygın bilginin aksine türbede 27 değil 25 sahabenin bulunduğunu söyledi. Yıldız, “Halk arasında 27 sahabe olarak bilinir ancak türbe kitabesinde net şekilde 25 sayısı geçmektedir” dedi.
Türbenin, 639 yılında İyaz bin Ganem komutasındaki İslam ordularının Diyarbakır’ı fethi sırasında şehit düşen Halid bin Velid’in oğlu Süleyman ve arkadaşları anısına yapıldığı ifade edildi.
Zincirkıran Ali Paşa Türbesi Hakkındaki Yanlış Bilgi
Osmanlı valilerine ait türbeler konusunda da açıklama yapan Yıldız, sosyal medyada dolaşan iddiaları yalanladı. Nasuh Paşa (Şeyh Matar/Şerifiraz Hanım) Camii bahçesindeki türbenin kimliğinin net olduğunu belirten Yıldız; “Osmanlı kayıtlarına göre bu türbe, 1599’da Diyarbakır’da valilik yapan Zincirkıran Ali Paşa’ya aittir. Hazreti Yunus’un oğlu Ogeday’a ait olduğu yönündeki iddiaların hiçbir tarihi dayanağı yoktur.”
Özdemiroğlu Osman Paşa’nın Vasiyeti
Diyarbakır’da türbesi bulunan bir diğer Osmanlı valisinin Özdemiroğlu Osman Paşa olduğunu belirten Yıldız, şu bilgileri paylaştı:
171–1575 yılları arasında Diyarbakır valiliği yaptı. 1585’te Şirvan’da şehit düştü. Diyarbakır’ı çok sevdiği için buraya gömülmeyi vasiyet etti. Vasiyeti üzerine cenazesinin Diyarbakır’a getirilerek kendi adına yapılan türbeye defnedildiği kaydedildi.
“Hazreti Yunus’un Diyarbakır’da Türbesi Yok”
Son yıllarda tartışma konusu olan Fatih Paşa Camii arkasındaki yıkık türbe hakkında da net konuşan Yıldız, önemli bir yanlış algıya dikkat çekti; “Bu yapı 16. yüzyıl Osmanlı türbesidir. Hazreti Yunus’a ait değildir. Hazreti Yunus Diyarbakır’da vefat etmemiştir” diye konuştu.
Yıldız, Hz. Yunus’un Ninova’da (bugünkü Musul civarı) vefat ettiğinin tarihsel kaynaklarla sabit olduğunu, Diyarbakır’a geldiğine dair bilginin ise yalnızca Evliya Çelebi’de geçtiğini ifade etti.
İmam Akil Türbesi Tartışması
Merkez köylerdeki İmam Akil Türbesi hakkında ortaya atılan iddialara da değinen Yıldız, bilimsel çalışmaların sonucunu şöyle açıkladı: “Bu türbenin Hazreti Ali’nin kardeşine ait olduğu yönündeki iddialar doğru değildir. Yapılan çalışmalar, türbenin Osmanlı döneminde bölgede yaşamış alim İmam Akil’e ait olduğunu göstermektedir.”
Diyarbakır türbelerinin mimari özellikleri
Yıldız, kentteki türbelerin mimari yapısına ilişkin de şu bilgileri paylaştı:
Sultan Şuca ve Lala Bey türbeleri iki katlıdır. Alt kat mezar, üst kat mescit olarak düzenlenmiştir. Diğer türbelerin büyük çoğunluğu tek katlı Osmanlı yapılarıdır. Mezar yapısı doğrudan türbenin içinde yer alır.
“Bilimsel veriler esas alınmalı”
Prof. Dr. İrfan Yıldız, Diyarbakır’daki türbeler hakkında efsaneler yerine bilimsel çalışmaların dikkate alınması gerektiğini vurgulayarak, tartışmalı yapılarla ilgili araştırmaların sürdüğünü sözlerine ekledi.