DİYARBAKIR HABER- Son yıllarda çocuklardan yetişkinlere kadar hemen her yaş grubunda en sık dile getirilen sağlık sorunlarından biri unutkanlık. Kimi zaman yoğun iş temposu, kimi zaman sınav stresi, kimi zaman ise teknolojiyle iç içe geçen yaşamın bir sonucu olarak karşımıza çıkan unutkanlık, her zaman bir hastalık anlamına gelmiyor. Ancak günlük yaşamı, okul başarısını veya iş performansını olumsuz etkilemeye başladığında, altında yatan nedenlerin mutlaka araştırılması gerekiyor.
Peki unutkanlık neden ortaya çıkıyor? Beyin bilgileri nasıl öğreniyor ve hafızaya nasıl kaydediyor? Dikkat eksikliği, kaygı, stres, uykusuzluk ve teknolojinin yoğun kullanımı hafızayı nasıl etkiliyor? Çocuklarda ve gençlerde unutkanlık neden daha sık görülüyor? Hafızayı güçlendirmek ve unutkanlığı azaltmak için neler yapılmalı?
Bu soruları Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Uzm. Dr. Hüseyin Tunca ile konuştuk. Tuncay, unutkanlığın aslında beynin doğal işleyişinin bir parçası olduğunu vurgulayarak, unutkanlığın ne zaman normal kabul edilmesi gerektiğini, hangi durumlarda tıbbi değerlendirme gerektirdiğini, belleğin çalışma mekanizmasını ve hafızayı güçlendirecek bilimsel önerileri ayrıntılarıyla anlattı. Ayrıca özellikle çocuklar ve gençlerde dikkat dağınıklığı, teknoloji bağımlılığı, düzensiz uyku ve sınav kaygısının öğrenme süreci üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, ailelere ve vatandaşlara önemli tavsiyelerde bulundu.
"Unutkanlık hayatın doğal bir parçasıdır"
Hocam, son yıllarda unutkanlık hemen her yaş grubunda konuşulan önemli bir sorun haline geldi. Öncelikle unutkanlığı nasıl tanımlıyorsunuz?
“Öncelikle böyle önemli bir konuyu gündeme getirip bizi davet ettiğiniz için teşekkür ediyorum. Aslında unutkanlık, düşündüğümüz kadar olağanüstü bir durum değil. Tam tersine beynimizin doğal çalışma mekanizmasının önemli bir parçasıdır. Çünkü insan beyni sadece bilgi depolayan bir yapı değildir. Aynı zamanda gereksiz bilgileri ayıklayan bir sistemdir. Eğer hiçbir şeyi unutmasaydık, beynimiz yeni bilgileri öğrenmekte ciddi güçlük yaşardı. Hayatımız boyunca yaşadığımız her olayın, her ayrıntının sürekli zihnimizde kaldığını düşünün. Böyle bir durumda yeni bilgiler için yer açmak oldukça zor olurdu. Üstelik sadece güzel anılar değil, unutmak istediğimiz birçok olumsuz yaşantı da var. Dolayısıyla unutmak, aslında beynimizin sağlıklı çalışmasının doğal sonuçlarından biridir.
"Her unutkanlık hastalık değildir"
Peki unutkanlık hangi noktadan sonra tıbbi olarak değerlendirilmesi gereken bir sorun haline geliyor?
“İşte burada önemli olan unutkanlığın kişinin yaşamını ne kadar etkilediğidir. Bir insan zaman zaman isim unutabilir, eşyasını nereye koyduğunu hatırlamayabilir ya da bir bilgiyi geç hatırlayabilir. Bunlar tek başına hastalık anlamına gelmez. Ancak unutkanlık; günlük yaşamı bozuyorsa, okul başarısını düşürüyorsa, iş performansını etkiliyorsa, sosyal ilişkileri olumsuz etkiliyorsa, işte o zaman bunun altında yatan nedenleri araştırmak gerekir. Biz psikiyatristler için önemli olan unutkanlığın kişinin işlevselliğini bozup bozmadığıdır”
"Önce belleğin nasıl çalıştığını bilmeliyiz"
Unutkanlığı anlayabilmek için önce belleğin çalışma sistemini bilmek gerekiyor sanırım...
Kesinlikle öyle. Bir problemi çözebilmek için önce nasıl oluştuğunu anlamamız gerekir. Belleğimiz üç temel aşamada çalışır. İlk aşama öğrenme, ikinci aşama depolama, üçüncü aşama ise hatırlamadır. Bir bilgiyle karşılaştığımızda önce onu öğreniriz. Ardından beynimiz bu bilgiyi uygun yere kaydeder. İhtiyaç duyduğumuz anda ise yeniden çağırır. İşte bu üç aşamanın herhangi birinde yaşanan problem unutkanlık olarak karşımıza çıkar.”
"Öğrenmenin ilk şartı dikkattir"
Bir bilginin öğrenilmesi nasıl gerçekleşiyor?
“Burada en önemli kavram dikkattir. Dikkat etmediğimiz hiçbir bilgi beynimize kalıcı olarak yerleşmez. Bir konu dikkatimizi çektiğinde zihnimiz onu kısa süreli belleğe alır. Eğer dikkatimiz dağınıksa o bilgi daha en başta kaybolur. Yani aslında birçok kişi "Unuttum" diyor ama gerçekte hiç öğrenmemiş oluyor. Çünkü öğrenmenin ilk basamağı dikkat etmektir. Bu nedenle dikkat eksikliği yaşayan bireylerde unutkanlık şikâyeti çok daha sık görülüyor.”
"Bilgiler gece uykuda kalıcı hale geliyor"
Uyku ile hafıza arasında nasıl bir ilişki bulunuyor?
“Çok güçlü bir ilişki var. İnsanlar çoğu zaman bilgiyi gündüz öğrendiklerini düşünür. Aslında doğru. Ama öğrenilen bilginin kalıcı hale gelmesi gece gerçekleşir. Biz gün boyunca öğrendiğimiz bilgileri kısa süreli belleğe kaydederiz. Gece kaliteli uyku sırasında beynimiz bu bilgileri yeniden işler. Özellikle derin uyku ve REM dönemlerinde bilgiler uzun süreli hafızaya aktarılır. Bu yüzden kaliteli uyku öğrenmenin en önemli parçalarından biridir.”
"Tekrar edilen bilgi daha kalıcı oluyor"
Bilgilerin hafızada kalmasını sağlayan başka faktörler de var mı?
“Elbette. Tekrar bunların başında geliyor. Bir bilgiyi ne kadar sık tekrar edersek beynimiz onu o kadar önemli kabul ediyor. Dolayısıyla uzun süreli hafızaya kaydetme ihtimali artıyor. Bu nedenle öğrenciler için düzenli tekrar son derece önemlidir. Sadece sınavdan önce çalışmak yerine belirli aralıklarla yapılan tekrarlar öğrenmeyi güçlendirir.”
"Çocuklarda en sık başvuru nedenlerinden biri unutkanlık"
Size unutkanlık şikâyetiyle gelen çocuklar oluyor mu?
“Oldukça fazla oluyor. Ben çocuk ve ergen psikiyatristiyim. Aileler çoğunlukla çocuklarının okul başarısındaki düşüş nedeniyle başvuruyor. Aslında temel sorun çoğu zaman "öğrenememe" değil. Bilginin yeterince kaydedilememesi ya da geri çağrılamamasıdır. Bu nedenle unutkanlık çocuk ve ergen psikiyatrisinde oldukça sık karşılaştığımız belirtilerden biridir. Çünkü birçok psikiyatrik durumda dikkat, öğrenme ve hafıza birlikte etkilenebiliyor”
"Çalışma belleğimiz sınırsız değil"
Hocam, belleğin öğrenme ve depolama aşamalarını anlattınız. Peki günlük hayatta sıkça duyduğumuz "çalışma belleği" tam olarak nedir?
“Çalışma belleği, beynimizin o anda kullandığı aktif düşünme alanıdır. Sadece bilgiyi depolayan bir sistem değildir; aynı zamanda bilgileri işleyerek yeni sonuçlar üretir, karar verir ve problem çözer. Ancak çalışma belleğimizin kapasitesi sınırsız değildir. Yani aynı anda çok fazla bilgiyle ilgilenmek zorunda kaldığımızda performansı düşmeye başlar. Bunu özellikle öğrencilerde çok net görebiliyoruz. Bir öğrenci sınav sırasında yalnızca soruya odaklanırsa, beyni sahip olduğu bilgileri kolaylıkla bir araya getirerek cevabı bulabilir. Ancak aynı anda "Acaba yapabilecek miyim?", "Ya başarısız olursam?", "Sınav yetişecek mi?", "Öğretmen bana kızacak mı?" gibi düşünceler zihni meşgul ediyorsa, çalışma belleğinin önemli bir bölümü bu kaygılar tarafından işgal edilmiş olur. Dolayısıyla kişi bildiği bilgiyi bile hatırlamakta zorlanabilir.”
"Kaygı arttıkça unutkanlık da artıyor"
Yani bazen unutkanlık aslında bilgi eksikliğinden değil, kaygıdan mı kaynaklanıyor?
“Kesinlikle öyle. Biz klinikte bununla çok sık karşılaşıyoruz. Özellikle sınav dönemlerinde çocuklar ve gençler "Her şeyi biliyordum ama sınavda unuttum." diye geliyor. Aslında çoğu zaman bilgi unutulmuyor. Yoğun kaygı nedeniyle beyin o bilgiyi geri çağırmakta zorlanıyor. Çünkü zihnin çalışma kapasitesi kaygı düşünceleriyle dolmuş oluyor. Bu nedenle unutkanlık değerlendirilirken sadece hafızaya değil, kişinin duygu durumuna da bakmak gerekiyor. Depresyon, yoğun stres ve kaygı bozuklukları unutkanlığın en önemli nedenleri arasında yer alıyor”
"Teknoloji hayatı kolaylaştırıyor ama dikkati de bölüyor"
Günümüzde telefonlar, sosyal medya ve dijital ekranlar hayatımızın vazgeçilmez bir parçası oldu. Teknoloji unutkanlığa neden oluyor mu?
“Teknolojinin kendisi değil, yanlış kullanımı unutkanlığa zemin hazırlıyor. Teknoloji hayatımızı kolaylaştıran çok önemli bir araçtır. Ancak sürekli telefonla ilgilenmek, sosyal medyada zaman geçirmek ve aralıksız bildirimlere maruz kalmak dikkati ciddi şekilde bozuyor. Telefon elimizdeyken beynimiz hiçbir zaman tek bir konuya odaklanamıyor. Bir yandan gelen mesajları düşünüyoruz. Bir yandan sosyal medya bildirimlerini bekliyoruz. Bir yandan başka bir uygulamaya geçiyoruz. Bu durum çalışma belleğini sürekli meşgul ediyor. Dolayısıyla yeni bilgi öğrenmek de zorlaşıyor.”
"Dikkat bölünürse öğrenme gerçekleşmez"
Yani unutkanlığın temelinde aslında dikkat problemi mi yatıyor?
“Çok büyük oranda evet. Çünkü dikkat etmediğimiz bir bilgiyi öğrenmemiz mümkün değildir. İnsanlar çoğu zaman "Unuttum." diyor. Oysa gerçekte bilgi hiç öğrenilmemiş oluyor. Beyin önce dikkati toplar. Sonra bilgiyi kısa süreli belleğe alır. Ardından uygun şartlar oluşursa uzun süreli hafızaya kaydeder. Bu zincirin ilk halkası dikkattir. Dikkat bozulduğu anda diğer aşamalar da sağlıklı işlememeye başlar”
"Sosyal medya dikkat süresini azaltıyor"
Sosyal medya kullanımının özellikle çocuklar üzerindeki etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?
“Bugün en önemli sorunlardan biri dikkat süresinin giderek kısalmasıdır. Özellikle kısa videolar, sürekli değişen içerikler ve hızlı ekran geçişleri beyni sürekli yeni uyaranlara alıştırıyor. Bu nedenle çocuk uzun süre aynı konuya odaklanmakta zorlanıyor. Kitap okumak, ders çalışmak ya da uzun süre dikkat gerektiren bir işle uğraşmak giderek güçleşiyor. Sonuç olarak öğrenme zorlaşıyor. Öğrenme zorlaşınca da unutkanlık şikâyetleri artıyor.”
"Kaliteli uyku hafızanın temelidir"
Uyku neden bu kadar önemli?
“Çünkü beynimiz gün içinde öğrendiği bilgileri gece düzenliyor. Kaliteli uyku olmazsa bu işlem sağlıklı gerçekleşmiyor. Özellikle geç saatlere kadar telefonla vakit geçirmek, düzensiz uyumak veya sık sık uyanmak hafıza üzerinde olumsuz etki oluşturuyor. Derin uyku ve REM dönemleri yeterince yaşanamazsa öğrenilen bilgiler uzun süreli hafızaya aktarılamıyor. Bu nedenle ertesi gün kişi "Ben bunu biliyordum ama hatırlayamıyorum." diyebiliyor.”
"Uyku eksikliği okul başarısını da düşürüyor"
Çocuklarda düzensiz uyku okul başarısını da etkiliyor mu?
“Kesinlikle etkiliyor. Çünkü kaliteli uyku yalnızca dinlenmek değildir. Aynı zamanda beynin öğrendiklerini düzenleme sürecidir. Gece geç saatlere kadar telefon kullanan çocukların ertesi gün dikkatleri azalıyor. Yeni bilgi öğrenmeleri zorlaşıyor. Öğrendiklerini hatırlamakta güçlük çekiyorlar. Bu da doğrudan okul başarısına yansıyor”
"Unutkanlığın tek nedeni hafıza değildir"
Son olarak unutkanlık yaşayan herkes hafızasında sorun olduğunu düşünmeli mi?
“Hayır. Unutkanlık tek başına hafıza hastalığı anlamına gelmez. Bazen dikkat eksikliği, bazen yoğun kaygı, bazen depresyon, bazen stres, bazen de yalnızca uykusuzluk nedeniyle ortaya çıkabilir. Bu yüzden unutkanlığı değerlendirirken kişiyi bütüncül ele almak gerekir. Asıl amaç sadece "Neyi unuttu?" sorusunu sormak değil; "Neden unutuyor?" sorusunun cevabını bulmaktır”
"Unutkanlık kader değildir"
Hocam, unutkanlık yaşayan vatandaşlar "Artık hafızam eskisi gibi değil." diyerek endişelenebiliyor. Unutkanlığı azaltmak mümkün mü?
“Elbette mümkün. Öncelikle unutkanlığın her zaman bir hastalık olmadığını kabul etmek gerekiyor. Az önce de konuştuğumuz gibi unutmak, beynimizin doğal işleyişinin bir parçasıdır. Ancak unutkanlık günlük yaşamımızı, okul başarımızı ya da iş performansımızı olumsuz etkilemeye başladıysa bunu ciddiye almak gerekir. Böyle durumlarda kişinin öncelikle dikkatini, uyku düzenini, stres düzeyini ve ruhsal durumunu değerlendirmesi önemlidir. Çünkü unutkanlığın altında dikkat dağınıklığı, yoğun kaygı, depresyon ya da başka psikiyatrik nedenler bulunabilir. Bu nedenle sadece hafızaya odaklanmak yerine, unutkanlığa yol açan nedenleri ortaya koymak gerekir”
"Kaliteli uyku hafızanın en güçlü ilacıdır"
Hafızayı güçlendirmek isteyenlerin ilk olarak nelere dikkat etmesi gerekiyor?
“Bence ilk sıraya kaliteli uykuyu koymak gerekir. Çünkü beynimiz gün boyunca öğrendiği bilgileri gece düzenler. Eğer yeterli ve kaliteli uyuyamazsak, öğrendiğimiz bilgilerin uzun süreli hafızaya aktarılması sağlıklı gerçekleşmez. Bu nedenle özellikle çocukların ve gençlerin geç saatlere kadar telefon ya da tablet kullanmaması gerekiyor. En az 7 saat kaliteli uyku, hafızanın sağlıklı çalışması açısından oldukça önemlidir. Uyku sadece dinlenmek değildir; aynı zamanda beynin kendini yenilediği ve öğrendiklerini kalıcı hale getirdiği bir süreçtir”
"Egzersiz sadece bedeni değil, beyni de güçlendiriyor"
Sporun unutkanlık üzerinde etkisi var mı?
“Kesinlikle var. Düzenli egzersiz yalnızca fiziksel sağlığı değil, beyin sağlığını da olumlu yönde etkiliyor. Haftada yaklaşık 2,5-3 saat, yani günde ortalama 20-30 dakikalık orta tempolu yürüyüş veya egzersiz, beynin kan dolaşımını artırıyor. Beyne daha fazla oksijen ve kan gitmesi, zihinsel performansın yükselmesine katkı sağlıyor. Ayrıca egzersiz stres hormonlarını azaltıyor. Stres azaldığında dikkat artıyor. Dikkat arttığında öğrenme kolaylaşıyor. Öğrenme kolaylaştığında da unutkanlık azalıyor. Yani spor, hafızayı dolaylı olarak güçlendiren en önemli alışkanlıklardan biridir”
"Telefon değil, kitap zihni geliştiriyor"
Teknolojinin yoğun kullanımı yerine vatandaşlara ne önerirsiniz?
“Bugün maalesef insanlar boş vakitlerinin büyük bölümünü telefon ekranında geçiriyor. Sürekli sosyal medya akışını takip etmek, kısa videolar izlemek ya da bildirimleri kontrol etmek dikkat süresini azaltıyor. Bu durum özellikle çocuklarda ve gençlerde belirgin şekilde görülüyor. Bunun yerine kitap okumak çok daha faydalıdır. Kitap okumak dikkati uzun süre aynı noktada tutmayı öğretir. Beyni düşünmeye, yorum yapmaya ve hayal kurmaya yönlendirir. Dolayısıyla hafızanın gelişmesine de katkı sağlar”
"Satranç gibi zihni çalıştıran oyunlar önemli"
Beyni aktif tutmak için başka neler yapılabilir?
“Zihni çalıştıran aktiviteler oldukça önemlidir. Örneğin satranç gibi planlama ve strateji gerektiren oyunlar dikkat süresini artırır. Aynı zamanda problem çözme becerisini geliştirir. Beyin ne kadar aktif kullanılırsa öğrenme kapasitesi de o kadar artar. Bu nedenle sadece çocukların değil, yetişkinlerin de zihni sürekli çalıştıracak etkinliklere zaman ayırmasını öneriyoruz”
"Stresi yönetmek hafızayı koruyor"
Yoğun stres yaşayan bireylere ne tavsiye edersiniz?
“Stres yönetimi unutkanlığın önlenmesinde çok önemli bir yere sahip. Yoğun kaygı yaşayan kişiler dikkatlerini toplamakta zorlanıyor. Çalışma belleği sürekli kaygılarla meşgul olduğu için yeni bilgi öğrenmek de zorlaşıyor. Bu nedenle düzenli egzersiz yapmak, kaliteli uyumak, sosyal yaşamı sürdürmek ve gerektiğinde profesyonel destek almak büyük önem taşıyor. Kişi stresini yönetebildiğinde zihni de çok daha sağlıklı çalışıyor.”
"Her unutkanlık için ilaç gerekmez"
Unutkanlık yaşayan herkes ilaç kullanmalı mı?
“Hayır. Öncelikle unutkanlığın nedenini belirlemek gerekir. Bazen yaşam tarzındaki küçük değişiklikler bile önemli düzelmeler sağlayabiliyor. Uyku düzeninin sağlanması, dikkat dağıtıcı unsurların azaltılması, düzenli egzersiz yapılması ve kitap okuma alışkanlığının kazanılması birçok kişide olumlu sonuç verebilir. Eğer unutkanlığın altında depresyon, dikkat eksikliği, anksiyete ya da başka bir psikiyatrik durum varsa, o zaman buna yönelik tedaviler planlanır. Dolayısıyla tedavi kişiye özel olmalıdır”
"Vatandaşlara son mesajınız ne olur?"
Son olarak okuyucularımıza neler söylemek istersiniz?
“Öncelikle unutkanlıktan korkmamak gerekiyor. Çünkü unutmak insan beyninin doğal bir özelliğidir. Ancak unutkanlık günlük yaşamı zorlaştırmaya başlamışsa bunu görmezden gelmemek gerekir. Erken dönemde destek almak hem sorunun nedenini ortaya çıkarır hem de çözüm sürecini kolaylaştırır. Bunun yanında sağlıklı bir yaşam tarzı hafızanın en büyük destekçisidir. Kaliteli uyku uyumak, düzenli egzersiz yapmak, kitap okumak, dikkati geliştiren aktivitelerle ilgilenmek ve teknolojiyi bilinçli kullanmak hem çocukların hem de yetişkinlerin zihinsel performansını artıracaktır. Unutmayalım ki güçlü bir hafıza yalnızca beynimizin değil, yaşam alışkanlıklarımızın da bir ürünüdür”