DİYARBAKIR HABER - Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonu (TESK) Başkan Vekili ve Diyarbakır Esnaf ve Sanatkârlar Odası (DESOB) Başkanı Alican Ebedinoğlu, PKK’nın silah bırakmasıyla başlayan yeni süreci tarihi bir dönüm noktası olarak değerlendirdi. Bölgenin 40 yılı aşkın süredir çatışmalarla anıldığını hatırlatan Ebedinoğlu, “Cumhuriyet tarihinin en derin yarası kapanıyor. Bu adım sadece bölge halkı için değil, Türkiye'nin tamamı için umut kaynağıdır,” dedi.
“Esnaf artık huzurla dükkân açıyor”
Geçmişte yaşanan çatışmalı süreçlerin esnaf üzerindeki yıkıcı etkilerini anlatan Ebedinoğlu, özellikle Sur ilçesinde yaşanan kepenk kapatma olaylarını ve güvenlik endişesiyle günlerce açılmayan dükkânları hatırlattı. Ebedinoğlu, “Bugün ise aynı sokaklarda, tarihi Hasanpaşa Hanı’nda esnafımız güler yüzle müşterisini karşılıyor. Yerli ve yabancı turistlerle dolan sokaklar, bu huzur ortamının en güzel göstergesidir” diye konuştu.
“Çatışmalar kalkınmanın önündeki en büyük engeldi”
Diyarbakır’ın kalkınmasının önünde en büyük engelin güvenlik sorunu olduğuna dikkat çeken Ebedinoğlu, “Sermaye ürkektir. Hiçbir yatırımcı huzurun olmadığı bir yere para yatırmaz. Bu yüzden çatışmalar, sadece insanların hayatını değil, bölgenin geleceğini de gasp etti. Bugün bu ortamın değiştiğini görüyoruz ve bunun yansımaları şimdiden hissediliyor” ifadelerini kullandı.
“Diyarbakır yatırımın yeni adresi olabilir”
Barış atmosferinin yatırımcıyı harekete geçirdiğini söyleyen Ebedinoğlu, Karacadağ Organize Sanayi Bölgesi’nde yer kalmadığını belirtti. İstanbul, İzmir ve yurt dışından birçok yatırımcının kendilerini aradığını vurgulayan Ebedinoğlu, “Diyarbakır’da yatırım yapmak isteyen çok sayıda sanayiciyle görüşüyoruz. Yer arıyorlar, fizibilite yapıyorlar. Bu ilgi bile barış ortamının ne kadar kıymetli olduğunu ortaya koyuyor,” dedi.
Turizmde dikkat çekici hareketlilik
Barış ortamının sadece sanayiyi değil, turizmi de canlandırdığını ifade eden Ebedinoğlu, son bir yıldır Diyarbakır otellerinin neredeyse yüzde 100 doluluk oranına ulaştığını belirtti. “Şehirde adım atacak yer kalmadı. Sokaklarda turistlerle karşılaşmak sıradanlaştı. Bu durum sadece otel işletmecilerine değil, lokantacıdan taksiciye kadar herkese kazanç sağlıyor” dedi.
Silvan Barajı: Yeni bir Çukurova’nın kapısı
Ebedinoğlu’nun en çok önem verdiği projelerin başında ise yıllardır tamamlanması beklenen Silvan Barajı geliyor. Projenin sadece Diyarbakır için değil, Batman ve çevre iller için de hayati olduğunu vurgulayan Ebedinoğlu, “Şu anda Diyarbakır Ovası’nın sadece yüzde 20’si sulanabiliyor. Baraj tamamlandığında bu oran artacak ve ovada yılda iki ürün alınabilecek. Burası Türkiye’nin ikinci Çukurova’sı olacak” dedi.
Silvan Barajı'nın yaklaşık 400 bin kişiye doğrudan istihdam sağlayacağını belirten Ebedinoğlu, bu gelişmenin göçü tersine çevireceğini söyledi: “Artık gençlerimiz iş bulmak için batıya gitmeyecek. Aksine dışarıdan Diyarbakır’a göç başlayacak. Kalifiye eleman ihtiyacımız olacak.”
“Ortadoğu’nun yatırım merkezi olabiliriz”
Diyarbakır’ın sadece Türkiye içi değil, bölgesel ticaret açısından da stratejik bir konuma sahip olduğunu belirten Ebedinoğlu, Habur Sınır Kapısı’nın geçmişte olduğu gibi yeniden canlanabileceğini ve Suriye, Irak, İran ile ticaretin artacağını ifade etti. “Bölgeye dönük ticaret tekrar başlarsa Diyarbakır, Ortadoğu’nun yatırım ve üretim merkezi haline gelir” dedi.
“Barış süreci başarıya ulaşırsa Türkiye şahlanır”
Barış sürecinin başarıya ulaşmasının, sadece bölge için değil Türkiye’nin tamamı için büyük bir sıçrama yaratacağını vurgulayan Ebedinoğlu, şu sözleri kaydetti: “Geçmişte denemeler oldu ama güven eksikliği bu süreci baltaladı. Bu kez tüm siyasi partilerin, sivil toplum kuruluşlarının ve toplumun el birliğiyle bu süreci sahiplenmesi gerekiyor. Barış demek; yatırım demek, istihdam demek, esnafın büyümesi demek. Çocuklarımızın geleceği için bu süreci hep birlikte omuzlamalıyız.”
“Mezopotamya, dünyanın gıda merkezi olacak”
Gelecekte dünya çapında yaşanacak kuraklık sorunlarına dikkat çeken Ebedinoğlu, Mezopotamya topraklarının taşıdığı önemi şu sözlerle özetledi: “Mezopotamya demek; bereket demek. Tüm dünya bu bölgedeki tarımsal üretime muhtaç olacak. Tarım sanayiye dönüşecek. Bu da sanayiciden çiftçiye, esnaftan turizmciye kadar herkesin kazandığı bir düzene dönüşecek.”