DİYARBAKIR HABER - Diyarbakır’ın merkezinde, zamanın bazen hızla akıp bazen bir taşın gölgesinde asılı kaldığı noktadayız. Ulu Cami Meydanı. Sıcağın tüm heybetiyle şehri kuşattığı, öğle namazı vaktinin yaklaştığı kısa süreli sessizlik anında, meydanın röntgenini çektik.
Sıcağın Gölgesindeki Telaş
Güneş tepede hüküm sürerken, meydan bir anlığına nefesini tutuyor. Sıcak nedeniyle tabureler istiflenmiş, öğlenin yakıcı saatlerinin geçmesi bekleniyor. Gölgeye sığınan tavuk-pilav arabası, sahibinin sabırlı bekleyişine ortak oluyor. Hemen yanında, güneşin altında parlayan küçük turizm aracı, şehrin dokusunu keşfetmeye gelenleri beklerken, turizm polisi Ulu Cami girişinde grupları tek tek selamlıyor, Kaç kişisiniz? sorusu, meydanın uğultusuna karışıyor.
Ulu Cami Meydanı, hayatın en doğal haliyle aktığı yer. Bir yanda ellerinde soğuk su şişeleriyle serinlemeye çalışan hasır şapkalı yerli turistler, diğer yanda alışverişten dönen anne ve kızın sıcak sohbeti... Hasılatını topladığı plastik şişeler ve kartonlarla meydandan geçen bir kağıt toplayıcısı, bir elinde hayatın yükünü, diğer elinde ise yeni aldığı gevrek Diyarbakır simidini taşıyor; her lokmada kısa bir mola veriyor.
Öğle ezanı yaklaştıkça, meydanın ritmi hızlanıyor. 21 numaralı Amed formasıyla annesinin elini sıkıca tutan bir çocuk, bu meydanın geleceğini temsil ederken; hemen yanı başında bastonuna yaslanmış bir amca, Çavay? diyerek çevredekilere hal hatır soruyor. Şalvarlı bir başka amca, ayaklarını taşlara sürükleyerek namazın huzuruna doğru ilerliyor.
Kızılay aracının önünde kan bağışı formları doldurulurken, bir yandan yudum yudum içilen çayların demli kokusu havaya karışıyor. Soğuk limonatalar sıcağın panzehiri olarak elden ele dolaşıyor. Bir kadın, elinde taşıdığı tepsiyle meydanın ortasından sessizce geçip gidiyor.
Meydanın yakıcı güneşine inat, büyük bir şemsiyeyi paylaşarak kol kola yürüyen bir çift, kalabalığın arasından adeta bir film karesi gibi geçip gitti. Şemsiyenin gölgesinde sakladıkları o küçük dünya, meydanın karmaşası içinde zamanı onlar için yavaşlatmış gibiydi.
Dizi dizilmiş renkli tesbihler çekilmek için tezgahlarda yeni sahiplerini bekliyor.
Ulu Cami Meydanı, 15 dakikalık kısa bir zaman dilimine koca bir hayatı sığdırıyor. Burada herkes kendi telaşında olsa da, herkes aynı taşın gölgesinde birleşiyor. Diyarbakır, işte bu simit kokusunda, ezan sesinde, çay bardağındaki tıkırtıda ve her köşe başında sakladığı o hikayede yaşamaya devam ediyor.