DİYARBAKIR HABER- Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Vahap Coşkun ile Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Rüstem Erkan, yaklaşık 19 aydır devam eden sürecin geldiği aşamayı değerlendirdi. Sürecin önemli bir aşamaya ulaştığını belirten akademisyenler, Meclis’te beklenen yasal düzenlemelerin gecikmesinin toplumdaki kaygıları artırdığını ifade ederken, sürecin başarıyla sonuçlandırılmasının Türkiye’nin demokratikleşmesi ve toplumsal barışı açısından hayati önemde olduğuna dikkat çekti.
19 Aylık süreçte önemli eşikler aşıldı, gözler yeni yasal düzenlemelere çevrildi
Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Vahap Coşkun, yaklaşık 19 aydır devam eden süreçte önemli aşamaların geride bırakıldığını belirterek, örgütün kendisini feshetmesi, silah bırakma sürecinin başlaması, sembolik silah yakma törenlerinin gerçekleştirilmesi ve Türkiye sınırları dışına çekilme sürecinin önemli gelişmeler olduğunu söyledi.
Bu gelişmelerin ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde oluşturulan komisyonun çalışmalarını tamamladığını ifade eden Coşkun, bir ya da iki parti dışında Meclis’teki tüm siyasi partilerin komisyon çalışmalarına katıldığını, hazırlanan raporun ise geniş bir uzlaşıyla kabul edildiğini belirtti.
Komisyon raporunda iki kritik başlık öne çıktı: Yasal düzenleme ve fiili adımlar
Şubat ayında yayımlanan raporda iki temel başlığın öne çıktığını belirten Coşkun, ilk olarak silah bırakma sürecinin tamamlanmasını sağlayacak özel bir yasal düzenlemeye ihtiyaç duyulduğunun vurgulandığını söyledi.
İkinci başlığın ise herhangi bir yasal düzenlemeye gerek duyulmadan atılabilecek bazı adımlarla ilgili olduğunu belirten Coşkun, özellikle mahkeme kararlarının uygulanması, hasta hükümlü ve tutuklularla ilgili iyileştirmelerin yapılması ve bazı hukuki sorunların çözülmesi konusunda siyasi partiler arasında önemli ölçüde mutabakat sağlandığını ifade etti.
Şubat ayından bu yana somut adım atılmaması sürece ilişkin soru işaretlerini artırdı
Aradan geçen dört aylık süreye rağmen henüz somut bir adımın atılmadığına dikkat çeken Doç. Dr. Vahap Coşkun, buna rağmen kulislerde hazırlıkların sürdüğüne ilişkin işaretlerin bulunduğunu söyledi. Hem hükümet kanadından hem de DEM Parti yöneticilerinden gelen açıklamalarda, 8 ila 9 maddeden oluşan bir yasal düzenlemenin önümüzdeki dönemde Meclis gündemine gelebileceğinin ifade edildiğini belirten Coşkun, asıl merak edilen konunun düzenlemenin ne zaman yasalaşacağı olduğunu dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Meclis Başkanı Kurtulmuş’un açıklamaları beklentileri güçlendirdi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son grup toplantılarında parlamentonun ve hükümetin üzerine düşen sorumlulukları yerine getireceğini ifade ettiğini hatırlatan Coşkun, “Artık zaman kaybetmeye tahammülümüz yok” şeklindeki mesajların sürece ilişkin beklentileri artırdığını söyledi.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un DEM Parti İmralı Heyeti ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından da Meclis tatile girmeden önce yasal düzenlemenin çıkarılması gerektiği yönündeki görüşlerin paylaşıldığını belirten Coşkun, kendisinin de bu yönde bir beklenti taşıdığını ifade etti.
“Yasal düzenleme sürecin tamamen hukuki zemine oturmasını sağlayacak”
Doç. Dr. Coşkun, beklenen yasanın çıkmasının yalnızca teknik bir düzenleme olmayacağını, aynı zamanda sürecin hukuki bir çerçeveye kavuşması açısından da büyük önem taşıdığını söyledi. Toplumun sürece genel anlamda destek verdiğini ifade eden Coşkun, buna rağmen atılması gereken adımların gecikmesinin toplumda bazı kaygılar yarattığını belirtti. Yasanın çıkması halinde sürece duyulan güvenin daha da artacağını kaydeden Coşkun, toplumsal desteğin güçlenmesinin sürecin başarısı açısından kritik önemde olduğunu vurguladı.
Yasal düzenleme beklenmeden atılabilecek idari ve siyasi adımlar bulunuyor
Sürecin sadece yasal düzenlemelerle sınırlı olmadığını belirten Coşkun, hükümet tarafından herhangi bir yasa değişikliğine gerek duyulmadan hayata geçirilebilecek bazı uygulamaların da bulunduğunu söyledi.
Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması, hasta hükümlü ve tutukluların koşullarının iyileştirilmesi, infaz süreleri dolmasına rağmen cezaevinde kalmaya devam eden kişilere ilişkin sorunların giderilmesi gibi başlıkların bunlar arasında yer aldığını ifade eden Coşkun, bu tür adımların toplumdaki kuşkuları azaltacağını dile getirdi.
“Bu tür süreçlerde başarıdan başka bir seçenek düşünülmemeli”
Dünya deneyimleri ve Türkiye’nin geçmiş tecrübelerinin bu tür süreçlerin başarıyla sonuçlandırılması gerektiğini gösterdiğini ifade eden Coşkun, süreçlerin başarısızlıkla sonuçlanması halinde ortaya çıkan maliyetlerin çok daha ağır olduğunu söyledi.
2013-2015 dönemindeki süreci hatırlatan Coşkun, o dönemde umutların yükseldiğini ancak sürecin sona ermesinin ardından Türkiye’de siyasi alanın daraldığını ve hukuki güvenlik konusunda ciddi sorunlar yaşandığını belirtti. Bu nedenle mevcut süreçte tüm tarafların sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Coşkun, toplumun farklı kesimlerinin hassasiyetlerini dikkate alan yapıcı bir dilin benimsenmesinin önemine dikkat çekti.
Prof. Dr. Erkan: “Süreç devam ediyor ancak beklenen hızda ilerlemiyor”
Dicle Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Rüstem Erkan ise sürecin tamamen sona ermediğini, aksine güçlü bir siyasi iradenin bulunduğunu ancak ilerleme hızının beklentilerin gerisinde kaldığını söyledi. Geçen yıl daha hızlı adımlar atıldığını belirten Erkan, silah bırakma ve benzeri gelişmelerin kamuoyunda olumlu karşılandığını ancak son dönemde beklenen ivmenin kaybedildiğini ifade etti.
Bayram sonralarına işaret edildi, Ancak beklenen adımlar henüz gelmedi
Kamuoyunda Ramazan Bayramı sonrasına ilişkin beklentiler oluştuğunu hatırlatan Erkan, daha sonra Kurban Bayramı sonrasının işaret edildiğini ancak şu ana kadar somut gelişmelerin görülmediğini söyledi. TBMM’nin yeni bir karar alınmaması halinde 1 Temmuz’da tatile gireceğini belirten Erkan, Meclis tatiline kadar düzenlemelerin yetişmesinin zor göründüğünü, sürecin tatil sonrasına sarkabileceğini ifade etti.
“Karşılıklı beklentilerin eş zamanlı karşılanması süreci hızlandıracaktır”
Prof. Dr. Erkan, sürecin yavaşlamasında tarafların birbirlerinden beklediği adımların etkili olduğunu söyledi. Örgütün attığı adımların devlet tarafından teyit edilmesinin beklendiğini belirten Erkan, aynı zamanda siyasi partiler tarafından dile getirilen yasal düzenleme taleplerinin de karşılanması gerektiğini ifade etti. Bir çerçeve yasanın çıkarılmasının sürece hız kazandıracağını söyleyen Erkan, özellikle dönüş yapacak kişilerin hukuki durumlarını önceden görebilmelerinin önem taşıdığını vurguladı.
“Eski çatışmalı döneme dönüş beklemiyorum, ancak sürecin seçim atmosferine taşınması sakıncalı olabilir”
Silahlı çatışma dönemine geri dönüş ihtimalinin düşük olduğunu belirten Prof. Dr. Rüstem Erkan, dünya konjonktürünün de silahlı yapıların tasfiye edildiği bir döneme işaret ettiğini söyledi. Sürecin seçim dönemine bırakılmasının farklı tartışmalara yol açabileceğini belirten Erkan, bunun toplum nezdinde sürecin seçim malzemesi olarak algılanmasına neden olabileceğini ifade etti.
“2026 yılı içerisinde tüm belirsizliklerin ortadan kaldırılması gerekiyor”
Meclis’te geniş bir destek zemininin bulunduğunu belirten Erkan, birkaç parti dışında sürece yönelik ciddi bir siyasi itiraz görünmediğini söyledi. Sürecin yavaş işlemesinin toplumdaki tedirginliği artırdığını belirten Erkan, geçmişte yaşanan tecrübelerin insanlarda endişe yarattığını ancak bu kez benzer bir tablonun ortaya çıkacağını düşünmediğini kaydetti. Prof. Dr. Erkan, 2026 yılı içerisinde yasal düzenlemelerin, cezaevlerindeki durumların, yargı süreçlerinin ve Türkiye dışından dönüşlerle ilgili konuların netleştirilmesinin sürecin sağlıklı ilerlemesi açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.