DİYARBAKIR HABER- Diyarbakır, binlerce yıllık geçmişiyle yalnızca bir şehir değil, aynı zamanda medeniyetlerin kesişim noktası olarak öne çıkıyor.
Tarih boyunca farklı isimlerle anılan bu kadim kent, günümüzde de isim tartışmalarıyla gündeme gelmeye devam ediyor. Dicle Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Doç. Dr. Oktay Bozan, şehrin isim serüvenini, tarihsel kaynaklar ışığında değerlendirdi.
Hocam, son dönemlerde Diyarbakır’ın adı yeniden gündemde. Bir tarihçi olarak bu tartışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Aslında içinde yaşadığımız şehir tek katmanlı değil. Diyarbakır dediğimiz yer, tarih boyunca farklı isimlerle anılmış çok katmanlı bir yapıya sahip. Bu katmanlara baktığımızda Amid, Diyarbekir ve günümüzde Diyarbakır isimleri karşımıza çıkıyor. Bu isimlerin her biri farklı dönemlerin izlerini taşıyor.
Diyarbakır’ın bilinen en eski adı nedir?
Bilinen en eski isim “Amid”tir. Bu isim ilk defa milattan önce 1300’lü yıllarda Asur kaynaklarında geçiyor. Asurların bir kılıç kabzasında “Amid” ifadesine rastlıyoruz. Zamanla Amiddu ve Amidi gibi farklı kullanımları da olmuş. Daha sonra Roma ve Bizans kaynaklarında bu isim “Amida” olarak karşımıza çıkıyor. Yani bu isim, çok uzun bir tarihsel sürekliliğe sahip.
“Amid” isminin anlamı hakkında net bir bilgi var mı?
Hayır, bu konuda kesin ve bilimsel bir görüş yok. Farklı yorumlar var ama bunlar net değil. Kimi “sığınak”, kimi “sınır bölgesi” anlamına geldiğini söylüyor. Bazıları bir kabileye dayandırıyor, bazıları ise dini figürlerle ilişkilendiriyor.
Ama açık konuşmak gerekirse, bu kelimenin kesin anlamını bildiğimizi söylemek ilmi olmaz.
Peki “Diyarbekir” ismi ne zaman ortaya çıkıyor?
8. yüzyıldan itibaren “Diyarbekir” ismi kullanılmaya başlanıyor. Bu isim, Arapların Bekir bin Vail kabilesine dayanır. Yani “Bekir kabilesinin yurdu” anlamına geliyor. Ancak burada önemli bir ayrım var: Diyarbekir sadece bugünkü Diyarbakır şehir merkezini ifade etmiyordu. Çok geniş bir coğrafyayı kapsıyordu. Mardin, Nusaybin, Hasankeyf, Siirt ve Palu’ya kadar uzanan büyük bir bölgenin adıydı.
Osmanlı döneminde bu isimler nasıl kullanıldı?
Osmanlı kayıtlarında önemli bir ayrım var. Şehir merkezinden bahsederken “Amid”, bölgeden bahsederken ise “Diyarbekir” kullanılıyor.
Yani Amid şehir merkezidir, Diyarbekir ise eyalet ya da bölgedir. Bu ayrımı bilmeden yapılan tartışmalar kafa karışıklığına yol açıyor.
“Kara Amid” ifadesi nereden geliyor?
Bu ifade özellikle Orta Çağ’da ve Osmanlı döneminde sıkça kullanılıyor. Diyarbakır’ın siyah bazalt taşından yapılan surlarından dolayı şehir “Kara Amid” olarak anılıyor.
Evliya Çelebi de seyahatnamesinde Diyarbakır’dan “Kara Amid” diye bahseder ve övgüyle anlatır.
Farklı toplumların Diyarbakır’a farklı isimler vermesi ne anlama geliyor?
Bu aslında Diyarbakır’ın ne kadar önemli bir merkez olduğunu gösteriyor. Süryaniler, Ermeniler ve diğer topluluklar bu şehri kendi tarihleriyle ilişkilendirmek istemiştir. Bu da Diyarbakır’ın bir cazibe merkezi olduğunu ve çok güçlü bir tarihsel derinliğe sahip olduğunu ortaya koyuyor.
Günümüzde “Amid”, “Amed” ve “Diyarbakır” tartışmaları hakkında ne düşünüyorsunuz?
Burada yapılan en büyük hata, bu isimleri birbirinin alternatifi gibi görmek. Oysa bu doğru değil.
Amid şehir merkezidir, Diyarbekir bölgedir. Diyarbakır ise modern dönemde kullanılan isimdir.
Dolayısıyla bu isimleri birbirine karşı konumlandırmak yerine, hepsini tarihsel bağlamı içinde değerlendirmek gerekir.
Diyarbakır isminin değişimi hakkında ne söylemek istersiniz?
1937 yılında “Diyarbekir” ismi “Diyarbakır” olarak değiştirildi. Bu değişim, o dönemin politikalarıyla ilgilidir. Açıkçası eski ismin korunması daha doğru olurdu. Çünkü Diyarbekir daha kapsayıcı ve tarihsel bir anlam taşıyor.
Bu tartışmalara çözüm öneriniz nedir?
Benim önerim şu:
Sur ilçesi tarihsel adıyla “Amid” veya “Amed” olarak anılabilir. Ama şehrin genel adı “Diyarbekir” olarak korunabilir.
Bu yaklaşım hem tarihle barışık olur hem de farklı kesimlerin hassasiyetlerini gözetir.
Son olarak Diyarbakır’ı nasıl tanımlarsınız?
Diyarbakır bir ağaç gibidir. Amid bu ağacın kökü, Diyarbekir gövdesi,
Diyarbakır ise dallarıdır. Biz bugün o ağacın gölgesinde yaşıyoruz. Tarihimize ne kadar sahip çıkarsak, o kadar güçlü oluruz.
Diyarbakır’ın isimleri üzerinden yürütülen tartışmalar, aslında kentin binlerce yıllık hafızasının bir yansıması olarak öne çıkıyor. Doç. Dr. Oktay Bozan’ın da ifade ettiği gibi, bu isimler bir çatışmanın değil, zengin bir tarihsel mirasın parçaları.