DİYARBAKIR HABER- Diyarbakır’ın Lice ilçesi sınırlarında bulunan Birkleyn Mağaraları, Dicle Nehri'nin en önemli kaynaklarından birini oluşturuyor. Ancak bu mağaralar sadece jeolojik bir oluşum değil; aynı zamanda Mezopotamya tarihinin taşlara kazınmış hafızası niteliğinde.
2004 yılında gerçekleştirilen Dicle Tüneli Yüzey Araştırması kapsamında mağaradaki Asur yazıtları bilimsel olarak incelendi. Projenin başkanlığını Alman arkeolog Dr. Andreas Schachner yürütürken, yazıtların okunması ve tercümesi ise Asuroloji uzmanı Dr. Karen Radner tarafından yapıldı.
Araştırmalar sonucunda mağarada bulunan yazıtların iki farklı Asur kralına ait olduğu ortaya konuldu.

İlk Yazıt 3 Bin Yıl Öncesinden
Belgelerde yer alan en eski yazıt, M.Ö. 1114-1076 yılları arasında hüküm süren Asur Kralı I. Tiglatpileser dönemine ait. Yazıtta kral, büyük tanrıların desteğiyle çıktığı seferleri anlatarak şu ifadeyi kullanıyor:
"Nairi Ülkesi'ne üç kez gittim."
Tarihçiler, Nairi Ülkesi'nin bugünkü Van Gölü ve Doğu Anadolu coğrafyasını kapsayan bölgeyi ifade ettiğini belirtiyor.

"Adımı Dicle'nin Kaynağına Yazdım"
Mağaradaki en dikkat çekici yazıtlar ise M.Ö. 858-824 yılları arasında hüküm süren Asur Kralı III. Salmanassar dönemine ait. Yazıtlarda kral, gerçekleştirdiği askeri seferleri anlatırken Dicle Nehri'nin kaynağına ulaştığını özellikle vurguluyor.
Belgelerde yer alan en dikkat çekici ifadelerden biri ise şöyle:
"Adımı Dicle'nin kaynağına yazdım."
Bu cümle, Birkleyn Mağaraları'nın yalnızca doğal bir alan değil, Asur İmparatorluğu açısından sembolik bir zafer noktası olduğunu ortaya koyuyor.

Asur Kralları İçin Güç Gösterisinin Merkezi
Uzmanlara göre Asur kralları, fethettikleri bölgelerde kaya yazıtları bırakarak güçlerini ölümsüzleştiriyordu. Birkleyn de bu geleneğin en önemli örneklerinden biri olarak kabul ediliyor.
Yazıtlarda;
Nairi Ülkesi,
Urartu,
Suhmu,
Daianu,
Hatti,
Akdeniz,
Van Gölü gibi birçok tarihi coğrafyaya ilişkin bilgiler yer alıyor.
Bu yönüyle Birkleyn yazıtları yalnızca Diyarbakır'ın değil, Yakın Doğu tarihinin de en önemli epigrafik belgeleri arasında gösteriliyor.

2004'te bilim dünyasına kazandırıldı
2004 yılında yürütülen bilimsel araştırmalar sayesinde yazıtlar ayrıntılı şekilde kayıt altına alındı.
Araştırmada; yazıtların yüksek çözünürlüklü belgelenmesi, çivi yazılarının okunması, Türkçe tercümelerinin hazırlanması, tarihi değerlendirmeleri bilimsel yayın haline getirildi. Bu çalışma sayesinde Birkleyn'in dünya arkeoloji literatüründeki önemi bir kez daha ortaya konuldu.
Bugün yeniden gündemde
Son günlerde Birkleyn Mağaraları çevresinde planlanan kalker ocağı ve hazır beton santrali projesi nedeniyle bölge yeniden kamuoyunun gündemine taşındı. Sivil toplum kuruluşları ve çevre platformları, mağaraların yalnızca doğal bir alan olmadığını; binlerce yıllık kültürel mirasın da korunması gerektiğini savunuyor.
Uzmanlar ise bu tür alanların sadece bulunduğu ilin değil, insanlık tarihinin ortak mirası olduğunu belirtiyor.
Uzmanlar Ne Diyor?
Arkeoloji çevrelerine göre Birkleyn Mağaraları; Asur İmparatorluğu'nun Anadolu seferlerini belgeleyen özgün yazıtlara sahip, Dicle Nehri'nin tarihi açısından sembolik önem taşıyor, Mezopotamya ile Anadolu arasındaki tarihi geçiş güzergâhını gösteriyor, Dünya kültür mirası açısından korunması gereken alanlar arasında yer alıyor.
Taşlara kazınan medeniyet
Yaklaşık üç bin yıl önce Asur krallarının zaferlerini ölümsüzleştirmek için taşlara kazıdığı yazılar, bugün hâlâ Birkleyn Mağaraları'nın duvarlarında varlığını sürdürüyor. Geçmişin izlerini günümüze taşıyan bu yazıtlar, Diyarbakır'ın yalnızca doğal güzellikleriyle değil, insanlık tarihine yön veren kültürel mirasıyla da eşsiz bir değer taşıdığını gözler önüne seriyor.





