DİYARBAKIR HABER- Diyarbakır son yıllarda tekstil yatırımlarıyla adından söz ettiren şehirlerin başında geliyor. Organize Sanayi Bölgesi ve Tekstil Kent bünyesinde faaliyet gösteren onlarca fabrikanın üretim yaptığı kentte sektör, ekonomik dalgalanmalar ve küresel rekabete rağmen ayakta kalmaya çalışıyor. Güneydoğu Tekstil İş İnsanları Derneği (GÜNTİAD) Başkanı Şeref Gökçe, Diyarbakır’daki tekstil sektörünün geçmişten bugüne uzanan serüvenini, yaşanan sorunları ve geleceğe dair beklentilerini anlattı.

“Diyarbakır tekstille aslında yıllar önce tanıştı”
Diyarbakır tekstille ne zaman tanıştı?
“Aslında Diyarbakır tekstille yeni tanışmış bir şehir değil. 2000’li yıllarda bile burada pamuktan ipliğe, iplikten boyahaneye, boyahaneden konfeksiyona kadar tüm süreçleri kapsayan entegre bir tekstil tesisi vardı. Ancak zaman içerisinde yaşanan çeşitli ekonomik ve yapısal sorunlar nedeniyle bu tesis faaliyetlerini sürdüremedi ve kapandı. Sonrasında kentte daha küçük ölçekli atölyeler faaliyet göstermeye başladı”
“Atölyeler 2014’ten sonra fabrikalara dönüştü”
Bugünkü tekstil yapısı nasıl oluştu?
“Özellikle 2014-2015 yıllarından sonra atölyeler fabrikalara dönüşmeye başladı. Bu süreçte Ünteks ve Jiber gibi önemli firmalar sektöre ciddi katkılar sundu. Jiber bölgemizin en güçlü markalarından biri haline geldi. Hem Orta Doğu hem de Avrupa pazarlarında önemli bir konuma ulaştı. 2019 yılında Tekstil Kent projesi gündeme geldi ve 2020’de temeller atıldı. Bugün Tekstil Kent içerisinde 93 fabrika bulunuyor. Bunların yaklaşık 74’ü aktif üretim yapıyor. Geri kalan fabrikalar ise son dönemde yaşanan ekonomik sıkıntılar nedeniyle faaliyetlerini durdurdu”
“Önümüzdeki 4-5 ayı görebiliyoruz”
Diyarbakır tekstil sektörünün mevcut durumu nasıl?
“Yaklaşık 7-8 ay öncesine kadar birçok işletme ciddi sıkıntılar yaşadı. Ancak son 5-6 aydır hem fason üretim yapan hem de kendi üretimini gerçekleştiren fabrikalarımızda hareketlilik var. Şu an işlerimiz var ancak bu hareketliliğin kalıcı olup olmayacağını henüz bilmiyoruz. Avrupa ekonomisindeki toparlanmanın mı yoksa küresel gelişmelerin mi etkili olduğunu net olarak göremiyoruz. Şu anda sektör olarak önümüzdeki 4-5 ayı görebiliyoruz ama sonrasına dair net bir öngörüde bulunmak zor”
“Mısır ile aramızda bin dolarlık maliyet farkı var”
Mısır ve Uzak Doğu rekabeti devam ediyor mu?
“Elbette devam ediyor. Türkiye’de bir çalışanın ortalama maliyeti 1.200 dolar seviyelerinde. Mısır’da ise bu rakam yaklaşık 200 dolar. Arada çok ciddi bir fark var. Avrupa ve Amerika’daki markaların Mısır’ı tercih etmesinin temel nedeni de bu maliyet avantajı. Ancak Mısır’da henüz tekstil kültürü ve üretim sistemi tam anlamıyla oturmuş değil. Eğer önümüzdeki birkaç yıl içerisinde bunu başarabilirlerse Türkiye açısından daha ciddi bir rekabet oluşabilir”
“Türkiye tekstili hiçbir zaman bitmez”
Bu durum Türkiye tekstili için tehdit oluşturuyor mu?
“Tehdit oluşturuyor ancak Türkiye tekstili hiçbir zaman bitmez. Çünkü bizim oturmuş bir üretim sistemimiz ve tecrübemiz var. Avrupa’nın vazgeçemediği en önemli avantajımız hızlı teslimat. Avrupa’da tasarlanan bir ürünü çok kısa sürede üretip teslim edebiliyoruz. Bu da bizi rakiplerimizden ayıran önemli bir avantaj”

“Markalaşmak uzun bir yolculuktur”
Diyarbakır’da neden daha fazla marka çıkmıyor?
“Markalaşmak sanıldığı kadar kolay değil. Ciddi bir ekonomik güç, güçlü bir altyapı ve uzun vadeli planlama gerekiyor. Bir markanın oluşması yıllar alıyor. Bugün teknoloji ve sosyal medya sayesinde süreçler hızlandı ama yine de markalaşma için en az 5 yıllık bir çalışma gerekiyor. Maddi imkanlar, insan kaynağı ve kurumsal yapı bir araya gelmeden markalaşmak mümkün olmuyor”
“Sosyal medya ve teknoloji yatırımı şart”
Firmalar teknoloji ve dijital pazarlamayı yeterince kullanabiliyor mu?
“Bu da yine ekonomik güce bağlı. Sosyal medya uzmanı çalıştırmak, dijital altyapı oluşturmak, profesyonel ekiplerle çalışmak gerekiyor. Bunların hepsi maliyet. Firmalarımız bu konuda çaba gösteriyor ama süreç zaman istiyor. Dijitalleşme ve markalaşma için daha fazla yatırım yapılması gerekiyor”
“Devlet desteği önemli ama daha fazlasına ihtiyaç var”
Devlet destekleri yeterli oluyor mu?
“Şu anda çalışan başına yaklaşık 3 bin 500 liralık bir destek sağlanıyor. Bu gerçekten önemli bir katkı. Özellikle sigorta maliyetlerinde işletmelere nefes aldırıyor. Bu destek sayesinde birçok işletme daha fazla personel istihdam edebiliyor. Ancak bizim beklentimiz sadece destek değil. İş insanlarımızın da kendilerini geliştirmesi, eğitimlere önem vermesi ve markalaşma konusunda daha cesur adımlar atması gerekiyor”

“E-ticaret komisyonları üreticiyi zorluyor”
E-ticaret platformlarının komisyonları sektör için sorun oluşturuyor mu?
“Evet oluşturuyor. Üretici bir ürününü satışa sunduğunda yüzde 20’ye varan komisyonlarla karşılaşabiliyor. Bu oranların düşürülmesi gerekiyor. Eğer üreticiye özel yüzde 2-3 seviyelerinde komisyonlar uygulanırsa hem satışlar artar hem de markalaşma süreci hızlanır. Bu konuda çeşitli girişimlerimiz oldu ancak şu ana kadar istediğimiz sonucu alamadık”
“Diyarbakır tekstili gelecekte çok daha güçlü olabilir”
Diyarbakır tekstilini 5 yıl sonra nerede görüyorsunuz?
“Tekstil sektörü öngörülmesi zor bir sektör. Çünkü ekonomi, savaşlar, küresel ticaret ve hammadde fiyatları doğrudan etkiliyor. Ancak şuna inanıyorum; eğer üreticilerimiz markalaşma konusunda adım atarsa Diyarbakır çok daha güçlü bir konuma gelebilir. Bugün küçük başlayan bir marka yarın uluslararası bir marka olabilir”
“Bir İtalya neden Diyarbakır’dan çıkmasın?”
Sektöre ve üreticilere vermek istediğiniz mesaj nedir?
“Bence herkes bir yerden başlamalı. İlk etapta para kazanamayabiliriz. Bir yıl, iki yıl hatta üç yıl beklemek gerekebilir. Ama uzun vadeli düşünür ve kendi markalarımızı oluşturursak çok farklı bir noktaya ulaşabiliriz. Avrupa’daki büyük markalar da bir günde oluşmadı. Marka güven, kalite ve sabır demektir. Diyarbakır’ın da kendi markalarını çıkarabilecek potansiyeli var. Neden bir İtalya olmayalım? Bu hayal değil. Yeter ki cesaret edelim ve ilk adımı atalım”
“Tekstilde eleman sorunu değil, eğitim sorunu var”
Sektörde eleman sıkıntısı yaşanıyor mu?
“Aslında eleman sıkıntısından çok eğitim sorunu yaşıyoruz. Kalifiye personel yetiştirmemiz gerekiyor. Üniversiteler, meslek liseleri ve sektör iş birliği içerisinde çalışırsa bu sorunu çözebiliriz. İnsanlara tekstilin geleceği olan bir sektör olduğunu anlatmamız gerekiyor”
“Müzik işçinin motivasyonunu artırıyor”
Fabrikalarda neden sürekli müzik çalıyor?
“Çünkü insanlar saatlerce makine başında çalışıyor. Müzik çalışanların motivasyonunu artırıyor ve işlerine odaklanmalarını kolaylaştırıyor. Biz buna biraz da ‘müzik ruhun gıdasıdır’ diye bakıyoruz. Çalışanlarımız müzik sayesinde hem daha rahat hissediyor hem de işlerine daha iyi konsantre oluyor. Bu nedenle fabrikalarda müzik artık üretim kültürünün bir parçası haline gelmiş durumda”





