ÖZEL HABER

Diyarbakır’da Diş Hekimliği Çıkmazı: 96 klinik, 170 muayenehane…

Diyarbakır Diş Hekimleri Odası Başkanı Aslan Yiğit, Türkiye’de diş hekimliği alanında yaşanan istihdam sorununa ve artan özel klinik sayısına dikkat çekti. Diyarbakır’da 96 poliklinik ve yaklaşık 170 özel muayenehane bulunduğunu belirten Yiğit, her yıl binlerce yeni mezunun iş ve atama beklediğini söyledi. Yiğit, “Atama sayılarını yılda en az 3 bin 500-4 bin bandına çıkarmadığınız sürece büyük bir işsiz diş hekimi ordusu yaratmış olacağız” dedi.

Abone Ol

DİYARBAKIR HABER- Diş hekimliği alanında son yıllarda üniversitelerde artan kontenjanlar, mezun sayısındaki yükseliş, kamudaki sınırlı atamalar ve özel sektörde yaşanan ekonomik sıkıntılar, mesleğin geleceğine ilişkin tartışmaları beraberinde getiriyor.

Diyarbakır’da da diş poliklinikleri ve özel muayenehanelerin sayısı giderek artarken, bazı kliniklerin ekonomik nedenlerle faaliyetlerini sürdüremediği veya devredildiği belirtiliyor.

Diyarbakır Diş Hekimleri Odası Başkanı Aslan Yiğit, hem kentteki diş hekimliği sektörünün mevcut durumunu hem de Türkiye genelinde yaşanan istihdam ve eğitim sorunlarını değerlendirdi.

Yiğit, atama bekleyen diş hekimlerinin sayısının her geçen yıl arttığını, özel sektörde ise sermaye sahibi ile hekim arasındaki ilişkinin bazı durumlarda hekimlerin emeğinin sömürülmesine kadar vardığını savundu.

Diş hekimliği fakültelerindeki eğitim koşullarına da dikkat çeken Yiğit, özellikle yeterli akademik kadrosu ve hastane altyapısı bulunmayan fakültelerden mezun olan öğrencilerin meslek hayatına deneyimsiz başlayabildiğini belirterek, bunun toplum sağlığı açısından da risk oluşturabileceği uyarısında bulundu.

Diyarbakır’da diş hekimliği alanında son dönemde nasıl bir tablo var?

“Son dönemlerde Diyarbakır’da poliklinik ve klinik sayısında ciddi bir artış var. Şu an Diyarbakır’da yaklaşık 96 poliklinik ve 170’e yakın özel muayenehane bulunuyor. Ancak bu kadar fazla klinik ve muayenehanenin olması, herkesin iyi iş yaptığı anlamına gelmiyor. Ekonomik kriz ve klinik sayısındaki fazlalık nedeniyle birçok yer yeterli iş yapamıyor. Bazıları devredilmek, bazıları da kapatılmak durumunda kalıyor.

Peki artan klinik sayısının temel nedeni nedir?

“Bunun önemli nedenlerinden biri kamuda yeterli istihdamın olmaması. Hekimler atanamadıkları için özel sektöre yöneliyor. Bir tarafta yeni mezun olan ve iş arayan hekimler var, diğer tarafta ise sermayesi olan kişilerin açtığı kliniklerde çalışmak zorunda kalan hekimler var. Hekim, kendi kliniğini açabilecek ekonomik güce sahip değilse bir sermaye sahibinin yanında çalışmak zorunda kalabiliyor. Burada zaman zaman hekim emeğinin sömürülmesi gibi ciddi sorunlar ortaya çıkıyor.

Türkiye’de kaç diş hekimi atama bekliyor?

“2025 yılında iki kez kadro açıldı ve yaklaşık 1.000 kişi atandı. 2026 yılında ise yalnızca 521 kişilik bir kadro açıldı. Bunun yaklaşık 200'ü uzman hekim, 300'ü aşkın kısmı pratisyen hekimler içindi. Bu kadroya yaklaşık 17 bin hekim başvurdu. Bu yıl da yaklaşık 9 bin 500 kişinin mezun olması bekleniyor. Dolayısıyla bugün yaklaşık 25 bin kişi ya iş arıyor, ya atama bekliyor ya da çok kötü çalışma koşullarında çalışıyor. Devletin ihtiyacı olduğu halde açılan kadro sayısının 300-500 bandında kalması ne yazık ki yeterli değil.

Bu tablo böyle devam ederse ne olur?

“Böyle devam ederse büyük bir işsiz diş hekimi ordusu yaratmış olacağız. Bizim talebimiz, yıllık atama sayılarının en az 3 bin 500-4 bin bandına çıkarılmasıdır. Bunun yanında özel sektörden hizmet satın alma modeli de değerlendirilebilir. Mevcut politikalar değişmediği sürece bu sorun büyüyerek devam edecek”

Özel kliniklerde çalışan diş hekimlerinin çalışma koşulları nasıl?

“Bir hekim çoğu zaman sermaye sahibi bir kişiyle ortaklaşarak veya onun yanında çalışarak mesleğini sürdürmeye çalışıyor. Ancak burada emeğin karşılığının alınamaması, kötü çalışma koşulları gibi sorunlar yaşanabiliyor. Bu sistem sürdürülebilir değil. Hekim bir veya iki yıl çalışıyor, deneyim kazanıyor ve daha sonra ya kendi kliniğini açıyor ya da başka bir yere geçiyor. Bu nedenle sürekli bir hekim sirkülasyonu yaşanıyor.”

Diş hekimliği fakültelerinin sayısındaki artışı nasıl değerlendiriyorsunuz?**

“Her üniversitede diş hekimliği fakültesi yok. Örneğin Mardin’de diş hekimliği fakültesi yok ama Batman’da var. Van ve Bingöl’de de diş hekimliği fakülteleri bulunuyor. Burada önemli bir sorun akademik altyapı. Diş hekimliği fakültesinin ilk üç yılındaki temel bilimler eğitiminin önemli bir bölümü tıp fakültesiyle ortak. Anatomi ve fizyoloji gibi temel dersler bunların başında geliyor. Ancak Batman ve Bingöl gibi tıp fakültesi bulunmayan üniversitelerde bu konuda akademik sıkıntılar yaşanabiliyor”

Fakültelerdeki akademik kadrolarla ilgili de eleştirileriniz var. Nedir sorun?

“Maalesef bazı üniversitelerde diş hekimliği fakültelerinin akademik yapısı yeterli değil. Yaklaşık 12 üniversitede profesör düzeyinde diş hekimi bulunmadığını, 17 üniversitede ise dekanın diş hekimi olmadığını** ifade ediyoruz. Düşünün; veterinerlik fakültesinden bir profesör veya başka bir alandan bir akademisyen diş hekimliği fakültesine dekan olarak atanabiliyor. Burada şu soruyu sormamız gerekiyor: Diş hekimliği eğitimi alan öğrencinin yeterli ve nitelikli eğitim alabilmesi mümkün mü?

Eğitimdeki yetersizlik hastaları da etkileyebilir mi?

“Kesinlikle. Diş hekimliği doğrudan hastaya işlem yapılan bir meslek. İlk üç yıl teorik eğitim, sonraki iki yıl ise ağırlıklı olarak staj ve pratik eğitim söz konusu. Öğrenci yeterli sayıda hasta görmeden, dolgu, çekim, protez gibi işlemleri yeterince uygulamadan mezun olursa meslek hayatına deneyimsiz başlıyor. Bu hem hekim açısından ciddi bir sorun hem de toplum sağlığı açısından risk. Çünkü o deneyimi mezun olduktan sonra, yani doğrudan hastalar üzerinde kazanmak zorunda kalabiliyor”

Türk Diş Hekimleri Birliği ve odalar bu sorunların çözümü için ne yapıyor?

“Türk Diş Hekimleri Birliği ve odaların bu konudaki çalışmaları devam ediyor. Bakanlığa ve YÖK’e çağrılar yapılıyor, raporlar hazırlanıyor, görüşmeler gerçekleştiriliyor. YÖK ile de görüşmeler yapıldı. Kontenjanların azaltılması konusunda geçen yıl yüzde 20 düşüş sözü verildi ve düşürüldü. Bu yıl yüzde 30 düşürüleceği söylendi ancak yaklaşık yüzde 10 düşüş oldu. Gelecek yıl yüzde 50 oranında azaltma yapılacağı ifade ediliyor. Ancak bunun da yeterli olup olmayacağını hep birlikte göreceğiz.”

Sizce yalnızca görüşmeler ve raporlarla sonuç alınabilir mi?

“Bence sadece görüşmelerle, dosyalar hazırlamakla veya duyurular yapmakla bu sorunun çözülmesi mümkün değil. Diş hekimlerinin artık örgütlenerek seslerini daha güçlü şekilde duyurmaları gerekiyor. Gerekirse Bakanlığın önünde, gerekirse YÖK’ün önünde eylemler yapılmalı. Gerekirse farklı demokratik yöntemlerle sistemin bu soruna dikkat çekmesi sağlanmalı. Çünkü yıllardır odalar ve Türk Dişhekimleri Birliği raporlar hazırlıyor, istihdam sorununu anlatıyor. Ancak artık bunun somut bir sonuca dönüşmesi gerekiyor”

Peki sizin çözüm öneriniz nedir?

“Öncelikle diş hekimliği fakültelerindeki kontenjanlar gerçek ihtiyaçlara göre belirlenmeli. Eğitim şartları yeterli olmayan fakülteler konusunda gerekli düzenlemeler yapılmalı. İkinci olarak kamudaki atama sayıları artırılmalı. Biz bunun yıllık en az 3 bin 500-4 bin bandına çıkarılması gerektiğini düşünüyoruz. Bunun yanında özel sektörden hizmet satın alınması da değerlendirilebilir. Aksi halde her yıl binlerce yeni mezun sisteme dahil olacak, ancak istihdam alanı aynı hızda büyümeyecek. Bu da işsizliği, düşük ücretleri, kötü çalışma koşullarını ve hekim sirkülasyonunu daha da artıracak. Bizim istediğimiz hem diş hekimlerinin hak ettiği koşullarda çalışması hem de toplumun nitelikli ağız ve diş sağlığı hizmetine ulaşabilmesi”