DİYARBAKIR HABER -Toplumsal Mutabakat Derneği Genel Başkanı Mahmut Şimşek, Öz Diyarbakır Gazetesine yaptığı kapsamlı değerlendirmede hem küresel savaş dinamiklerini hem de Türkiye’nin iç siyasi sürecini ele aldı.
Şimşek, savaşın insanlık tarihindeki en yıkıcı olgulardan biri olduğunu vurguladı.
Savaşların yalnızca insanlar arasında değil, tüm canlılar açısından olumsuz sonuçlar doğurduğunu ifade eden Şimşek, modern dünyada çatışmaların temelinde emperyalist ve kapitalist sistemin bulunduğunu dile getirdi. Bu sistemin çıkarları doğrultusunda her türlü savaşın göze alınabildiğini belirten Şimşek, dünyanın giderek bir “korku sarmalına” sürüklendiğini söyledi.
“Savaşlar artık jeostratejik değil, jeoenerji temelli”
Geçmişte savaşların daha çok toprak kazanımı ve coğrafi üstünlük üzerine kurulu olduğunu ifade eden Şimşek, günümüzde bu anlayışın yerini enerji kaynaklarına yönelik mücadelelere bıraktığını kaydetti.
Şimşek, özellikle Ortadoğu’da yaşanan gelişmelerin bu dönüşümün en somut örneği olduğunu belirterek, Basra Körfezi’ni “dünyanın en büyük Gordion düğümü” olarak tanımladı. Bu düğümün çözülmeden küresel enerji krizinin aşılamayacağını ifade eden Şimşek, bölgedeki güçlerin enerji kaynakları üzerinden yeni bir paylaşım mücadelesi yürüttüğünü söyledi.
İsrail’in politikalarını da değerlendiren Şimşek, bu tutumun arkasında başta Amerika olmak üzere Batılı güçlerin desteğinin bulunduğunu öne sürdü. Bu desteğin temelinde ise jeopolitik değil, doğrudan enerji kaynaklarını kontrol etme hedefinin yattığını savundu.
“Türkiye tarafsızlık ve dengeyle güç kazanabilir”
Türkiye’nin bu süreçte kritik bir konumda bulunduğunu ifade eden Şimşek, geçmişte olduğu gibi savaşların dışında kalmanın önemli bir strateji olduğunu dile getirdi.
İkinci Dünya Savaşı’nda Türkiye’nin izlediği politikayı hatırlatan Şimşek, benzer bir yaklaşımın bugün de ülkenin çıkarına olabileceğini belirtti. Türkiye’nin hem tarafsızlığını koruyarak hem de bölgesel dengeleri gözeterek hareket etmesi gerektiğini ifade etti.
Ayrıca Türkiye’nin iç barışını güçlendirmesinin, dış politikadaki etkinliğini de artıracağını vurgulayan Şimşek, Kürtlerle kurulacak eşit ve kardeşlik temelli ilişkinin ülkenin bölgesel gücünü pekiştireceğini söyledi.
“Terörsüz Türkiye süreci tek başına yeterli değil”
“Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Şimşek, bu sürecin yalnızca güvenlik boyutuyla ele alınmasının yeterli olmayacağını ifade etti.
Devlet ile silahlı yapıların temasının önemli olduğunu kabul eden Şimşek, asıl belirleyici olanın sivil siyaset ve demokratik adımlar olduğunu vurguladı.
Yaklaşık 1,5 yıldır gündemde olan sürecin dünya örneklerine kıyasla hızlı ilerlediğini belirten Şimşek, ancak kalıcı bir çözüm için Meclis’te geniş bir siyasi mutabakatın şart olduğunu dile getirdi.
Yeni anayasa tartışmalarına da değinen Şimşek, demokratikleşme, eşitlik ve toplumsal barışın güçlendirilmesi için bu sürecin önemli bir fırsat olduğunu söyledi.
“Toplumsal mutabakat olmadan başarı mümkün değil”
Toplumsal uzlaşının önemine dikkat çeken Şimşek, siyasilerin, aydınların ve toplumun tüm kesimlerinin diyalog içinde olması gerektiğini belirtti.
“Konuşmadan, tartışmadan hiçbir sorun çözülemez” diyen Şimşek, toplumsal mutabakat sağlanmadan atılacak adımların kalıcı olmayacağını ifade etti.
“Bölgede ekonomik sorunlar derinleşiyor”
Konuşmasının sonunda bölgedeki ekonomik sorunlara da değinen Şimşek, özellikle çiftçilerin ciddi sıkıntılar yaşadığını dile getirdi.
Elektrik cezaları ve uygulamaların küçük çiftçiyi zor durumda bıraktığını belirten Şimşek, yetkililere çağrıda bulunarak bu konuda adil düzenlemeler yapılmasını istedi.
Ayrıca meraların korunması gerektiğini vurgulayan Şimşek, enerji projeleri ve diğer yatırımlar nedeniyle doğal alanların zarar görmemesi gerektiğini ifade etti.
Şimşek, “Bölge insanının üretim gücü desteklenmeli, ekonomik yatırımlar artırılmalı. Ancak bu şekilde kalıcı bir barış ve refah sağlanabilir” diyerek sözlerini tamamladı.