DİYARBAKIR HABER- Diyarbakır’ın tarihine, kültürüne ve edebiyatına adanmış bir ömrün izleri, anlamlı bir etkinlikte yeniden gün yüzüne çıktı. Diyarbakır Şehir Araştırmaları Merkezi tarafından düzenlenen “Şevket Beysanoğlu Kaynak Eserler Sergisi”, 23 Nisan’da başlayıp 25 Nisan’a kadar süren programla ziyaretçilere açıldı. Sergide Beysanoğlu’na ait fotoğraflar, arşiv belgeleri, mektuplar, dergiler ve hakkında yazılan eserler yer aldı. Serginin ardından düzenlenen anma toplantısı ise duygu dolu anlara sahne oldu.

Merkez binasında gerçekleştirilen programa yazarlar, akademisyenler ve araştırmacılar yoğun ilgi gösterdi. Katılımcılar, Şevket Beysanoğlu’nun hayatına dair anılarını paylaşırken, onun Diyarbakır’a yaptığı katkıları ve kültürel miras üzerindeki etkisini vurguladı.

Şevket Beysanoğlu3

Abakay; “Diyarbakır’ı tanıtan adam”

Programın açılış konuşmasını yapan Diyarbakır Şehir Araştırmaları Merkezi Kurucusu Mehmet Ali Abakay, Beysanoğlu’nun yalnızca bir yazar değil, aynı zamanda kentin kültürel hafızasını kayıt altına alan önemli bir isim olduğunu belirtti. Abakay, üç gün süren sergide Beysanoğlu’nun eserlerinin yanı sıra dergiler, özel belgeler ve arşiv niteliği taşıyan materyallerin yer aldığını ifade etti.

Diyarbakır Sur sokaklarında “çek-çek” geleneği sürüyor
Diyarbakır Sur sokaklarında “çek-çek” geleneği sürüyor
İçeriği Görüntüle

Beysanoğlu’nun ilk eserlerinden olan “Diyarbakır Folkloru” kitabına da değinen Abakay, bu eserlerin büyük emeklerle farklı şehirlerdeki sahaflardan temin edildiğini söyledi. Kültür ve sanat etkinliklerine ilginin azaldığına dikkat çeken Abakay, buna rağmen Diyarbakır’a hizmet eden isimlerin unutulmaması gerektiğini vurguladı.

Şimşek; “Onu tanıyan az kişi kaldı”

Yazar Mehmet Şimşek ise konuşmasında, Şevket Beysanoğlu ile birebir tanışma fırsatı bulmuş az sayıdaki isimden biri olduğunu dile getirdi. 1998 yılında Ankara’da Beysanoğlu ile gerçekleştirdiği görüşmeyi anlatan Şimşek, onun son derece mütevazı, nazik ve üretken bir kişiliğe sahip olduğunu söyledi. Beysanoğlu’nun araştırma ve yazma disiplinine dikkat çeken Şimşek, Halkevi döneminde yazarlığın teşvik edildiğini ve bu sayede birçok eserin ortaya çıktığını ifade etti. Şimşek ayrıca Beysanoğlu’nun zengin kütüphanesine tanıklık ettiğini ve Diyarbakır’a dair önemli arşivlerin burada bulunduğunu aktardı.

Hatıralar ve ilginç anekdotlar paylaşıldı

Araştırmacı-Yazar Abdülaziz Yatkın da Beysanoğlu ile ilgili hatıralarını paylaşarak, Diyarbakır’ın kültürel gelişiminde rol oynayan isimlerin aynı ortamlarda bir araya geldiği dönemleri anlattı. Yatkın, Dicle Üniversitesi’nin kuruluş sürecine dair ilginç bir anekdot aktararak, o dönemde üniversitenin isminin “Miraç Üniversitesi” olması yönünde öneri sunulduğunu ancak kabul edilmediğini söyledi.

Şevket Beysanoğlu

Aydın: “Eserleri hâlâ yol gösteriyor”

Yazar Nusret Aydın ise Beysanoğlu’nu birebir tanıma fırsatı bulamadığını ancak eserlerinden büyük ölçüde faydalandığını belirtti. Aydın, Beysanoğlu’nun Diyarbakır için çok kıymetli bir ilim ve kültür insanı olduğunu ifade ederek, bu tür etkinliklerin onun daha iyi tanınmasına katkı sağladığını dile getirdi.

El yazmaları dijital ortama aktarıldı

Kayapınar İlçe Halk Kütüphanesi Müdürü Abdulbari Tanrıverdi, yaklaşık 15 yıl önce Beysanoğlu’nun el yazmalarının dijital ortama aktarıldığını açıkladı. Söz konusu arşivin bugün Ulu Cami içerisindeki Yazma Eserler Kütüphanesi’nde muhafaza edildiğini belirten Tanrıverdi, bu çalışmaların kültürel mirasın korunması açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.

Yeni biyografi çalışması yolda

Dicle Üniversitesi Genel Sekreteri Doç. Dr. Mustafa Uğurlu Aslan ise Beysanoğlu üzerine kapsamlı bir biyografi çalışması yürüttüğünü açıkladı. Beysanoğlu’nun sadece bir yazar değil, aynı zamanda önemli bir kültür tarihçisi ve teşkilatçı olduğuna dikkat çeken Aslan, Dicle Üniversitesi’nin kuruluş sürecinden Ziya Gökalp’in eserlerinin yayımlanmasına kadar birçok alanda öncülük yaptığını ifade etti.

Aslan ayrıca, Beysanoğlu’nun Diyarbakır’daki kültürel mirasın korunmasında önemli rol oynadığını, özellikle Ziya Gökalp ve Cahit Sıtkı Tarancı’nın evlerinin müzeye dönüştürülmesinde büyük katkı sunduğunu belirtti.

Vefa ve teşekkür belgeleri

Program sonunda konuşmacılara teşekkür belgeleri takdim edilirken, Bedran Yoldaş’a 2025 yılı Hikâye Ödülü verildi. Etkinlik, katılımcıların birlikte çekildiği hatıra fotoğraflarıyla sona erdi.

Diyarbakır’ın kültürel geçmişine ışık tutan bu anlamlı etkinlik, kentin değerlerine sahip çıkmanın ve gelecek kuşaklara aktarmanın önemini bir kez daha gözler önüne serdi. Şevket Beysanoğlu’nun bıraktığı miras, anlatılan hatıralar ve sergilenen belgelerle bir kez daha hafızalarda tazelendi.

Muhabir: MEHMET SAİT BAYRAM